Güney Kore Hakkında Faydalı Bilgiler 1 – Seyahat

2-20_incheon_1

Uzun süren suskunluğumu sonunda faydalı olacağını umduğum (ve sıkıcı olacağından kimsenin okumayacağını bildiğim) bir yazı ile bozuyorum sevgili (kaldıysa) okurlar.

Biliyorsunuz bir süredir Kore’deyim. Bu dönemde bir kısmınızın benden burası hakkında bir yazı beklediğini de biliyorum. Uzun süre -tamamen üşengeçlikten- bu fikri geçiştirdim. Sonuçta ben 12 günlük Japonya seyahatini anlatmayı bile üşenerek yarıda bırakmış insanım, maalesef derdimi kısa yoldan ifade edemiyorum. Zaten Seul’de geçen ayları tek bir yazıya sığdırmam imkansızdı, üstelik buraya direkt altı aylığına gelince hiç turist hissiyatıyla gelmedim ve o şekilde de yaşamadım.

En sonunda yazıları konsepti olan bir seriye dönüştürmeye karar verdim ve faydalı olacak bir şey olsun istedim, zira burası hakkında bolca soru geliyor ve ask.fm’de cevaplar bir süre sonra yitip gidiyor. Bu şekilde yazılar da daha kısa olacak ve umuyorum yazmaya üşenmeyeceğim. Tabi uyarımı yapayım, vereceğim bilgiler her zaman en uygun ve doğru bilgiler olmayabilir ya da o konularda benden daha bilgili birileri olabilir. O durumda lütfen düzeltmekten çekinmeyin. (nasıl resmiyim)

Öncelikle kolay ve herkesin bildiği kısımdan başlarsak, Türkler olarak biliyorsunuz ki 90 güne kadar vizesiz Seul’de kalabiliyoruz. Bunun anlamı; pasaportunuz (en az 6 ay süresi olması gerek) ve uçak biletiniz olduğu sürece Kore girilmesi zor memleket değil. Hiç yurt dışına çıkmamış arkadaşları bilgilendirmem gerekirse pasaport başvurusundan sonra en geç 4-5 gün içinde pasaportunuz direkt adresinize postalanıyor. Yani o işlemler artık hayli basit. 500 küsur lirayı gözden çıkarırsanız 10 yıllık pasaporta sahip olabilirsiniz, paraya sıkışık değilseniz onu tavsiye ederim uzun vadede çok daha hesaplı.

Benim yazıda odaklanacağım daha ziyade işin seyahat kısmı.

incheon_airport_airstar_avenue

Türkiye’den Seul’e gidiş 9-9.5 saat dönüş ise 11-12 saat sürüyor. Bu yüzden açıkçası ben hep direkt uçuşları tercih ediyorum çünkü bir de aktarma çilesi ile uğraşmak ve yolculuğu daha da uzatmak pek işime gelmedi bugüne dek.

Türkiye daha doğrusu İstanbul ve Seul arasında aktarmasız uçan üç havayolu şirketi var; Korean Air, Asiana Airlines ve Türk Hava Yolları. Ben geçen yıl da, bu yıl da Asiana’yı tercih ettim ama daha önce Japonya’ya Korean Air ile aktarmalı gittiğim için o havayolu şirketi hakkında da fikrim var. THY’yi bilmiyorum maalesef.

İlk olarak fiyattan başlarsak ortalama 2000 TL’yi gözden çıkarmanız gerektiği ile başlayalım. Hasbelkader -benim geçen yıl denk geldiğim gibi- kampanyaya denk gelirseniz de en 1900’e de düşebilir. Bu en düşük aktarmasız uçuş fiyatı ancak bu üç şirket arasında yine farklılık gösteriyor. Korean Air bizim THY misali Kore’nin en lüks ve pahalı bilinen şirketi olduğundan orada fiyatlar 2200’ü buluyor genelde, yani 2000 biraz hayal olabilir. THY’de fiyat 2025 civarı. Asiana’da 2000-2050 arası oynuyor. Bu verdiklerimin hepsi gidiş-dönüş bilet fiyatları, uzun süreliğine gidecekseniz bile mutlaka gidiş-dönüş alın!

