Rose of Versailles

 

Öncelikle bu yazının La fea‘ya adandığını belirteyim dostlar. Bloglarımızı takip edenler haberdardır sanırım. O bana Buffy yazısı sözü verip, şu yazıda sözünü tutmuştu, ben de ona verdiğim sözü yerine getirdim ve Rose of Versailles’ı izledim. Ona özellikle söylemedim ki yazı sayesinde öğrensin, yazım da kendisine armağan olsun. Kendisinin bu animeyle ilgili güzel yorumu için bakınız.

Japonca Berusaiyu No Bara, Türkiye’de ise Oscar olarak geçen bu anime uzun zamandır aklımın bir köşesindeydi. Çocukken izlediklerimi saymazsak, kendimi bildiğim yaşlarda anime izlemeye başlamamla, bu animenin adını duymam bir oldu. O zamanlardan aklıma koysam da, beni asıl izlemeye iten La fea’ya verdiğim söz oldu. Böyle bir anime izlememe vesile olduğu ve gereken gazı verdiği için teşekkürler, yoksa daha uzun süre “İzliycem” diye dolanır ve bu animeden mahrum kalmaya devam ederdim.

Tür olarak baktığımızda içinde aşk da dahil olmak üzere insani tüm duyguları bulabileceğiniz tarihi bir anime. Karakterlerin büyük bir kısmı gerçek olsa da Oscar ve ailesi kurgu karakterler, zaten o dönemde bir kadının böylesi bir güç elde etmesi sanırım imkansız. Bu sözlerin ardından çok ama çok sevdiğimi söylememe gerek yok sanırım. Şiddetle tavsiye etmekten başka bir şey gelmez elimden. Konusu ve düşüncelerim aşağıdadır, buyrunuz.

Versay’ın Gülü Lady Oscar!

“The more I love you, the more blind I become to you, Ah Oscar…Oscar!”

Andre içli içli bu satırları okurken tepkisiz kalmak ne mümkün! Zaten başlamadan önce seveceğimi biliyordum ama bu kadar değil sanırım. Andre’nin en büyük aşkı, hatta yaşama sebebi olan Lady Oscar, belki de anime tarihinin en müthiş karakterlerinden biri. Mekanımız Fransa 1700lü yıllar. Soylu Jarjeyes ailesinin yeni bebekleri dünyaya geliyor , ancak umulduğu gibi erkek olmuyor. Baba 6. kız evladını kucağına aldığı anda onu bir erkek olarak yetiştirmeye karar veriyor ve kızımıza Oscar ismi veriliyor. Bir sonraki sahnede ergenlik döneminde bir Oscar’la karşılaşıyoruz. Yanlarında çalışan Andre ile korkusuzca dövüşüyor, kılıcını ustaca kullanıyor. Oscar’ın yeteneği bir bayan olmasına rağmen gözden kaçmıyor ve Saray Muhafızları arasında kendine yer bulmayı hak ediyor. Görevi ise yakında Veliaht Prens’le evlenecek olan Avusturya Prensesi Marie Antoinette’yi korumak. Başta bebek bakıcılığı gibi gördüğü bu işi reddetse de babasının otoritesi galip geliyor ve Oscar tüm hayatını etkileyecek bu teklifi kabul ediyor, Andre de her zamanki gibi ona katılıyor ve Versailles macerası başlıyor.

Oscar erkeksi görünüşüne karşın üniformaları içinde bile hem erkekleri hem de kadınları büyülemeyi başarıyor. Marie Antoinette ile de kısa zamanda aralarında güçlü bir bağ oluşuyor. Bir bölümde Andre’nin dediği gibi belki de bu kadar iyi anlaşmalarının nedeni zıt karakterler olmaları zira Oscar ne kadar soğuk ve sertse Marie de o kadar neşeli ve çocuksu. Zaten saraya geldiğinde ikisi de hala çocuk sayılacak yaştalar. Bu noktada animenin ilk yarısı diyebileceğim kısmı büyüme ve olgunlaşma dönemleri olarak adlandırabilirim. Versailles’daki entrikalar, soylu kesimin saraydaki etkisi ve saray yaşamını konu ediniyor. Marie’nin kraliçe oluşu, çevresindekilerin oyunları ve bu küçük soylu sınıfın tüm ülke üzerindeki etkisi aslında bizi dizinin ikinci yarısına hazırlıyor. Arada halkın içinde bulunduğu sefalet de gösteriliyor bu ilk yarıda ve sarayla gerçek Paris arasındaki uçurum yavaş yavaş gelen devrimin işaretlerini veriyor. Lady Oscar giderek daha güçlü ve önemli bir konuma gelirken halkın saraya tepkisi büyüyor. İlk yarıda bahsetmemiz gereken bir diğer önemli karakteri de es geçmeyelim, Von Fersen. Kendisi soylu bir asker ve Marie Antoinette ve Oscar’la beraber bir aşk üçgeni oluşturduğunu söylemem gerek, bu kadar ayrıntı yeterli.

