A Moment to Remember

 

Kore camiasına adım attım atalı adını duyduğum bir filmdi ama genelde dram kategorisindeki filmleri hemen izleyemem, sancılı bir süreçten geçerim. Açıp açıp kapatırım, kalbim kaldırmayacak gibiyse. En sonunda bugün cesaret ettim ve oturup izledim.

En kısa ve öz haliyle güzel bir aşk hikayesini anlatıyor bu film. Bu yazıyı okuyanlar muhtemelen filmle ilgili bilgi sahibidir diye düşünmekteyim, o yüzden pek spoiler korkusuna düşmeden şunu söyleyebilirim ki beklediğiniz gibi hastalıkla geçen, boğucu tonda bir film değil. Aksine filmin çok büyük bir bölümü bu aşık çiftimizin mutlu günlerini anlatmakta. Bu açıdan dram korkusuyla uzak durulması gereken bir film değil, zira bitirdikten sonra gayet huzurla filmin ne kadar güzel olduğunu düşündüm ben, kahretsin nerden izledim gibi bir düşüncem olmadı. Belki biraz uzun gelebilir izleyene ama benim gibi haldır huldur finale koşmak isteyen sabırsız biri bile izleyebildiyse herkes izler.

Baş karakterlerden ilki So-Jin. Onu tanıdığımızda henüz yorucu bir ilişkiden çıkmış bir kız. Zengin bir aileden geliyor. Moda tasarım işinde ve erkek giysileri tasarlıyor. Diğer başrol de Choi-Chul Su kendisi sigarasını ağzından düşürmeyen, asi ve cool bir marangoz. İşte ikilimiz bir şekilde tanışıp, kaynaşıyor. Herkesi imrendiren mutlu, sorunsuz ve eğlenceli bir beraberliğe adım atıyorlar. Filmin büyük bir kısmı da tahminlerin aksine onların mutlu ilişkilerini konu alıyor. Bir süre sonra kızın hastalığı çıkıyor meydana ama bu sonlarda oluyor yani az önce de dediğim gibi filmde o hastanelere has, kasvetli hava yok. Zaten yakın zamanda öyle bir dizi izledim ben de kaldıramazdım öyle olsa. (bkz: 1 litre of tears)

Choi Chul Su

Şimdi bu paragrafla beraber filmi izlemeyenler hafifiten sıvışabilir çünkü detaylara gireceğim. Neden bu kadar sevdim diye soruyorum şimdi kendime, nesi başkaydı acaba? 9 parça halinde izledim filmi ve daha ilk 2 parçayı bitirdiğimde, odama giren ablama “Çok güzel buu” dedim. Hatta korkmaya başladım, çok üzülücem sonunda diye düşündüm. Şimdi yavaş yavaş çözüyorum aslında, sanırım benim bir aşk filmini sevmem için karakterleri birbirine yakıştırmam gerekiyor ki burdakileri gördüğüm anda çok yakıştırdım. Konuya dönerSek, her Kore yapımında olduğu gibi burda da tanışma esnasında iğrençlikler olmadı değil. Koreliler genel olarak geğiren, kusan kızları seviyor galiba, ki ben erkek olsam hayatta bakmam 🙂 Neyse sevimli bir tanışma sahnesinin ardından, Chul Su beklenmedik biçimde o cool maskeyi atar ve bizimkiler mutlu bir beraberliğe adım atarlar. Hayatları yavaşça rayına oturmaya başlar, Chul Su mimarlık sınavını geçer, yavaş yavaş yükselmeye başlar. Chul Su‘nun So-Jin‘in ailesine layık olmaması mevzusu abartılmaz bizim Türk filmlerinde olduğu gibi. Burdaki baba, So Jin bayılınca Chul Su‘nun telaşlanmasından, So Jin kendine gelir gelmez sarılmalarından zaten birbirlerini ne kadar sevdiklerini anlamıştır.

Chul Su artık Kore yapımlarından görmeye alıştığımız üzere dağılmış bir aileden geldiğinden evlenmeye yanaşmasa da biz anlayamadan So Jin ikna eder onu. Ben artık bu noktada hastalık devreye girer diye düşündüm ama biz yine onların ilişkilerini izlemeye devam ettik. Bu kez yarattıkları sorun da Chul Su‘nun bir türlü sevdiğini söylememesiydi. Yani genelde böyle küçük sorunlar haricinde sorunsuz giden, mutlu bir beraberlikleri vardı.