Şimdi bileti alma zamanından başlarsak, kesinlikle erken almanızı tavsiye etmiyorum çünkü bir hafta önce de alsanız aylar önce de alsanız fiyatta neredeyse hiç oynama olmuyor, bu yüzden her türlü durumu, son anda çıkabilecek sorunları veya karar değişikliklerini göz önüne alarak bileti erken almayın. Bu uçuşlar İzmir-İstanbul gibi hıncahınç dolan ve koltuk azaldıkça fiyat artan uçuşlar değil emin olun. Hatta Korean Air ve Asiana o kadar uzak tarihler için rezervasyon yaptırmıyor, uçuşları bile göstermiyor. Kanıt olarak aşağıdaki tarihler ve fiyatları veriyorum. Biri bir hafta diğeri yaklaşık beş ay sonrasının rezervasyonu ve fiyat aynı.

THY1  thy2

Bileti gidiş dönün alın tabi ama uzun süre kalacaksanız dönüş tarihinden çok emin olmayabilirsiniz. Asiana eskiden tarihi değiştirseniz bile ek ücret almıyordu, nitekim ben Aralık’ta iki hafta sonraki uçuşum yerine son anda iki gün sonraki uçuşla dönmeye karar verdim ve bir telefonla değiştirebildik. Ancak artık Asiana da ücret alacak Nisan ayından itibaren. Tarih değiştirecekseniz THY 50 Euro, Asiana da 90 Dolar alıyor (yanlış hatırlamıyorsam). Yine de tek gidiş bilet almaktan hesaplı tabi.

Bunlar en pahalı ve rahat seçenekler. Eğer daha ucuz isterim, aktarmalı da olsa umurum değil diyorsanız sayısız alternatif sizi bekler; ister Katar, ister Rusya aktarmalı gidin. Aktarmalı uçacaksanız bir ihtimal erken rezervasyon fiyatta oynamaya neden olabilir, o yüzden erken davranın. Sanıyorum 500 liraya kadar kar edilebilir. Aktarmalı hiç uçmadığımdan ve çok fazla seçenek olduğundan araştırmayı size bırakıp direkt uçuşlara dönüyorum.

IMG_2379

Bileti nasıl alacağınıza gelirsek; THY zaten malum. Asiana için tavsiyem İstanbul ofisleri (0 212 256 4144) ile iletişime geçmeniz. Siz tarihleri veriyorsunuz ve direkt fiyat vs. hakkında ilgilendirip, hemen adınıza rezervasyon yapıyorlar. Almaya karar verirseniz, başka şehirde otursanız dahi hesaplarına parayı gönderip halledebilirsiniz. E-mail adresinize e-bileti gönderiyorlar. Tur şirketleri araya girince komisyon alabiliyor malum, direkt oradan alınca orijinal fiyata almış oluyorsunuz. Sonra uçuş günü check-in yaparken kimlik bilgilerinizi vermeniz yeterli. Korean Air’ın da mutlaka İstanbul ofisi vardır ve işler aynı şekilde yürüyordur diye tahmin ediyorum.

Uçuş kısmına gelelim o halde. Bu kısımda vereceğim bilgiler Asiana ve Korean Air için geçerli zira THY ile uçmadım, ancak orada da benzer olduğunu -belki daha lüks olabileceğini tahmin ediyorum.

Uçuş için ilk tavsiyem rahat giyinmeniz olacak tabi ki. Onca saat hareketsiz oturmak cidden işkence, bir de dar kottu, süslü bluzdu falan kasmayın. Ben inişte soğuk olacak diye pantolon altı tayt giymiş, uçağa binince pantolonu çıkarmıştım misal.

Yol uzun olduğundan zaten bindiğiniz anda koltuğunuzda yastık ve battaniye bulacaksınız. Sonrasında terlik ve kulaklık da veriliyor. Hatta Asiana’da olmasa da Korean Air’da diş fırçası ve macunu da veriliyordu herkese. (Asiana’da tuvalette bulunuyor ama hem diş fırçası ve macunu hem de tek kullanımlık ağız gargarası. Ben her ihtimale karşılık yanıma alıyorum tabi)

Korean-Air-A380-First-Class-086

Bunun dışında önünüzde üstteki fotodaki gibi bir cihaz olacak. Bunun içinde pek çok film, oyun, müzik (bir dolu Kpop) vs. var, ayrıca uçuş rotası, kaç saat geçmiş kaç saat kalmış onları da görüp “Lan iki film izledim hala beş saat var” deyip bunalıma girmeniz mümkün.