Dizinin ikinci yarısı diyebileceğim dönemde artık karakterler olgunlaşıyor ve saraydaki mevki ve para meraklısı entrikacı kadınlar yavaşça köşelerine çekilirken, daha önemli karakterler ve olaylar giriyor devreye. Tüm bu süreç boyunca halkın saraya güvensizliği eylemlere dönüşüyor ve ayaklanma yavaştan başlıyor. Özellikle Kraliçe’nin halka hatta soylulara bile soğuk davranması, halk açlıktan kıvranırken lüks içinde yaşaması, Kralın etkisiz bir karakter olması saraya karşı tepkileri artırıyor ve ilk olarak soylu cinayetleriyle isyan ve devrim hareketi başlıyor. Bu ikinci yarıyı artık ayrıntılarıyla anlatmayacağım. Genel olarak karakterlerimiz artık birer yetişkin bu dönemde ve çoğunlukla hayatları pahasına kararlar almak zorunda kalıyorlar. Animenin sonlarında seyircinin artık hazır olduğu şey gerçekleşiyor ve Fransız Devrimi gelip çatıyor. Ülkenin ve karakterlerin kaderi de burda belirleniyor diyerek spoiler vermeden bu kısmı sonlandıralım. Aşağıda animeyle ilgili naçizane görüşlerim var, spoiler’lı kısım sadece son paragraftır ve beyaz yazılmıştır. Mouse’larınıza hakim olursanız, sorun çıkmaz 🙂

Benim Gözümden:

* Kurgu ve Yan Karakterler: Olay örgüsü ve hikayenin kurgulanışı açısından izlediğim en başarılı animelerden oldu Lady Oscar. Tarihi dizi, film vb. yapımlara sıcak baksam da, kurgu sağlam değilse yada sıkıcı işlenmişse hemen soğurum. Oscar ise dediğim gibi çok iyiydi bu konuda. İlgimi bir an bile soğutmadı, 40 bölümü hep istekle ve merakla izledim ki son zamanlarda böyle başına oturtup, kendini tamamlatacak bir anime bulmakta zorlanıyorum.

Kurguya dönerek, önemsiz görünen olay veya karakterlerin aslında hep bir amacının olduğu çıkıyor zamanla ortaya. Bir de ben genelde ne kadar severek izlesem de dalgın bir izleyiciyimdir. Pek çok detayı kaçırırım, diyaloglara dikkat etmem, karakterleri hemen unuturum. Bu animede herşey o kadar iyi işlenmiş bir çok bölüm geçtikten sonra bile olayları yada karakterleri unutmadım. Animede geçen adını sanını bildiğimiz her karakter ana karakterlerin hayatını bir şekilde etkiledi, hatta devrim dönemindeki olayları hazırladı. Yani hiç bir karakter bir kaç bölüm ortalığı karıştırıp, aksiyon yaratıp ortadan kaybolsun gibi bir amaçla yaratılmamış, hepsinin sonuca doğrudan katkısı oldu.

* Ana Karakterler:

Üstte de bahsettiğim gibi Lady Oscar müthiş bir karakter, şahsen hatun olduğunu bilmesem aşık olduğum anime karakterleri listesine birinci sıradan girebilirdi.  Güçlü ve zayıf noktaları, değişimi, olgunlaşması, hali tavrı herşeyiyle pek çok kişiye ilham verebilecek bir karakter. Ne kadın ne de erkek olabilen, arada kalmış, bir yandan kadınsı hislerini törpülemeye çalışan diğer yandan bir ton erkeğe sözünü dinletmeye çalışan bir karakter. Aşık olduğunda bile uzun zaman kabullenemeyen ve hep başkalarını düşünen bir karakter.