Bu aşamada bir yandan So Jin‘in hastalığı ağırlık kazanmaya başladı ama yine de abartılmadı bu filmde. So Jin bir kaç haftada bir kontrole gidiyordu, hastalığı yavaş yavaş ortaya çıktı. Bize de aynen böyle yansıtılmış zaten, biz de seyirciler olarak doktor sahneleri dışında hastalığa pek kafa yormadık, gerçi başımıza gelecekleri de biliyorduk. Bu noktada artık en deneyimsiz izleyici bile altından bir bit yeniği çıkacağını çakozlamıştır diye düşünmekteyim. Hastalık filmin başından itibaren emarelerini gösterse de ve So Jin‘in unutma problemi sürekli karşımıza çıksa da ben hala filmin depresif bir tonda olmadığını iddia ediyorum, nasılsa senarist ve yönetmen bunu başarmış ki bence büyük başarı, belki de filmi bu yüzden sevdim.

Aşk

Müziklerin şahaneliği haricinde, senaryonun çok başarılı olduğunu söylemeliyim. Çok sade diyaloglarla, ağdalı cümleler kullanılmadan etki eden bir film olmuş. “Ben senin için herşeyi hatırlarım”  gibi, baştan sona So Jin‘in mektubu gibi. Basit cümlelerle meramını iyi anlatmış. Oyunculuklar için diyecek söz bulamıyorum. Chul Su rolünde izlediğimiz Jung Woo Sung muhteşemdi ki kendisinin yakışıklılığı ve karizmasıyla demiri bile eritebileceğine dair ciddi şüphelerim var.  Beyzbol sahasında ağladığını saklamaya çalışması, So Jin‘in mektubunu okurken ve hastalığını öğrendiği sahnelerdeki ifadesi tek kelimeyle müthişti. Başka biri oynasaydı o sahneler bu kadar akılda kalıcı olmayabilirdi. Son Ye Jin de çok iyiydi. Chul Su‘ya sevgi dolu bakışları yüreğimizi dağladı. Görüntüler de çok güzeldi, özellikle şu evin inşa edildiği arsadakiler. Aslında ben o evin tamamlanmasını isterdim, hatta  film araba yerine orda son bulabilirdi. En azından hayallerinin evini tamamlamış ve içinde mutlu mesut otururken veda ederdik Chul Su ve So Jin‘e.

Son olarak yine şiddetle tavsiye ettiğim bir film. Her Kore sineması severin mutlaka izlemesi gereken bir film. İngilizce altyazılı olarak buradan izlenebilir.

 

Bunları biliyor muydunuz?

Başrollerden Son Ye Jin‘in The Classic, Jung Woo Sung‘ın ise Daisy ve Sad Movie gibi popüler ve yine dram türünde Kore filmlerinde oynadıklarını biliyor muydunuz?

P.s: Bundan sonra her yazıma bunlardan koymaya karar verdim. Değişiklik olsun, gözümüz gönlümüz açılsın. Gerçi pek şaşırtıcı olmadı bu bilgiler ama idare ediverin.

Edit: Yıllardır dinlediğim La Paloma gözlerimi doldurur oldu artık. Şu video’yu ekleyesim geldi.

Warning: Video bolca spoiler içermektedir.

Reklamlar

23 comments on “A Moment to Remember

  1. Ahh ahh şimdi okurken tek tek hatırladım sahneleri. Çok çok sevdiğim filmlerdendir. Dediğin gibi öle çok salya sümük ağlatan bir film olmasada insanın yüreğini sızlatmayı başarmışlar. (gerçi ben bundada baya ağlamıştım ama bu tamamen benim sulugözlüğümden kaynaklanıyor. 😀 )

    Dükkat dükkat, spoiler içermektedir, izlemeyenler okumasın çok can alıcı bir sahneden bahsediceğim 😀
    Ah o kızın marketteki herşeyi hatırlama sahnesi yok mu işte orası çok ama çok güzeldi. Bir an için bile olsa adama yine o sevgi dolu gözlerle bakması harikaydı. Üstelik gerçekten alzheimer hastaları bir anda her şeyi hatırlayabiliyorlarmış. Kısa bir an bile olsa yakınları için çok mutluluk vericidir eminim.
    Yaşadıkları küçük kulubemsi ev çok hoşuma gitti. Ahh ahh Jung Woo Sung sahnelere bir şey diyemiyorum, seviyorum ben bu adamı (yanlış anlaşılma olmasın oyunculuğunu yani :P) Hüzünlü bakışlarıyla çuk diye oturmuş filme, ayrıca ben bu adamı hangi kadınla oynasa yakıştırıyorum. Adamda var bir karizma yanına ne koysan güzel olur. 😀 Öhööm öhömm yorumum Jung Woo ya methiyeler dizmeye döndüğü için burada kesiyorum. 😀

