Daisy Bilmecesi (Biraz da Director’s Cut Üzerine)

Şimdi neden böyle bir başlık attım hepiniz meraktasınız eminim (evet belki farketmediniz ama tüm Türkiye benim blogumu takip ediyor 🙂 ) Bu film benim için tam bir muammaya dönüştü aslında. Bir süre önce izleyip yorumlamıştım, yorumda filmin Director’s cut versiyonu olduğundan da bahsetmiştim. Yazıda yer vermesem de şimdi yazayım izlerken küçük bir dangalaklık sonucu ilk kısmı Director’s cut (DC diye kısaltıciim bundan kelli) 2. kısmı normal versiyon olarak izledim. Bunun sebebi şu. İlk izlediğim site hiç bir DC ibaresi koymamıştı videoya, sonra yarısında sorun çıkınca ben youtube’a geçiverdim. Tam o sahnede de bir farklılık gözüme çarptı. Birinde diğerinde olmayan küçük bir sahne vardı. Video sorunludur atlamıştır diyip devam ettim. Zaten filmi bitirince de DC versiyonu olduğunu okudum, çaktım olayı. İlk yazımda da böyle uzun uzadıya açıklamak zor geldiğinden es geçtim bu mevzuyu.

 

Şimdi neden önünüze sunmaktayım. Bugün arkadaşlarıma izletmek ve arşivime de katmak için filmin normal versiyonunu indirdim. Başına bakıp da katilin (ben ona öyle hitap ediyorum) daha jenerikten karşımıza çıkması şaşırttı beni zira DC ile arasında bu kadar büyük bir fark olacağını tahmin etmemiştim. Başı o kadar farklı ki! Benim izlediğim versiyonda katil karakterini ilk yarım saat hiç görmüyorduk. Papatyaları bilinmeyen biri bırakmaktaydı, sonra yine polis çıkıyordu meydana, “papatyacı arkadaş” ayağına yatıyordu, ama biz olaylar kopana, çatışma olana kadar gerçek kahramanımızı görmüyorduk. Bu sahneye kadar önce ressam hatun, sonra polis hikayelerini anlatıyordu. Çatışma sonrasında katille tanışınca da hikayesini onun ağzından dinliyorduk. Normal filmde bu hikaye ilk sahneden veriliyor, sonra zaman zaman yine anlatıyor katilimiz. Ama DC versiyonunda, normalinde ara ara izlediğimiz katille ilgili sahneleri burda arka arkaya hikaye karakterin ağzından anlatılırken izliyoruz. Ben bu arka arkaya ana karakterlerin hikayelerini anlatmasından ve asıl adamın bir süre gizemli kalıp bir anda ortaya çıkmasından çok etkilenmiştim, meğersem normalinde olay bu şekilde ilerlemiyormuş. Yani katil karakterinde bir gizem yokmuş, ilk sahneden beliriyormuş.

Ayrıca DC versiyonunda katilin kız için köprü yaptırması gösteriliyor mesela, normalinde o kadar ayrıntılı değil. Daha da eklenen bir çok sahne var, ufak tefek de olsa. Tamam DCnin olayı budur zaten de ben bu kadar fark olacağını düşünmemiştim, o yüzden çok takmamıştım 2 versiyonu harmanlayıp izlemeyi. Oysa filmin başlangıcı (ilk yarım saati özellikle) o kadar farklı ki benim gibi ilk izleyen biri DC izleyince normalini izleyenden çok daha farklı şeyler hissediyor. Daha sürprizli olduğu ve merak ettirdiği için DC daha iyi sanırım. Gerçi bilemiyorum maalesef ilk izlediğim asıl versiyon olsaydı ne hissederdim, artık bilmek imkansız!

Bu sahne yedi bitirdi beni!!!

Filmin başını DC, sonunu normal izleyince dedim şimdi bir de DC versiyonundaki sonuna bakayım. İlk yazımda sonunun farklı olabileceğini yazmıştım, aslında büyük bir fark yoktu ilk bakışta. Ama son sahnede öyle bir şey yaptı ki kaldım öyle. DC versiyonunu izleyecek olup da buraya kadar yazımı okuyan varsa artık uzaklaşsın, spoiler geliyor. DCde yine kızımız ölüyor, yine üçlü yağmurdan kaçıp malum yere sığınmış, herkes gri tonlarda bu arkadaşlar renkli, buraya kadar tamam. Ben de tam bu düşünceyle kapatacakken sığındıkları dükkanın üstündeki yazı dikkatimi çekiyor. Zaten hemen sonra bizim polisin yanında diğer kıdemli polis bitiyor, yazıyı gösteriyor. Ona okuyor. Polis imalı bir şekilde gülüyor. Ardından yine bildiğimiz son, katilimiz papatyayı suya tutuyor falan. Peki panoda ne yazıyor :”No matter what, the future can be changed” meali “Ne olursa olsun gelecek değiştirilebilir”. Ah be yönetmen yapılır mı bu şimdi? Madem DC dedin, fantezi yaptın, şekil yaptın, tamamen mutlu son yapsaydın. Hiç bir şey anlamadan öylece kaldım. Geçmişten öylesine bir sahne gösteriyorsan göster, o cümle oldu mu şimdi?

