This Is England!

 

İlk sinema yazımı da yazmış oluyorum böylelikle. Aslında blogu açarken iddialı bir giriş yaptım, Uzak Doğuyla ilgili herşey dedim, ama arada başka mecralara akabilme hakkımız da olsun. Bu süper filmi izleyeli iki sene olmuştur herhalde, ama bugün aklıma geliverince yazayım dedim, zira çok izlenen bir film olduğunu sanmıyorum.

Hatırlamak biraz zor olacağından wikipedia desteğiyle anlatalım meramımızı. 1980ler İngiltere’sinde geçmekte filmimiz. Ben seksenleri severim, İngiliz aksanını ondan da çok severim. Hele filmde skinheads olarak geçen bu punker arkadaşları daha da çok severim. Bu yüzden pek severek izledim. Pek çok şeyden bahsediyor filmimiz, ama en çok şeker bir ufaklığın öyküsü üzerinden ilerlemekte. Annesinin iğrenç giydirdiği, babasını kaybetmiş bir çocuk Shaun. Okulda dalga konusu oluyor haliyle. Bir gün karşısına skinheads grubundan Woody çıkıyor ve onu tabiri caizse kanatları altına alıyor. Bu grup ne ola ki dediğinizi duyar gibiyim. Efendim, skinheads İngiltere’de 60larda türemiş bir altkültür veya akım diyebiliriz. Punk, soul vb. türleri dinlerler, saçlarını kazıtırlar (kız bile olsalar), aslen apolitik olsalar da zamanla politikayla ilgilenenleri de türemiştir. Filme dönersek bizim ufaklık ilk olarak non-racist (yani ırkçı olmayan diyebiliriz) gruba dahil olur. Façayı düzeltir, saçları kazıtır, büyük abilerle takıldığından havası artar. Hatta gruptaki yaşça kendisinden hayli büyük bir hatuna gönül verir.

Grubun lideri hapisten çıkınca olaylar kopar zira kendisi ırkçı görüşlere sahiptir. İkiye bölünürler Shaun da bir oraya bir buraya savrulur. Bu iki grup arası çekişmeyi ve Shaun’un hikayesini izleriz devamında.

Şimdi bu filmi neden izleyelim? Öncelikle çocuk oyuncunun performansı müthiş. Hatta tüm oyuncular mükemmel bir iş çıkarmış. Çok doğal bir film, hikaye direkt içine çekiyor izleyiciyi. Büyük olaylar yok filmde ama nasılsa kasmadan, sıkılmadan izliyorsunuz. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile. Müzikleri de güzeldi diye hatırlıyorum, şimdi tekrar indirip teyit edeceğim. Hatta bu vesileyle tekrar izlemek farz oldu. Dublajı var mıdır bilmiyorum ama tavsiyem orijinal diliyle izlemeniz tabi, eğer benim gibi British accent hastasıysanız:D

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s