    • Ben de ağladım arada tabi ama daha çok gözyaşı döktüm, öyle Misadaki yada 1 litre of tears’daki gibi hıçkırıklara boğulmadım. Yani çok etkilendim filmden ve çok sevdim ama korkulduğu kadar harap eden bir film değil. (bunu biraz da korkup izlemeyenlere gaz versin diye söyledim).

      -spoiler-
      filmi yeni izleyip hemen yorumlayınca hangi sahneden bahsedeceğimi bilemedim, o yüzden pek ayrıntılara girmedim. o market sahnesi çok güzeldi gerçekten. tanışmaları da çok tatlıydı. chul su’nun hastalığı öğrendiği sahneden gerçekten çok etkilendim. kabullenmeyişi çok kötüydü. ardından beyzbol sahasında yüzleşmeleri. chul su’nun hıçkırıklarını bastırmaya çalışması. so jin’in ailesi bunların evindeyken so jin’in altına yapması, chul su’nun onun yanına koşması, sarılması, sonra çaresizce temizlemeye çalışması. chul su’nun mektubu okurkenki hali. anlat anlat bitmez valla.

      -spoiler-

      Bu arada yazıda bir yerlerde şu kulübeden bahsedicektim ama unutmuşum. Yaşadıkları eve ben de bayıldım, tam hayellerimdeki gibiydi. Ben de Jung Woo ile o evde yaşamak isterdim heheh. Jung woo’yu övmek istediğinde çekinme, kapım açık 🙂

  2. Vahhh demirbaşlardan olan a moment to remember’ı izlemişsin. Hemende tanıtımı çakmışsın ne güzel olmuş. Benimde sahneler birbir gözümün önüne geldi ama benim favori sahnem;
    -SPOILER- bunlar beraber soju içerlerken kızın shot yapıpta bardağı dudaklarında tutarken adamın dayanamayıp buseyi kondurmasıydı:D Benimde çok ağladığım bir filmdi sonlara yaklaşırken ama sonu gayet hoş bitti diyebilirim. Bu arada sana bir video önericem çok güzel yapmışlar bu video ile ben cesaretimi toplayıp izlemeye karar vermiştim. The Cardigans’ında en sevdiğim communication parçasıda cuk oturmuştu filme. Bu arada filmdeki amcamızın takma adı Young Old Man bak bunuda ekleyebilirsin biliyormuydunuz kısmına. Birde bende bu adamı çok seviyorum ya !!!

    Bu da şarkının sözleri yanlış hatırlamıyorsam kız 27 yaşındaydı filmde şarkıda öyle başlıyor zaten şahsen beni kalbimden vurmuştu.

    For 27 years I’ve been trying to believe and confide in
    Different people I’ve found.
    Some of them got closer than others
    And someone wouldn’t even bother and then you came around
    I didn’t really know what to call you, you didn’t know me at all
    But I was happy to explain.
    I never really knew how to move you
    So I tried to intrude through the little holes in your veins
    And I saw you
    But that’s not an invitation
    That’s all I get
    If this is communication
    I disconnect
    I’ve seen you, I know you
    But I don’t know
    How to connect, so I disconnect

    (özellikler burası çok güzel)
    You always seem to know where to find me and I’m still here behind you
    In the corner of your eye.
    I’ll never really learn how to love you
    But I know that I love you through the hole in the sky.

    Where I see you
    And that’s not an invitation
    That’s all I get
    If this is communication
    I disconnect
    I’ve seen you, I know you
    But I don’t know
    How to connect, so I disconnect

    Well this is an invitation
    It’s not a threat
    If you want communication
    That’s what you get
    I’m talking and talking
    But I don’t know
    How to connect
    And I hold a record for being patient
    With your kind of hesitation
    I need you, you want me
    But I don’t know
    How to connect, so I disconnect
    I disconnect.

