Ağlatan Şarkılar-1

 

Çok sevgili Muazzez ablamızın Nostalji serisi gibi bir seri yapmaya karar verdim dostlar. Malumunuz listelere saracağım konusunda sizi bilgilendirmiştim. Neden böyle bir liste yaptım peki? Önceden gayet mantık timsali biriydim, değiştim. Artık sadece dizidir, filmdir onlara da ağlamıyorum. Bir şarkı dinliyorum yaşlar sel olup akıyor anacım, hele aşağıdaki hallerini dinleyince daha bir kötü oluyorum. Ben de dedim beni ağlatan şarkılardan bir demet sunayım. Aslında bunun daha Amerika’sı var şusu var busu var, ama şu aralar jrock ağırlıklı dinlediğimden ilk listem böyle oldu. Aslında az şarkı olcak ama zamanla yeni listeler yapiciim canlar 🙂 Yani yurdumdan şarkılar da olcek, ecnebilerden de 🙂 Gerçi blogumu takip edenler pek jrock meraklısı olmadığından bu yazı mahsun ve öksüz kalıcak zannımca. Neyse ben kendi kendime takılırım burda 🙂

1. X Japan-Endless Rain- “A Must Watch” der ecnebiler, bu onlardan işte

Önbilgi: Yok arkadaş şu aşağıda gördüğünüz video dağıtır adamı, mahveder. “Ben rock dinlemem” diyip yaklaşmayanı Allah çarpar, şarkımız zaten balladlığın hakkını sonuna kadar veriyor. Zaten şu bloga uğrayan Kore sevdalılarının çoğu Windstruck‘ı izlemiş ve dolayısıyla bu grubu dinlemiştir aslında. Kızımız adamı tekrar görmeyi (ölü olarak da olsa)beklerken bu grubun muhteşem Tears‘ı çalmaktaydı, yani filmin en baba sahnesinde X Japan dinledik hepimiz.

Peki bu video neden dağıtır adamı? Şarkı değil olay sadece. Bu gördüğünüz grubun bir arada son konserinden (Last Live) alınmadır. 1997de Japonya’nın efsanevi rock grubu X Japan, solist Toshi ayrılma kararı alınca dağılmaya karar verir, ama bundan önce hayranlara bir ayrılık hediyesi olarak bu konseri verir. Grup üyeleri de hayranlar da bunun son olduğunu bilerek dağılmıştır zaten. Malesef bu konser başka açılardan da “son“dur, çünkü şu an açıp izleyenler bilir ki grubun über gitaristi Hide bu görüntülerden sadece bir kaç ay sonra vefat edecektir. Hala gizemini koruyan bu üzücü kayba hiç girmeyeceğim. Grup şu aralar tekrar bi araya gelse de grubun1 numaralı adamı yani bateristi ve piyanisti olan Yoshiki’nin hala depresyonu tam olarak atlatamadığı bilinmektedir.

Videoya dönersek Yoshiki’nin piyano başında harap olmuş halleriyle başlar zaten, sonra ona Toshi katılır. Hide rengarenk kıyafetlerine tezat bir hüzün içersindedir. Bir süre sonra grup üyeleri işi seyirciye bırakıp, hüzünle onları dinlerken film kopar zaten. Mutlaka izlenmesi gerek diyorum daha da bir şey demem.

2. Dir En Grey- Ain’t Afraid To Die -Ağlarsa Kyo Ağlar Gerisi Yalan Ağlar…

Önbilgi: 1997de müzik dünyasına adım atmasından beri her albümde kendini yenileyen bir gruptur Diru. Rock sevmeyenlere pek tavsiye etmem zira biraz sert müzik icra eder kendileri. Ancaaaaaaak bazen aşağıdaki gibi efsanevi balladları da müzik alemine hediye ettikleri görülmüştür. Bu bambaşka bir şarkıdır, başyapıttır, dinlemeye asla doyamadıklarımdan biridir.

Şarkının konusu şu. Arkadaşına aşık bir adam var, bir süre sonra kadın ölüyor. İşte adamın kadına ağıdı gibi düşünebiliriz. Kyo-yani solist- bu şarkıyı söylerken hep ağladığından (zaten kayıt versiyonunda da bariz ağlar söylerken) konserlerde hep sona bırakılırmış çünkü Kyo kendine gelemezmiş. Müthiş sözlerinin yanında şarkıdaki gitar soloları için özellikle Kaoru ve Die kutlanmalı diyorum. Kyo’nun yaşla dolu boncuk gözleriyle (burda lens takmış ama kendi gözleri daha güzel hihi) sizi başbaşa bırakıyorum.

