Welcome To Dongmakgol-Anlatılacak Gibi Değil

Neden daha önce izlememişim ki ben bu filmi? Ordan burdan karşıma çıkıp, bana gülümseyen yüzlerle dolu posterine neden kayıtsız kalmışım? Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim bir film olmamıştı, uzun zaman da böylesiyle karşılaşmam sanırım. Bugün tekrar aynı soruyu sordum kendime, “Neden benim ülkemde de böyle filmler çekilmiyor?” Hep övünürüz ya “şanlı” tarihimizle, Osmanlı deriz, sonrasında Kuvay-i Milliye deriz, Kurtuluş savaşı deriz. Elimizde hala bunları anlatan, basitçe “güzeldi” diyebileceğimiz bir filmimiz bile yok. Artık buraya kadar anladınız sanırım bu filmin Kore Savaşı ile ilgili olduğunu, sadede gelelim o zaman. O kadar sevdim, o kadar sevdim ki. İzlemeye başlarken uykum vardı, az önce bitirdim (saat 5’e gelmekte) ve uyku sıfır şu anda, zaten bu filmi izleyip de huzurla hemen uykuya dalacak biri de yoktur sanırım. Her saniyesi sanat eseri olup da bir an bile sıkılmadığınız bir film. Tüm hislerinizi ayağa kaldıran, güldürdü mü tam güldüren, hüzünlendirmek ne kelime ciğerinizi dağlayan, tüm karakterlerine aşık eden, görüntülerin ve müziklerin güzelliğini anlatmaya kelimelerin yetmeyeceği bir film. Belki çok abarttım ama bana göre başyapıt, hem bu kadar sanat koksun hem de hayatınızın 2 saatinin su gibi akmasına sebep olsun. Çok ama çok sevdim.

İzlemeyi düşünenlere:
Önce izlemeyenler için spoilerdan uzak küçük bir tanıtım paragrafı açalım. Zaten bunu okumayın bile, açın vakit kaybetmeden izleyin. 1950lerde Kore savaşı döneminde geçiyor film. Heidi havasında bir kızın şaşkın bakışlarıyla karşılıyor bizi, sonra da eğlenceli ve hüzünlü bir masal anlatıyor. Büyüyü çok bozmak istemediğimden ayrıntı vermeden şöyle özetleyebilirim. Şirinler tadında bir köy var ve orda yaşayan dünyadan bihaber insanlar. Ülkenin içinde bulunduğu durumdan zerre haberleri yok, kendi küçük dünyalarında masumca takılmaktalar. Bu köyde hiç olmayacak iki grup bir araya geliyor, bir grup Kukla Ordusu askeri (nam-ı diğer Kuzey Koreli) bir grup da Halkın Ordusu askeri (yani Güney Koreli). Az buçuk genel kültürü olanlar ilk grubun komünist ikincinin de miliyetçi olduğunu anlamıştır sanırım. Hikayeye dönersek aynı köye bir de Amerikan askerinin düşmesiyle olaylar gelişir. İçinde dostluk, fedakarlığın bolca bulunabileceği bir film. İzlemeyenler için bu kadarı yeterli sanırım. Şunu da söylemek isterim ki kesinlikle indirip adam gibi izleyin. Online izleyip güzelim görüntüleri heba etmeyin. İndirme linkini aşağıda bulabilirsiniz. Aynı linkte indirmeden izleme seçeneği de mevcut ama ikisi de çok uzun sürdüğünden indirmek en mantıklısı.

Köyün Delisi 🙂

Sevdim çünkü…
Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere, yani artık spoiler başlamıştır uzak durun, gerçekten kimsenin bu filmin seyir zevkinin içine etmesini istemem! Neresinden başlasam bilemiyorum. En çok etkilendiğim şeylerden biri görüntüler oldu. Renkler gözünüzü alıyor, manzaralar büyülüyor. Belki de film o yüzden bu kadar sıcak geliyor, yemyeşil bir ekranın karşısında tüm sinirleriniz alınmış gibi huzurla seyrediyorsunuz ve sevmemeniz imkansızlaşıyor. Yönetmeni ve görüntü yönetmenini ayrı ayrı alkışlamak lazım. Şu mısırların patladığı sahne, yağmurun yağdığı her sahne, sonda bombaların yağdığı sahne hepsi muhteşemdi. Hele şu tarladaki domuz kovalama sahnesi (bu ifadeyi hatırlıyorum bir yerlerden, You’re Beautiful olmasın? 🙂 ) büyüleyiciydi. Nasıl bir teknik kullanmış, ne yapılmış ben anlamam o işlerden, tek bildiğim gözümü kırpmadan izledim o sahneyi. Bir yandan kahkahalara boğuldum bir yandan bir şey kaçırmayayım diye dikkat kesildim. Nasıl bir ilk film bu anlamadım gerçekten. Bir de biz zamanında 10 milyon dolarlık filmler çekince davullu zurnalı duyurmuştuk, bir şeye de benzememişti. 8 milyona bu filmi yapmak da ayrı bir başarı.