    • teşekkür ederim öncelikle video için. çok güzel şarkı da klip de. öyle daldım gittim. cardigans severim ama bu şarkıyı bilmiyordum. soju sahnesini ben de çok sevdim, aslında seçemedim bir türlü, beğendiğim dolu sahne var.

      film konusunda çok eksiğim var çok 🙂 demirbaşları bile izlememişimdir daha. şu ara her geceye bir film sloganıyla açığımı kapamaya çalışıyorum. hatta tavsiyelerin olursa hem kore hem japon makbule geçer 🙂

  3. Valla şimdi böyle sorunca aklımada bişi gelmez. Ama mesela fly high, spring bears love, someone special,my lovely week,Japonya dan kesinlikle izlemeni tavsiye edeceğim Just, loving you ( Tada kimi wa aishiteru) mutlaka ve mutlaka izlemediysen izle, my girlfriend is a cyborg, little prince, now and forever, love me not, …ing, humming,old lady dairys, sensetive couple… böyle gidiyor yani sen aralarında izlemediklerini seç. Bende bu arada sana baya övdüğüm just, loving you ile ilgili bir tanıtım yazim çok içimden geldi 🙂

    • Teşekkür ederim, çoğunu izlememiştim. İlk olarak da Just Loving You ile başlayayım o zaman. sen de yaz da izledikten sonra hemen koşup kusabileceğim bir yer olsun 🙂

  4. Her gece bir film mi, çok kızkandım seni ben artık haftada bir belki oda vakit bulursam.
    O zaman sana Jung Woo Sung filmlerinden önereyim, senin anlatımından okumak güzel olur hemde. (hihihi tamamen sen izle diye söylüyorum yoksa ona övgüler yagdırmak için yorum yapma fırsatım olacağından değil) Daisy (izlemişsindir belki) ve Sad movie kesinlikle izle derim.
    My sassy Girl, A man who was superman, Windstruck, Baby and me, Classic, benim vazgeçilmezlerimdendir. Sanırım birçok uzakdoğu izleyicisininde en sevdiği kore filmlerindendir.
    Japon filmlerinden ise genelde dramları izledim. (izleyip ağlayıp kendime acı çektirmek gibi bir huyum varda. 😀 )
    Koizoro, Dünyanın merkezinde aşk için ağladım, Heavenly forest şimdilik aklıma gelenler.
    Çoğunu izlemişsindir belki ama izlemediklerin varsa bunların içinden mutlaka izle derim. Ahh ahh yaz tatili gelsin yeni çıkan kore filmlerini izlemek istiyorum.

    • Evet saydıklarının çoğunu izledim, izlemesem de duydum. Classic hep aklımda mesela yarın da onu izleyeyim. Aslında normalde ben de hayatta izleyemem bu kadar, bir kaç gündür gaza geldim de ne kadar sürer bu azim şüpheliyim. Önceleri haftada bir film bile izleyemezdim, yine iyisin 🙂 Bir baktım çoğu filmin adını konusunu bildiğim halde izleyememişim bir türlü. Şimdi bir giriştim bakalım bu operasyon nasıl sonuçlanacak?

      • Destekliyoruz bu operasyonu, arkandayız. 😀
        Bende Ser-min’in yazdıklarından bazılarını izlememişim, kendime not: en kısa zamanda izlemeye başla yoksa birikerek rüyalarına giricek:P Bende iki haftadır İl mare izlemek için uğraşıyorum açıp açıp kapatıyorum bu hafta başarıcam izlemeyi inşallah. Bir de, kertenkele ve tavşan var onuda çok merak ediyorum.

  5. Tavşan ve Kertenkelenin yüklemesi tamam bir siteye eklemesi kaldı. En yakın zamanda koresineması.com’da 😀
    Valla benim gibi sinema manyağı bir insan bile bu aralar izleyemiyorum öyle sık sık önceleri günde 3, 4 filmi devirirdim hatta rekorum 8 film. Ama şimdi bende sizlr gibi haftada bir film izlersem şanslı görüyorum kendimi. Ama ama bunun nedeni ne biliyormusunuz. Hep o ninsan ve kimbap senin yüzünden:) Başlattınız beni ongoinglere hadi öyle olmalarını geçtim böyle en güzelinden mangalara film izlicek göz kalmıyor. Kıpkırmızı gözlerim var şuan 😀

    • Ahahahah sana benimle tanıştığına pişman olacağını söylemiştim. Bak ben hiç manga soruyor muyum, film tavsiyesi alıyorum izleyip kurtuluyorum. Oh mis 🙂 Ben de bir aydır dur durak vermeden manga okuyordum ama şimdi film dönemine girdim. Böyle oluyor bana muhtemelen bir kaç hafta sonra dizilere dönerim, öyle gider.

