Malice Mizer-Regret (Piyano+Bateri=Leziz)

Malice Mizer’dan bahsetmiştim daha önce, ama okuyanlar için şarkı indirmek zor olabilir diye düşünüp bir de link vereyim dedim:D Yani emrivaki yapıyorum artık.

Rock müzik sevmeyenleriniz olabilir saygı duyarım, ama Regret öyle bir şarkı ki ne tür müzik dinlerseniz dinleyin, bunu seversiniz diye tahmin etmekteyim. Özellikle klasik müzik seviyorsanız veya benim gibi piyano denen şeye aşıksanız. Gackt bu şarkıda muhteşem sesini değil de ellerinin marifetini sergilemiş, rahmetli Kami de bateri başına geçince dinlemekten sıkılmanın imkansızlaştığı, tüm pişmanlıkları (regret) akla bir bir getiren bu eser çıkmış ortaya.

Piyano severler buraya diyorum ve canlı performans videosunu paylaşıyorum.

My Name Is Kim Sam Soon

 

Kore dizilerinde daha çok komedi tercih eden biri olarak bu dizi uzun süredir listemdeydi. En son 1 ay kadar önce nihai kararımı verdim ve izledim. Coffee Prince’e benzediği söylenmekteydi hep, ben de başta bu dizinin sonra çekildiğini düşünüyordum, meğersem bu dizi daha önce çekilmiş, 2005 yapımıymış. Neyse sadede gelirsek Bridget Jones’un Günlüğü ve Coffee Prince sevenler mutlaka izlemeli, hatta hiç düşünmeden izlemeli.

Dizimize dönelim Kim Sun Ah’nın canlandırdığı Kim Sam-Soon karakterinden bahsedelim önce. Kendisi 30una gelmiş, etine dolgun, porsuk saçlı bir pastacı, veya kendi deyimiyle parti şefi. Şapşal ve sakar olması Allah’ın emri zaten. İşte dizimizin başında kendisi 3 yıllık sevgilisinden tekmeyi yer. O erkekler tuvaletinde ağlarken karşısına Hyun Bin’in canlandırdığı Hyun Jin Hoon çıkar. Bu karşılaşma orda kalmaz tabi. Zira Jin Hoon restoranına yeni bir parti şefi aramaktadır, Sam Soon da işsizdir. Jin Hoon’dan bahsedersek kendisi yakışıklı, Sam Soon’a göre genç ve de zampara bir karakterimizdir. Aynı Han Kyul (bkz:Coffee Prince) örneğinde olduğu gibi annesi ona bir eş bulmayı amaçlamıştır ve bunun için görücü usulü randevulara yollar. Tabi zamanla Jin Hoon’un eski dalgası çıkar ortaya, o eski dalgaya hayran başka bir erkek de çıkar ve aşk dörtgenimiz tamamlanır.

 

İşte dizimiz bu 4 karakter üzerinden çok eğlenceli bir hikaye anlatır. Bazı sahneler ciddi anlamda yarıcıdır. Örneğin, Jin Hoon’un tuvalet macerası ve karaokeye gitmeleri ilk aklıma gelenler. O sahnelerde cidden nefesim kesilene kadar güldüm. Bunun haricinde yine son derece samimi bir dizi. Cidden Coffee Prince’i andırmakta, ama çok önemsiz sahnelerde hissediyorsunuz bunu. Ara sıra drama bağlasa da bunu çok dozunda yapan bir dizi olduğunu söylemeliyim. Zaten dramdan komediye geçişi çok çabuk yaptıklarından sorun olmuyor. Bu arada diziyi izlerken el altında tatlı bir şeyler bulundurmak elzem, çünkü bazen pastalar salyanızı akıtabiliyor.

 

Dizinin finalini de ayrı beğendim. Mutlu son yapmışlar ama gerçekçi olmayı da bir kenara atmamışlar. Kötü karakterler bir anda meleğe dönüşüp, vur ensesine al lokmayı kıvamına gelmemiş. Zaten dizide öyle “evil” bir karakter yok, ama en azından Jin Hoon’un annesi bir bölümde yumoş, tonton anneye dönüşmemiş ki dizilerin genelinde son bölümde saçmalarlar, 100 bölümdür kaskatı duran karakterleri oyun hamuruna çevirirler. Bu dizide bunu görmemek takdirimi kazandı.

Dizinin müzikleri de kendi gibi eğlenceli ve şeker. Romantik komedi sevenler, kafa yormadan eğlenceli bir dizi izlemek isteyenlere önerilir.