Düşman Komutanlar

Kurgu şahaneydi. Kuzey ve Güney Koreli askerlerin düşmanlıkla başlayıp, beraberce ölerek sonlanan ilişkileri çok güzel sunulmuş. Köylülerin naifliği için diyecek söz yok. Başlarına silah doğrultulduğunda bile tarladaki mahsul için endişelenen insanlar bunlar, ellerini kaldırmaları söylenince bile neler döndüğünden haberleri yok. Kavga onlara o kadar uzak! Aslında köyde resmi olarak(!) bir adet deli bulunsa da diğer köylülerin silahlara hatta bombalara bakış açılarının onunkinden farkı yok. Bu ütopik köyde, ilk başta “nerden düştüm” şeklinde dolaşan Amerikan askeri Smith bile zamanla değişiyor. Onun çocukla olan ilişkisi, abi-kardeş haline gelen Kuzey ve Güney Koreli askerlerin ilişkisi, düşman askerlerin liderlerinin ilişkisi çok samimiydi. Koreli askerin deli kıza aşkı gözlerimi az doldurmadı ayrıca.

samimi bir an 🙂

Kurgusal anlamda bir güzellik de filmin sonuydu. Yönetmen tersköşeye yatırmış seyircileri (yada en azından beni). Anlatalım hemen. En son Dongmakgol için canlarını ortaya koyup beraber savaşmaya gider askerlerimiz. İşte orda abi ve minik yavru ölür. Biz zırlarken uçaklar belirir ufukta. Bu sahnede ben kalanlar yakalanacak diye düşündüm pollyannacı bir bakış açısıyla, itiraf edeyim biraz da yakıştıramadım onlara böyle bir sonu. Nitekim gelen yüzlerce füze beni yanılttı. O anda iki liderin birbirlerine gülümseyişi çok güzeldi. Ardından Smith’in onların öldüğünü anlayıp ağlaması kötüydü. Daha da kötüsü bence köylülerdi. Kendileri için ölen askerlerden habersiz, füzelerin ışıklarıyla eğlenmeleri iç acıtan bir detaydı.

İşte Şirinler'in Köyü-Dongmakgol'a Hoşgeldiniz!

Müziklerin şahaneliğini ayrıca belirtmeye gerek yok sanırım. Yine derinden etkileyen Joe Hisaishi imzalı müthiş bir soundtrack var ortada. Oyunculuklar şahaneydi. Başrollerdeki oyunculardan Güney Korelilerin lideri rolündeki Shin Ha Kyun, Kuzeylilerin lideri rolündeki Jeong Jae Yeong ve deli kız rolündeki Kang Hye Jeong maşallah Park Chan Wook abimizin sevdiği oyuncular ve dopdolu bir kariyere sahipler. Burda da yeteneklerini konuşturmuşlar zaten. Neyse filmle ilgili bir kaç küçük detaydan daha bahsedersek 2 saati biraz aşan bir film olduğunu ve bir tiyatro oyunundan uyarlandığını söyleyebiliriz.

Köylüler... Köylülerimiz 😛

Son olarak bir toparlama yapalım. İlk yarısında büyülendim bu filmin bir yandan da çok eğlendim, güldüm. Başladığı anda güzel olacağını anlayıp bağrıma bastım ve pişman da olmadım. Aynı büyüleyicilik filmin diğer yarısında da mevcuttu (o iğrenç füzelerin bizimkilerin başına yağışı bile görsel şölen ayarındaydı) ama bu yarıya daha çok hüzün hakimdi. Deli kızın başına gelenlerden itibaren bir yaş aldı ki gözlerimi kurumak bilmedi. Bittiğinde de öyle bir ağlamışım ki hıçkırıklara boğulmak az kalır. Uzun zamandır beni bu kadar dağıtan, harap eden, etkileyen bir film olmamıştı gerçekten. Bu spoiler’ları yiyen birileri varsa tekrar ediyorum. Hemen iz-le-sin!

Patlamış Mısır isteyen?

Bunları Biliyor Muydunuz?

Yönetmenin idolünün Hayao Miyazaki olduğunu ve filmlerinde de onun animelerine benzer bir atmosfer olduğunu, hatta, filmin müziklerinin Miyazaki filmlerinden tanıdığımız Joe Hisaishi tarafından bestelendiğini,

Başrollerdeki Jeong Jae Yeong ve Shin Ha Kyun‘un toplamda (doğru saydıysam eğer) 5 filmde beraber oynadıklarını,

Bu filmin gösterildiği yıl Lady Vengeance‘ı geçerek Kore’nin Oscar adayı olduğunu biliyor muydunuz?