    • @ser-min
      süper bekliyorum bu hafta sonu izlicem, İl mare biraz daha beklesin zaten sürünüp duruyo kaç haftadır.
      Ben manga olayına el atmayayım en iyisi ruh ve göz sağlığım için. Benim gibi meraktan çatlayan ve kitabın sonun görmek için 3 günde kütük gibi kitabı bitirebilen insan manganın güzel çizimleri karşısında göz kaybı yaşayabilir. Vampire knight mangası harici okumayayım. 😀

      • Niye öyle diyorsun, bak allem ettik kallem ettik sermin’i başlattık. En iyisi bir de Kimi Ni Todoke’ye başla sen, ikisini oku uslu uslu. (nihahaha sermin ongoing olduğunu çaktırma, kork benden blog camiası, güç bende artık)

      • Kandıramassın beni 😀 bir tane ongoing yeter bana (meraktan ölmemek adına)
        Çok isterim aslında okumayı ama okuldan hiç zaman kalmıyor. Ödevdir, projedir, sunumdur derken birtek haftasonlarım boş ondada fransızca kursuna gidiyordum. Baktım çok yoğun oluyo hemde çok zor bir dil, bıraktım yazın giderim diye zaten her şeyi yaza bırakıyorum bilmiyorum sonunda ne olacak.

  6. @4astrea
    Valla ben de işten vakit bulmaya çalışıyorum artık ama haline şükret benim de haftasonum hiç yok çünkü öyle acaip bir işteyim. (yanlış anlamayın öğretmenim sadece) Neyse abartmıcam tamam VK oku yeter 🙂

  7. Çok sevmiştim bende.
    yani ilk sahneden bağlayınca ki o sahne geğirme sahnesidir 😀 kapıldım gittim zaten.
    Choi karakterine bayıldım ben onun kızı sevişine falan. Beklediğimden daha eski bir yapımmış zaten
    önerenlere teşekkürler ^^’

    • Öncelikle hoşgeldin 🙂
      Ben seni sürekli görüyordum aslında, hangi yazıya yorum yazsam bir bakıyorum sen yazmışsın. Blogun yok sanıyodum, yeni açmışsın galiba, hayırlı işler bol kazançlar 🙂

      Choi gerçekten çok tatlıydı, beni de filme bağlayan aralarındaki lişkiydi zaten. Hızlıca anlatıp geçmemişler ya ilişkilerini onu da çok sevdim, rahat rahat izledik.

  8. bloglarına yorum yazdıklarım beni kovaladılarda bende kendi mekanı açtım xD seni de beklerim ^^’

    bu film iyiydi evet
    bide ben genelde dramalardan gidiyorum böyle güzel filmleri buldukça da kaçırmamaya çalışıyorum ^^,

    • ben de hiç sevmezdim dramı, uzak doğu sinemasıyla tanışana dek. şu aralar her geceye bir dram şeklinde gidiyorum, yakında gözlerimi kaybedebilirimxD

      yorum konusunda ben de bazen işin suyunu çıkarabiliyorum, ama baştan önlemimi alıp blogu açtım, kimsenin kovmasına fırsat bırakmadım^^ bloguna da bakıcam şimdi.

  9. benim için dönüm noktasıdır kendisi xD ehehe hem böyle ayyy çok tatlııı hemde allah kahretsin böyle hayatı uleeeyn modunda seyrettiğim ve serettirip(zorla) hayran olunmasına neden olduğum film =)
    la paloma gibi sevdiğim bi şarkıyı önceden dans ederek dinlerdim şimdi gözlerim doluyo senin gibi xP
    ilk çıkmaya başladıkları zamanları sevmiştim ben bi de ilk karşılaşmalarını .d ehehe bide chul soo’nun kızla buluşmadan önce hazırlık yaparkenki hali çok kısaydı ama hala aklımda ayyy anıydı benim için =)
    aklıma filmle ilgili hala çok şey geliyo ama yazıya dökebildiklerim sadece bunlar =)

    • Ahh ah evet ben de aynı duygularla izlemiştim. Bende pekçok kişiyi zorladım, devam da edicem, herkes izlemeli.
      ilişkilerinin tüm aşamalarını çok sevdim ben ve ben de ancak bu kadar yazıya dökebildim 🙂 İzlenmesi gerek ama dram olarak değil, güzel bir aşk hikayesi olarak.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s