(Videonun “info” bölümünde şarkı sözleri mevcuttur)

3. Malice Mizer (Gackt- Kami) – Regret

Bu şarkıdan daha önce bahsetmiştim, kimse de ilgilenmemişti 🙂  Tekrar koyuyorum videoyu çünkü bu başlıkta bahsetmemek ayıp. Muhteşem bir piyano, ardından da bateri performansı izlenmeli. Daha önceki yazıma şuradan ulaşabilirsiniz.

4. Monoral-Kiri – Japonlar böyle de güzel İngilizce söyleyebilir anacım

Hala izlemekte olduğum anime Ergo Proxy‘nin açılış parçası olarak çıktı karşıma. Muh-te-şem bir açılışa, aynı muhteşemlikte bir parça. Aynı animenin sonunda da Paranoid Android çalar zaten. Abimin sesi güzel, sözler muhteşem, müzik şahane. Animenin açılış videosunu ekliyorum buraya. (Aslında şimdi düşündüm de dizi anime açılışları olsun bir sonraki olayım 🙂 ) “You complete my faith” demiş “Come and save me” demiş, ne de güzel demiş…

5. K- Only Human ve Remioromen- Konayuki – Ağlatan diziden ağlatan şarkılar

1 litreden çok daha fazla gözyaşı döktüğüm bu diziden bir şeyler koymasam olmazdı. Diziyle ilgili yazmıştım önceden, aslında Remioromen’in diğer şarkısı da süperdir ama hepsini de koyamadım artık.

6. Luna Sea – Mother- Annem Annem

İçli şarkı vesselam, klip de güzel. Yeni keşfim ama tuttum bu abileri 🙂 Jrock’ta bir numerolardan yine, bu şarkıda da yürekleri dağlıyorlar. Bir Mahsun’un “Annem annem”i bir de Luna sea’nın “Mother”ı üstlerine tanımam 😛 

Gönüllerin birincileri: (Mansiyon alanlar) X Japan‘den Tears gönlümün sultanıdır, hatta Endless Rain’den çok severim. Bu şarkıyı koymamın sebebi biraz da canlı performansı oldu.

Malice Mizer‘dan Au Revoir yine gönüllerin birincilerinden ama Regret başkadır.

Utada Hikaru olabilirdi, mesela Prisoner of Love. Kısmet değilmiş.

Boa‘dan Duvet olabilirdi ama o sanırım başka bir listede karşınıza çıkacak.

L’arc En Ciel‘dan Finale babalar gibi de olurdu ama önceden bahsetmiştim ondan, o yüzden koymadım.

Rentrer En Soi‘den bir ton şey olabilirdi, adamlar ballad makinesi, o da başka bir yazıya artık diyorum.

Daisy Bilmecesi (Biraz da Director’s Cut Üzerine)

Şimdi neden böyle bir başlık attım hepiniz meraktasınız eminim (evet belki farketmediniz ama tüm Türkiye benim blogumu takip ediyor 🙂 ) Bu film benim için tam bir muammaya dönüştü aslında. Bir süre önce izleyip yorumlamıştım, yorumda filmin Director’s cut versiyonu olduğundan da bahsetmiştim. Yazıda yer vermesem de şimdi yazayım izlerken küçük bir dangalaklık sonucu ilk kısmı Director’s cut (DC diye kısaltıciim bundan kelli) 2. kısmı normal versiyon olarak izledim. Bunun sebebi şu. İlk izlediğim site hiç bir DC ibaresi koymamıştı videoya, sonra yarısında sorun çıkınca ben youtube’a geçiverdim. Tam o sahnede de bir farklılık gözüme çarptı. Birinde diğerinde olmayan küçük bir sahne vardı. Video sorunludur atlamıştır diyip devam ettim. Zaten filmi bitirince de DC versiyonu olduğunu okudum, çaktım olayı. İlk yazımda da böyle uzun uzadıya açıklamak zor geldiğinden es geçtim bu mevzuyu.