Uçuş esnasında iki öğün yemek veriliyor. Genelde iki seçenek var, ya Kore yemeği ya da batı usulü yemek. Kore yemeklerinden biri banko Bibimbap, diğerleri de değişebiliyor. Yenilesi ve lezzetliler.

2012-10-07 22.22.17

Bunun dışında arada içecek vs. dolaştırıyorlar, fındık fıstık veriyorlar. Yemekte içecek de var tabi, üstüne siyah ve yeşil çay ve kahve mutlaka veriliyor. Hatta Seul’den dönüş daha uzun sürdüğünden buradan giderken olmayan ekstra bir ara öğün oluyor (dilim pizza gibi).

Kısacası uçuş esnasında sizi rahatsız edecek tek şey; aynı pozisyonda oturmak olacak. Uzun süren uçuşlarda koltuk aralığı çok daha geniş olsa da bu bir şeyi değiştirmiyor. Ayağınızı uzatabileceğiniz First Class’ta olmadığınız sürece bir süre sonra illa ki rahatsızlıklar başlayacak. Tabi bir ihtimal bulunduğunuz kısmın en önünü kaparsanız ayak uzatacak bir boşluk oluyor önde koltuk olmadığından, ben daha hiç kapamadım. Bir diğer olasılık ise boş uçuşa denk gelmeniz. Aralıkta Türkiye’ye dönerken yanım boştu ve bir önceki gece de uyumamıştım. Geçirdiğim en rahat yolculuktu, bir güzel uzanıp, hunharca uyudum ve sadece yemek için kalktım:”D

Şimdi yolculuk esnasında rahat giyinme haricinde, hareket de önemli. Eğer yanınız doluysa ve sürekli oturur vaziyetteyseniz, uzun süre o pozisyonda kalmayın. Mutlaka arada kalkıp yürüyün, hatta tuvaletin orada insanların egzersiz yaptığı bir boşluk var, orada esneme hareketleri yapın. Bolca su için. Bir de yanınıza mutlaka ağrı kesici ve mide ilacı gibi şeyler alın. Ben iyi ki almışım dedim açıkçası. Hani illa uçuş çok etkileyecek diye bir kaide yok ama ne olur ne olmaz.

O halde memlekete giriş kısmı hakkında da bilgi verelim. Uçakta size doldurmanız için iki kağıt verecekler. Uçakta doldurmanızı ve indikten sonra hazır bulundurmanızı tavsiye ederim. Uçakta vermeseler de telaşa mahal yok, aynı kağıttan pasaport kontrol öncesi yine bulabilirsiniz.

Incheon cidden çok rahat bir havaalanı. Uçaktan indikten sonra ayı gibi tabelalar sizi zaten Baggage Claim ve Passport Control noktalarına götürecek.

Önce Pasaport kontrole gireceksiniz. Eğer uçakta verilen kağıtları doldurduysanız onlar ve Pasaportu görevliye veriyorsunuz, görevli parmak izinizi alıyor. Bazen soru soruyor ama çoğunlukla sormadan belgelerden birini ve Pasaportu geri verip, sizi içeri alıyor. (Belgeler kimlik ve pasaport bilgileri haricinde, ne kadar ve nerede kalacağınız bilgisini istiyor, Kore’de adres ve telefon numarası falan istiyor ama yer ve telefon bilgilerini geçiştirme de doldurabilirsiniz, detaylı bir kontrol yok. Bunun haricinde altta dört-beş soru var temelde silah ya da yüklü para sokmaya çalışıyor musunuz ekseninde dönen, hepsine hayır deyip geçeceksiniz)

Sonra bagaj alımına gidiyorsunuz. Pasaport Kontrolden sonra büyük bir ekranda uçuşunuzu bulup, bagajı nereden alacağınızı görebilirsiniz. Zaten muhtemelen yanınızda yörenizde dolananlar da aynı uçuştan olacak yani artık o kadarını bile yapamam diyorsanız kalabalığı takip edin.

611993_image2_1

Bagajı aldıktan sonra az bakının zaten yine kocaman tabelalar çıkışı gösterecek. Çıkışta bir memur daha olacak ve sizden doldurduğunuz belgelerden sizde kalanı (hani pasaport kontrol memurunun geri verdiği) da alacak. Böylece sağ salim varmış olacaksınız.

Sonrası nasıl oluyor, o da artık gelecek yazıya^^

Not: Fotoğraflar (bilet rezervasyon görüntüsü hariç) bana ait değildir.