Şu an zaten bilmiyorum hangi versiyonunu izleticeğimi, çünkü her ikisini de farklı açılardan beğendim. Nitekim gece gece çıldırdım. Çareyi buraya kusmakta buldum 🙂

Edit: Merak edenler için Director’s Cut indirme linkleri aşağıya eklenmiştir.

Daisy Director’s Cut (Türkçe altyazılı)

http://rapidshare.com/files/224154041/Daisy.Directors.Cut.Part1.part1.rar
http://rapidshare.com/files/224198329/Daisy.Directors.Cut.Part1.part2.rar

Reklamlar

8 comments on “Daisy Bilmecesi (Biraz da Director’s Cut Üzerine)

  1. aaaa çok şaşırdım şuanda, bu kadar farklı olduğunu bilmiyordum. Valla spoil mpoil demedim okudum hepsini:D zaten spoilleri pek bir severim.
    Hıım acaba DC ilk seyretseydim nasıl olurdu diye düşündüm bende ama bilmiyorum yaa ben böyle sevdim bu filmi. Katilin kızı filmin en başından masumca dışardan izlemesini sevdim, çiçekleri koyup kız aldığında yüzündeki mutluluğu sevdim..
    Bunlar DC katil sonradan ortaya cıkınca gösteriliyormu? Eğer gösterilmiyorsa sanki kızla polisin hikayesi gibi olmuş. Sanırım DCde polis daha öne çıkıyo diye görmüştüm biryerlerde.
    Birde Şu son kısmına gelicek olursa bende normal versiyonda çok ipucu aradım bir yazı falan olmalı etrafta, açıklayıcı birşeyler olmalı diye bakınmıştım sadece sığındıkları dükkanın adı “cennetin kanatları”ydı başka birşey görememiştim. Demek yönetmen kendine saklamış:D Genelde böle sonlarda mutlaka bir yazı olur diye düşünmüştüm yönetmen beni yanıltmamış sağolsun:D

    • evet aslında dc başlarda daha çok polis ve kızın hikayesi gibi diyebiliriz. ama dediğin sahnelerin hepsi gösteriliyor eksiksiz. şöyle bir etkisi oluyor “demek ki adam hep izlemiş, kızın haberi olmadan ve bizim haberimiz olmadan neler yapmış” dedirtiyor o açıdan çok etkileyici buldum ve zaten ilk yazımda da şu hikaye anlatma kısmından özellikle etkilendiğimi söylemiştim. yani önce kız papatya bırakan adamı anlatıyor, sonra polis çıkıyor meydana kendi hikayesinin kıza yalan söylediğini anlatıyor en son çatışma sırasında katil çıkıp hikayesini anlatıyor, işte kızı görmesi, eşyalarını kurtarması, köprü yaptırması, gizlice izlemesi vb. hatta hislerine daha çok yer verilmiş sanki. şimdi hatırlıyorum da sanki sonda yazdığı mektup da başkaydı.
      yani ben ilk yarısını çok beğenmiştim, muhtemelen normal versiyonunda izlemiş olsaydım da beğenicektim ama ben özellikle katilin ortaya çıkışı ve bir anda her şeyin açığa kavuşmasından etkilenmiştim.
      normal versiyonun sonu da biraz muammaydı ama bu daha acayipti, gerçi en azından sonunu normalinden izlemiştim, ilk bunu izlesem çıldırırdım 🙂
      bu arada şimdi yazıya indirme linki eklicem, yarım saate iniyor zaten. rapidshare kıllık yaparsa modemi resetlemeniz yeterli 🙂

  2. ahh bende diyorum bir farklılık var. ilk önce internetten izledim daha sonra ne kadar tanıdığım varsa onlara da izlettirmek için filmi indirdim fakat benim ilk izlediğimden farklıydı. kafam karışmıştı aydınlatma için teşekkürler:)

  3. iki versiyonu da izledim. director’s cut favorimdir. ikisinden birinde ekstra olarak katilin sevdiği kızın intikamını alması var.

  4. Ben daha yeni öğrendim iki versiyon olduğunu… Sanırım benim izlediğim DC versiyonuymuş anlatılanlara bakılırsa. Ben bu filmi müthiş diye arkadaşıma tavsiye ettim, o da çok beğendiğini söyledi ama büyük ihtimalle düz versiyonu izlemiştir. Çok farklı filmleri beğenmişiz galiba. 😀 DC izlese daha da hayran kalırdı bence. Beni etkileyen zaten o sahne sıralaması ve “farklı” olan sondu. 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s