Andre ise hayatı boyunca ona sadık, belli etmese de çok güçlü bir karakter. Bu gücünü de aşkından aldığını söyleyebiliriz zira anime bitince bende bıraktığı izlenime göre tüm kararlarını Oscar’a göre vermiş bir karakter. Yani Andre karakteri Oscar’dan ayrı düşünülemeyecek bir karakter, onun için herşeyi göze aldığını ve kendisi için değil onun için yaşadığını görüyoruz sürekli. Bir an bile yalnız bırakmıyor yada bir an bile kendisi için bir adım atmıyor, hayatını ona adıyor kısacası.

Marie Antoinette, önemli o kadar çok karakter var ki ben ancak son olarak Marie Antoinette’den bahsedip, bu mevzuyu kapaticim. Başlarda heyecanlı, küçük bir çocuk. Biraz görsellik ve şaşaa peşinde gibi görünse de hep yalnızlığını giderecek birilerini arıyor. Bu yüzden safça önüne gelene inanıyor ve saray entriklarına alet oluyor. İlerde o da nispeten katılaşıyor, güçleniyor hatta yaşadığı acılar ve ağır olaylardan sonra daha kararlı biri oluyor. Ancak bence asıl karakterinden çok bir şey kaybetmiyor sonunda ve masum görünse de ülkenin kaderini belirleyen en önemli kişi olduğunu söyleyebiliriz.

* Çizimler ve Teknik Ivır Zıvırlar: Çoğumuz Candy Candy ve Lady Georgie gibi animeler sayesinde o dönemin (20-30 yıl öncesinden bahsediyorum) çizimlerine aşinayız. Ancak Lady Oscar döneminin de ötesinde. Pek çok yerde bahsedilmiş, karakter çizimleri çok başarılı. Karakterlerin yaşlandırılması o kadar başarılı yapılmış ki 30lu bölümlere gelip, geriye dönüp bakınca aradaki farka şaşırıyoruz. Görüntüler çok hoş bir araya getirilip, sahneler çok güzel çekilmiş ayrıca. Çoğu yerde film izliyormuş hissine kapıldım, mesela 39. bölümde Oscar’ın kendini askerlerin önüne attığı bir sahne var, bir yandan içinden konuşuyor. Orda görüntülerin yavaşlaması, müzik gibi ayrıntılar çok başarılı. Bu tür sahneler sanki şimdiki animelerde yok. O kadar çok çekiliyor ki belki eski özen yok bilemiyorum, ama bu anime döneminin çok ilerisinde.

* Müzikler: Çok başarılı kesinlikle. Açılış ve kapanış müziklerinin yanı sıra, anime boyunca çalan arka plan melodileri sahneleri daha etkileyici kılıyor. Japonları bu açıdan bir kez daha takdir ettim.

* Cesaret: Biraz saçma bir kategori oldu, idare edin. 30 yıl öncesinde çekilmiş bir anime yada yazılmış bir mangada, iki cinsiyet arasına sıkışmış bir karakterin ele alınması, hatta lezbiyenlikten açıkça bahsedilmesi bana çok cesurca geldiğinden yazmadan edemedim. Lady Oscar’a açıkça aşık bir bayan karakterin olması, hatta pek çok bayanın onu beğenmesi beni zaten şaşırtmışken, kolye mevzusunda, dava sırasında bundan açıkça bahsedilmesinin altında yatan düşünceyi ve cesareti sadece kutlarım arkadaş.