Garden of Words / Kotonoha no Niwa

tumblr_n5ifv0H29X1sfdfqmo1_500

Makoto Shinkai’nin animelerinin tek sorunu çabucak bitmeleri demek isterdim aslında ama düşününce belki de anlatmak istediği kadarını anlatıp, konuyu sündürmeden bitirmesi filmlerini daha değerli kılıyor. Bu film de sadece 45 dakika süren, huzurla izlenen bir yapım olmuş.

Çoğu kişi yönetmeni Byosoku 5 senchimetoru (5 Centimeters Per Second) filmi ile tanıyordur eminim zira anime filmlere ucundan kıyısından el atıp, birkaç film izlemiş kişilerin bile izlediklerinden biri mutlaka budur. Lafı açılmışken hala izlemediyseniz tavsiye edilir.

tumblr_n5htuwIcJJ1rk1qp5o1_400

Filmi izlemeye yönetmeni az çok tanımanın getirdiği beklentiyle başladım ve daha ilk sahneden beklentim karşılandı diyebilirim. Kısa yazıma sıkıştırdığım giflerden anlayacağınız gibi Makoto’nun öne çıkan yönü her daim çizimleri olmuştur. Bir animede çizimlerin öne çıkmasından bahsetmem garip gelebilir çünkü çizimle yaratılan bir şeyden bahsettiğimizden bu elzem gibi görünüyor ama hayır, bazen konuyu derinleştirip, basit çizgilerle derdini anlatan animelere de rastlıyoruz sonuç olarak. Her anime sizi farklı bir yerden yakalıyor, ancak Makoto’nun animeleri beni her zaman çizimlerin gerçekçiliği ile yakalamıştır.

tumblr_n5ncmgdmn81r0p4pro1_500

Çizim derken kast ettiğim ise karakter çizimlerinden ziyade, doğanın resmedilişi. Byosoku 5 senchimetoru’da da bunu görmüştük. Konusu da kesinlikle izleyeni içine alıyordu ama bu animenin adını duyduğumda gözümün önünde hep uzaya fırlatılan roketler, sakura ağaçlarından dökülen çiçekler ya da o malum tren yolu canlanıyor. Koto no ha no niwa için de aynısı geçerli. Doğanın, çevrenin resmedilişi o kadar gerçeğe yakın ki bazen kendinizi gerçekten o ortamda hissediyorsunuz.

Filmin konusuna değinirsek, lise öğrencisi olan Takao eğitimini sürdürmenin yanı sıra, geçimini sağlamak için çalışmak da zorundadır. Tüm bu karmaşa içinde hayallerine vakit ayırmayı ihmal etmez ama. Asıl istediği, ayakkabı tasarımcısı olmaktır ve yoğun hayatından fırsat bulduğu her an kendisini yeni modeller tasarlarken bulur.

tumblr_n5ji0lhqbL1rk1qp5o2_400

Takao zamanla yağmurlu günlerde kendini pek de ait hissetmediği okuldan tüyme ve parka gidip, ayakkabı tasarımları yapma gibi bir huy edinir. Bu gezilerinden birinde ise bir kadınla tanışır. Tuhaf bulduğu huyları olan bu kadın ona bir yerlerden tanıdık gelir ama çıkaramaz. Bunun da ötesinde bu kadın zaman içinde belki de ona en yakın insan olmayı başarır. Yağmurlu havalarda parkta buluşma üzerine pek sözlere dökülmeyen bir anlaşma sağlanır aralarında ve zaman içinde daha da yakınlaşırlar.

Filmin bundan sonrasını artık size bırakıyorum. Sadece 45 dakikalık bir film, konu gereğinden fazla dallanıp budaklanmıyor. Makoto, az ama öz sözle derdini anlatıyor. Buna rağmen kısa süresi içinde karakterleri boyutlandırmayı ve derinleştirmeyi bir ölçüde başarmış. Konu açısından çok özgün bir film değil belki, ancak kendince bir derinliği var. Yani zaten başına oturmanızla kalkmanız bir olacağından izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Kafa yormayan, göze ve kulağa hoş gelen bir film.

Ufak bir de uyarı; bitiş jeneriğinden sonra bir sahne daha var, bekleyip onu da izlemeyi unutmayın.

tumblr_n5mwtfupB11smti2go1_400