 

Şimdi neden önünüze sunmaktayım. Bugün arkadaşlarıma izletmek ve arşivime de katmak için filmin normal versiyonunu indirdim. Başına bakıp da katilin (ben ona öyle hitap ediyorum) daha jenerikten karşımıza çıkması şaşırttı beni zira DC ile arasında bu kadar büyük bir fark olacağını tahmin etmemiştim. Başı o kadar farklı ki! Benim izlediğim versiyonda katil karakterini ilk yarım saat hiç görmüyorduk. Papatyaları bilinmeyen biri bırakmaktaydı, sonra yine polis çıkıyordu meydana, “papatyacı arkadaş” ayağına yatıyordu, ama biz olaylar kopana, çatışma olana kadar gerçek kahramanımızı görmüyorduk. Bu sahneye kadar önce ressam hatun, sonra polis hikayelerini anlatıyordu. Çatışma sonrasında katille tanışınca da hikayesini onun ağzından dinliyorduk. Normal filmde bu hikaye ilk sahneden veriliyor, sonra zaman zaman yine anlatıyor katilimiz. Ama DC versiyonunda, normalinde ara ara izlediğimiz katille ilgili sahneleri burda arka arkaya hikaye karakterin ağzından anlatılırken izliyoruz. Ben bu arka arkaya ana karakterlerin hikayelerini anlatmasından ve asıl adamın bir süre gizemli kalıp bir anda ortaya çıkmasından çok etkilenmiştim, meğersem normalinde olay bu şekilde ilerlemiyormuş. Yani katil karakterinde bir gizem yokmuş, ilk sahneden beliriyormuş.

Ayrıca DC versiyonunda katilin kız için köprü yaptırması gösteriliyor mesela, normalinde o kadar ayrıntılı değil. Daha da eklenen bir çok sahne var, ufak tefek de olsa. Tamam DCnin olayı budur zaten de ben bu kadar fark olacağını düşünmemiştim, o yüzden çok takmamıştım 2 versiyonu harmanlayıp izlemeyi. Oysa filmin başlangıcı (ilk yarım saati özellikle) o kadar farklı ki benim gibi ilk izleyen biri DC izleyince normalini izleyenden çok daha farklı şeyler hissediyor. Daha sürprizli olduğu ve merak ettirdiği için DC daha iyi sanırım. Gerçi bilemiyorum maalesef ilk izlediğim asıl versiyon olsaydı ne hissederdim, artık bilmek imkansız!

Bu sahne yedi bitirdi beni!!!

Filmin başını DC, sonunu normal izleyince dedim şimdi bir de DC versiyonundaki sonuna bakayım. İlk yazımda sonunun farklı olabileceğini yazmıştım, aslında büyük bir fark yoktu ilk bakışta. Ama son sahnede öyle bir şey yaptı ki kaldım öyle. DC versiyonunu izleyecek olup da buraya kadar yazımı okuyan varsa artık uzaklaşsın, spoiler geliyor. DCde yine kızımız ölüyor, yine üçlü yağmurdan kaçıp malum yere sığınmış, herkes gri tonlarda bu arkadaşlar renkli, buraya kadar tamam. Ben de tam bu düşünceyle kapatacakken sığındıkları dükkanın üstündeki yazı dikkatimi çekiyor. Zaten hemen sonra bizim polisin yanında diğer kıdemli polis bitiyor, yazıyı gösteriyor. Ona okuyor. Polis imalı bir şekilde gülüyor. Ardından yine bildiğimiz son, katilimiz papatyayı suya tutuyor falan. Peki panoda ne yazıyor :”No matter what, the future can be changed” meali “Ne olursa olsun gelecek değiştirilebilir”. Ah be yönetmen yapılır mı bu şimdi? Madem DC dedin, fantezi yaptın, şekil yaptın, tamamen mutlu son yapsaydın. Hiç bir şey anlamadan öylece kaldım. Geçmişten öylesine bir sahne gösteriyorsan göster, o cümle oldu mu şimdi?

Şu an zaten bilmiyorum hangi versiyonunu izleticeğimi, çünkü her ikisini de farklı açılardan beğendim. Nitekim gece gece çıldırdım. Çareyi buraya kusmakta buldum 🙂

Edit: Merak edenler için Director’s Cut indirme linkleri aşağıya eklenmiştir.

Daisy Director’s Cut (Türkçe altyazılı)

http://rapidshare.com/files/224154041/Daisy.Directors.Cut.Part1.part1.rar
http://rapidshare.com/files/224198329/Daisy.Directors.Cut.Part1.part2.rar