Finale Dair: (spoiler var, kaçınınız)

Böyle bir sonla karşılaşacağımı az çok tahmin etsem de, gözyaşlarıma engel olamadığımı belirtmem lazım. Herşeye rağmen çok güzel bir sondu. Aslında tüm önemli karakterler acı bir sonla yüzleşti ama ben en azından ölmeden önce kısa süreliğine de olsa Andre ve Oscar’ın birleşmesine sevindim. Benim tahminim gerçi Oscar’ın savaşırken öleceği ve Andre’nin intihar edeceğiydi ama bir şekilde benzer bir sona ulaştık diyebiliriz. Oscar’ın hasta olduğunu öğrenince içimden geçmişti. Umarım hastalığı yüzünden değil, savaşırken ölür demiştim, istediğim gibi de oldu. Animeye yakışan bir sondu, ama deli gibi de ağlattı (T_T)

NOT: Bu arada Türkçe altyazısı da varmış sanırım ama ben İngilizce izledim. İndirmeden İngilizce izlemek için sizi şuraya alayım. Bir de  kapanış jenerik videolarını ekledim aşağıya. Açılış videosunu bulamadım, kaldırılmış sanırım. Aşağıdaki videolardan ilkinin sonunda benim de yukarda yer verdiğim (koyu renkle yazılmış olan) Andre’nin cümlesini kendi ağzından duyabilirsiniz. 2. videoya nette rastladım, benim izlediğim bölümlerde öyle bir kapanış yoktu, bilginize. Buyrunuz 🙂

Edit: La fea’nın katkılarıyla en sona açılış videosunu da ekledik canlar:)

Reklamlar

15 comments on “Rose of Versailles

  1. benim de ne zamandır aklımda vardı bunu izlemek ama acaba bahsedilen kadar güzel mi yoksa eskilerden olduğu için efsane şeklinde abartılmış mı diye düşünüyordum. hatta bu seri normal dizilerde filan en çok atıfta bulunulan seri bence adını çok yerde duydum [en son yine CPde vardı:))]
    an itibariyle torrentini indirdim :))
    bakalım bu yaz izlenecekler arasına girsin, yorumlarımı izledikten sonra yaziciiiim

  2. rukicim ben bir kaç günde bitirdim, çok da mutluyum izlediğime açıkçası. kendi açımdan en beğendiklerim arasına aldım. eğer dönem hikayelerini, tarihi yapımları seviyorsan izle, gerçi bu izlemen için sadece küçük bir sebep. bilmiyorum sen daha çok anime izlediğinden muhtemelen daha sağlıklı değerlendirirsin, izlersen yorumlarını mutlaka bekliyorum, umarım beğenirsin 🙂

  3. berre, ben de annemin dediğine göre izlemişim ama sanırım çok küçüktüm, hatırlamıyorum 🙂 neyse senin bunu yazman iyi oldu, ruki’yi ikna etmek için biri daha çıktı. bu arada benim de “iki şehrin hikayesi” kitabından Fransız devrimine ilgim oluşmuştu, animeye sıcak bakmamın sebeplerinden biri de buydu.

    çizimine baktım da muhteşemmiş ya, sailormoon çizimleri de çok güzel. yeteneğini takdir ettim, azcık da kıskandım 😛 benim de çizesim geldi ama lady oscar’ın karizmasını yerle bir etmek istemem 😀

  4. Beğenmene beni kırmayıp izlemene çok sevindim. O kadar kişiye söyledim seversiniz izleyin diye.Israrla izlemediler 😀 😀 ben de o kişilerin bloglarını takipe etmiyorum artık. 😀 😀 Ya dur ben yazarım daha bir kere daha okuyayım ne yazmışsın 😀 Aşkım depresiyor ya ne zaman izlesem daha çok şey buluyorum. Hiç sıkılmadım bugüne kadar.

  5. Vayyyy benden önceki yorumları görmemişim. Kimbap birilerinin daha izlemesine vesile olacaksın ne güzel. Ben de yazdım ama kimse sallamadı 😦 Olsun izlensin de bir önemi yok insanlar tarihi dramalara-animelere bir ön yargı ile yaklaşıyorlar. Halbuki Oscar bütün önyargılarının ötesinde gerek anlattığı dönemin gerek çekildiği dönemin çok çok ilerisinde bir yapım. 15 sene geçti ilk kez izlediğimden bu yana ve hala ne zaman izlesem farklı bir şey bulurum beğenecek. Andrenin sadakati, Oscarın cesareti kadınlığıyla, vatanseverliği arasında kalması, cinsel eğilimlere yapılan açık göndermeler türünde bir numara yapıyor Oscarı bence. Çizimler desen muhteşem. Hollywoodun neden hala bu hikayeyi keşfedemediğini anlayabilmiş değilim. Benim bugüne kadar Oscar ile ilgili okuduğum en güzel özet yazısı bana ilk bölümünü çevirerek gönderen Happi’nin yazısıdır ki linkerini verdim kendi yazımda. Anime ve Manga arasında ki farklara da değinmiş ki çok önemli. Manga’da Oscar ve Andre daha fazla zaaf gösteren karakterler daha insani zayıflıkları olan kişiler. Ama animede de çok güzel işlenmiş karakter değişimleri. Oscarın Andreye olan aşkını keşfetmesi… İzlemeyen varsa
    çok şey kaçırıyor benden söylemesi 😀