 

Reklamlar

26 comments on “Welcome To Dongmakgol-Anlatılacak Gibi Değil

  1. Ya bu film benimde sürekli önüme çıkıyor ve ben sürekli erteliyorum. Ancak anlatımından sonra mutlaka izlemek gerek yani. Ah ah listeler kabardı anasını satim. Emir bir sürü film eklemiş. Hepsi birbirinden güzel görünüyor daha bakamadım. Ayrıca eskilerden izlemem gerekenler var bakamadım. Yeni ufuklara doğru uçmak istiyorum yapamıyorum. Puffff neyse bir yerden başlayalım 😀

    • bundan başla bence, ben bayıldım. şu ana kadar izlediğim uzak doğu filmleri içinde rahat ilk 5e girer, hatta 3e bile girebilir. (karar vermem için biraz daha film izlemem lazım) perşembe gecesi izledim, şimdi tekrar izlesem mi diye geçiyor aklımdan, kolay kolay gelmez bu başıma 🙂 valla bu arada sorma ben de sitelere bakınca buhranlar geçiriyorum, zaten eksiğim her geçen gün yeni şeyler geliyor önüme 🙂 izlenecek ne çok şey var ama vakit yok anacım.

      • Ozaman kardeşimi biraz ikna edim bakalım izlemeye yanaşacak mı? Abla kardeş izleyelim indirdim zaten. Hadi bakalım heyecanlandım vallahi billahi (^ v ^)

  2. Sonunda biri yazdı, çok sevindim..
    Bu film benim de en sevdiklerimden. Niye kimse yazmıyor/izlemiyor diye merak ediyordum. Sanırım insanlar bunu savaş filmi falan sanıp kaçıyorlar. Korelilerin savaş filmi dedikleri şey asla bizim anladıklarımız gibi olmuyor ki.
    Bu arada yazın güzel olmuş.Ben de yazmıştım bunla ilgili birşeyler.
    İZLEMEYEN KALMASIN 🙂

    • Ben bakındım ama bulamadım yazan birini, iyi bakmamışım hehe. okuyayım şimdi. valla bende aslında önyargı yoktu, çünkü bir şey öğrenmeyeyim diye konusunu bile okumadım korkudan. adı hep en iyiler arasında geçince izlemek şart oldu, iyi ki de izlemişim cidden çok beğendim, kesinlikle benim için klasikler arasındaki yerini almıştır. bence de herkes İZLEMELİ!!! 🙂

  3. YAŞASIN büyük harflerrr, yaşasın Dongmakgol.
    Çok ikna edici oluyor ama kim. Boşuna değil forumlarda bağırmak yerine sayıyorlar 🙂

    • HAHAHA EVET BU’CUM ŞU AN KENDİMİ BAĞIRIYOR GİBİ HİSSEDİYORUM GARİP BİR ŞEKİLDE, HAZIR BAĞIRMIŞKEN BİR KAÇ KLİŞEYİ DE YERİNE GETİRMEZSEK OLMAZ:
      SENİ YENİCEM İSTANBUUUUL! 🙂 🙂

      DONGMAKGOL’U İZLEYİN!

  4. Anammm ikinizde ne güzel anlatmışsınız, merak ettim şimdi ama bu haksızlık yaa izleyemem çalışmam lazım ühüü ühüü:(
    İki hafta sonra görüşürüz filmcik nelvada, bekle beni ühüü ühüü:(

      • Ühüü ühüüü vur birde sen vur sınavlar vurmuş zaten:)
        Neyse şuan moladayım (çok çalışmış gibi mola verdim)
        Yeni bişiler izlemeyebilirim ama molalarda gelip gevezelik yapıcam bende haha:) )

  5. emrah’tan “yaralı”yı sana ve tüm vize mağdurlarına yollayalım o zaman. neyse sen bişe anlamadan bir bakmışsın, su gibi akmışş geçmiş, yaz tatili gelmiş, hatta okul bitmiş. sonra ararsın bugünleri ama… kıymetini bil yiğeennn ^^

    • Buralardan bir dayı geçmiş ya da emmi demeliyim ben çünkü senin farkın olmalı 😀 biz kopyala yapıştır yapmayız 😀 Allahım çok arabeskleştim 😀 Sen emrah dedin ya hep bu yüzden oluyor. Neyse saçmalıyorum 😀 bilgisayarıma kavultum ya şımarıklığım üstümde 😀

      • nihaha ben hep bilgisayarımla iç içeyim, o şımarıklık bir türlü gidemedi, sen şükret yiğen.
        o zaman sana dünyanın en iğrenç şiirini yazdım, hazır mısın?
        kopipeystcilerden olmadım hiç bir zaman
        armut piş ağzıma düşçü olmadım yiğeeen
        emmioğlu der ki arabesk ruhun gıdasıdır koçlarım
        uğramasın buraya beğenmeyen 🙂

  6. Allahım allahım güldürdün beni dostum çok iyi olmuş bu 😀
    Bu arada izledim filmi sonunda biraz geç ve zor oldu ama başardım yani. Nedense söylenecek bir şey bulamıyorum sözcüklerin bir şekilde boğazıma dizildiği bir film oldu. Çok sevdim, duygulandım sinir krizleri geçirdim. Ancak oyunculuklar ve çekim namına süper ve ötesi bir film diyebilirim.

    • Evet şiir konusunda çok yetenekliyim, çocukken defter tutardım, içinde nasıl şiirler olduğunu az çok tahmin edersin !!!
      spoiler
      Neyse konuya dönelim, biri tavsiye ettiğim bir şeyi beğenince çok seviniyorum. Gerçekten benim de boğazıma dizilmişti kelimeler, bu yazı nasıl çıktı bilemiyorum. Kesinlikle yazıda da söylediğim gibi en beğendiklerimden oldu. Çok güldüren, ağlatan, kızdıran kısacası mahveden bir film. Özellikle sonunda halimi gören ailemden birini kaybettiğimi sanabilirdi. Bir de diğer filmler gibi karakterlerin başına gelecekleri pek çaktırmıyor, ben konusunu da okumadığımdan anlamamıştım böyle biteceğini. Başları da eğlenceli olunca hiç çakmadım 😦

      • Spoiler
        Ben en çok genç insana üzüldüm ya. Hani Aslında kuzeyin saldırdığını öğrendiği an. Aşık olduğu ve aşkını kaybettiği an çok içime battı.
        Gariptir ki Smith beyfendiyi hep bizim Tommy ile karşılaştırdım(şu turkcell reklamlarına çıkan) şirin insandı. Küçük çocuğa bayıldım. Konuşması tepkileri harikaydı. özellikle Smith uçakta telsizle uğraşırken aşağıdan senin adın ne biri senin adını sorarsa söylersin falan demesi 😀 Hele hele o domuz yakalama ve günlerdir otla beslenen askerlerin toplanışı ayrı bir güzeldi. Ya çok güldüm tamam gerçekçi bitirmek istemişssin yönetmen amca ama boşver mutlu bitirseydin dedim içimden puff.

  7. -spoiler-
    Ben de sonuna baya isyan etsem de Kore sineması alıştırdı bizi böyle sonlara. ama benim için çok acayipti sonu aynı zamanda, bilgisayar karşısında “hayır ya, off ya” diyerek gözyaşlarım aktı durdu, hatta ne yapacağımı bilemedim, filmle ilgili hemen bir googlelama yaptım, sonra okuyamadım, blogda “yeni yazı ekle”ye tıkladım yazamadım falan. ağladığım çok film olsa da hiç birinde olayı bu kadar “gerçekçi” yaşamamıştım. yine de o an çok etkilese de filmin sinemasal anlamdaki doluluğu bana unutturdu sonunu, şimdi başka bir sonla düşünemiyorum.

  8. Geri bildirim: Kiss Me Kill Me – Beklediğime Deydi - « Eteğimden Dökülen Taşlar

  9. @ Öyküzen
    Birileri böyle şeyler yazınca çok mutlu oluyorum, yazım izlemeni sağlarsa çok sevinirim. Ben beğeneceğini düşünüyorum, benim en sevdiklerimden olmuştu izlediğim anda. İzlersen mutlaka düşüncelerini duymak isterim 🙂

  10. izleyeli kaç yı oldu hatırlamıyorum ama değil kore sinemasının dünyanın sayılı filmlerinden biri. bir başyapıt. oyunculuk, görsellik ve müzikler olağanüstü ama bize kore sinemasını asıl sevdiren şey hikayeleri. böylesi hikayeleri batı sinemasında bulmak imkansız…

    • Katılıyorum-ki yazımdan anlaşılıyor- benim de en sevdiğim ve beni en çok etkileyen filmlerdendir. O kadar ki kusur bulamıyorum içinde.
      Uzak Doğu hatta genel anlamda Asya sineması hikayeleriyle sıyrılıyor zaten, bu yüzden de artık batı onlardan besleniyor.

  11. Bu filmi daha yeni bitirdim aslında Shin Ha Kyun filmlerini arıyordum sadece tesadüfen karşılaştığım bir filmdi nasıl anlatsamki şiir tadında masal gibi olağanüstü bir yapımdı sağlam bir eleştirisi vardı izlediğim en farklı savaş filmiydi savaş ancak bu kadar gerçekçi vede farklı bir dilde anlatılabilirdi 🙂 bütün oyuncular mükemmeldi Güney Kore sinemasını boşuna sevmediğimi kanıtlayan mükemmel bir filmdi 🙂 ellerine sağlık yazın çok güzel olmuş 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s