  6. canım ne demek, zaten aklımdaydı izlemek sayende başarabildim sonunda. ben teşekkür ederim asıl 🙂 dediğin her şeye katılıyorum zaten yazımda da söylemiştim uzun uzun. happi’nin yazısını okumadım bakayım bir ara. zaten mangayı da okumayı düşünüyorum bir ara. bence hollywood keşfetmesin ya, bu tür yapımları onlardan izlemeyi sevmiyorum, belki bazı açılardan daha kaliteli olcak ama yine klişeleriyle batırcaklar *-*

    bu arada daily motion’a da baktım o kadar, bulamadım. ben de iyiymdir bu konularda ama yakıştıramadım kendime 😛 teşekkürler.

    bence de senin tavsiyelerini dinlemeyenler çok şey kaçırıyor, ben dinledim pişman değilim 🙂

  7. @ eymasar
    bence candy’den çok daha kaliteliydi. gönlümdeki candy’nin yerini biraz sarstı 🙂 candy’nin tamamı bizde hiç yayınlanmadı, hep yarım kaldı. ama şimdi başladım tekrar izlemeye bunun gazıyla da bir sorun var, 115 bölümmüş :s anthony de pek tipsizmiş, papyonlu falan ibiş bişey. aşıktım bi de ben ona ama terry öndeydi tabi. bitirirsem bir yazı patlatırım ama mutlu son değilmiş pek duyduğuma göre.

  8. La fea ikimiz için izlemesseniz …. demişti sanki öyle bişiler hatırlıyorum. Sen sıranı savdın sıra bende. İnşallah izleyeceğim. Güzele benziyor 😉

  9. en sonunda yorumumu konduruyorum böyle bir anime var mıdır bilmem ya da ömrümde bu kadar romantik ve dramatik bir anime izledim mi? bir animenin her dakikasını her anını sever heyecanla izler misniz Oscar’sa mevzu evet Türkiye’de Oscar olarak gösterilmişti ya ben hep Oscar diyorum o yüzden.Küçükken elime bir şey bulur Oscar’ım diye ortalıkda dolaşırdım idolümdü resmen ama sonra farkettim ki bundan öte bişey var bu animede o da yere göğe sığmayan sıcacık ve hüzünlü bir aşk.Andre’nin o en başta karşılık bulmayan ama bulduğunda da artık çok geç olan aşkı için az gözyaşı dökmedim.Fransız İhtilalinin en acı ve yıkıcı gerçekliğinde yaşanan masalsı bir aşk.Brt yayınlamıştı ve hiç de makaslamamıştı o yüzden şanslıydık 😀 yazı çok çok güzel canım ellerine sağlık.İlham olduğu için La Fea’ya da tabi (bana da az yaz demedi 😀 Oscar’ı daha çok insana izlettirmek için and içmiş gerçek bir fan 😀 )

    • dediklerine katılmamak elde değil. ben hala 30 yıl önce yayınlandığına inanmakta zorlanıyorum, cidden aşmış bir anime. hele o yürek burkan müzikleri eşliğinde andre’nin aşk dolu bakışları. zaten böyle yarım kalınca daha da buruk olup adamın ciğerini dağlıyor:)
      oscar yine senin küçükken idolünmüş, benim şu yaşta idolüm:) yazıda da dedim sürekli çok başarılı bir karakter yaratmışlar, hatta idol olunmaz doğulur’un kanıtı gibi^^
      la fea’nın bu adanmışlığına da saygı duyuyorum, ben de naçizane onun yolundayım artık, ne kadar kişi izlerse o kadar iyi:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s