Spor Dünyasından Son Gelişmeler

Ailemin yanına bir kaç günlüğüne gelince digiturk ve uydulu cennet gibi bir eve düştüm. Malum kendi evimde antenle çalışan gariban bir tv’m var. Ben de bu imkanları elimin tersiyle itmedim ve bilgisayar manyağından sadık bir tv izleyicisine evrildim. Her daim spor izlemeye de bayılan biri olarak kendimi spor kanallarına verdim. Gerçi bahsedeceğim karşılaşmaların çoğu TRT ve NTV gibi kanallardan da takip edilebilir ama malum antenli TVler bazen bu kanalları bile çok görebiliyor biz fukaralara 🙂 Eh o zaman son gelişmeleri siz değerli okuyucularıma aktarmanın vaktidir 🙂

2010 Güney Afrika Dünya Kupası

Nijerya'ya karşı atılan ilk golün ardından bizimkilerin sevinci. berabere kalsalar da çıktılar gruptan, helal 🙂

* Öncelikle çekiklerimizden ilki Güney Kore‘lilerimiz bugün 2. tura geçmeye hak kazandılar, çok mutlu olduk. Arjantin‘in ardından 2. sırada bir sonraki tura yürümekteler. Açıkçası bir iddiaları olacağını düşünmesem de çok sevindim. Hele maç bitimindeki sevinçleri, 2 futbolcunun sarılarak ağlayışı pek hoştu. Bir sonraki rakipleri Uruguay olacak ve maç 26’sında oynanacak.

* Diğer çekiklerimizden Japonya‘nın durumu belli değil ancak bulunduğu E grubundan Hollanda’nın 1. sırada çıkacağı aşikar. Japonya ise Danimarka ile başabaş gitmekte, yani kaderi son maça kaldı ve olaya bakın ki son maç perşembe Danimarka ile oynanacak. Pek heyecanlı olacak, kaçırmayın.

*Çekiklerden sonuncusu Kuzey Kore‘nin ise grubunda sonuncu olduğundan pek iddiası kalmadı, yazık. Zaten izleme hakkı Güney Kore’de olduğundan maçları 1 gün sonra izleyebiliyorlarmış, yani pek bir şey kaybetmediler diyerek züğürt tesellisi yapalım.

* Kupada gruptan çıkan takımlar şunlardır. A grubundan Uruguay (ki Lugano’muzun takımı, Uri Lugano 🙂 ) ve Meksika, B grubundan ise Arjantin ve Güney Kore. Diğer 5 gruptaki toplam 20 takımın kaderi 2-3 güne belli olacak.

Wimbledon 2010

Gambarimas!

* Grand Slam’lerin belki de en büyüğü ve önemlisi Wimbledon tüm heyecanıyla dün başladı arkadaşlar. Öncelikle dünkü Roger Federer maçından başlayalım. Rakibini mi küçümsedi ne oldu bilemem ama 5 sete uzayan bir maçla, azcık ıkınarak da olsa aldı maçı. Ama geri dönüşünün de hakkını yememek lazım, 2-0’dan döndü adam. Tenis gibi konsantrasyon gerektiren bir spor için büyük başarı. Umarım turnuvanın kalan maçlarında yüreğimizi ağzımıza getirmez böyle, Nadal’la finalde izlersek de pek şukela olur, bilmiyorum eşleşmelere göre mümkün müdür ama isterük.

* Bugün dünya kadınlar sıralamasında birinci olan ve kendimi bildim bileli ablasıyla ortamın tozunu attıran Serena Williams‘ın maçını izledim. Rakibi Brito karşısında ilk seti güle oynaya aldı ancak ikincide biraz zorlandı. Yine de set vermeden ikinci karşılaşma için hak kazandı. Muhtemelen yine alacak kupayı. Ancak bugün beni asıl ilgilendiren maçı izleyemedim, ayrıntılar alttadır.

volelerime kurban olun 🙂

* Serena maçının hemen ardından Rafael Nadal ilk maçına çıkacaktı. Zaten dünya sıralamasında birinci ve tonlarca seveni var ama ben izlerken ayrı bir zevk alırım. Hızı, kendine özgü tarzı, hatta solak oluşu hoşuma gider. Maçın birde Japon tenisçi Kei Nishikori ile oynayacağını duyunca pek mutlu olmuştum. Ancak maçın D-smartta yayınlanacağını duyunca bu mutluluk aynı hızla söndü. Maçın ardından gelen skor, video ve resimlerle yetindim. Tabi ki Nadal canım Japoncuğuma acımadan rahatça almış maçı. Hadi bakalım hayırlısı diyoruz. Yeni gelişmelerle karşınızda olacağız, bizden ayrılmayın 🙂

üzülme japon'cum, bir dahakine inşallah, daha turnuva çoook 🙂

Reklamlar

14 comments on “Spor Dünyasından Son Gelişmeler

  1. Bende Kimbap nerelerde diye düşünüyodum, hatta mesaj atıcaktım. Meğer eve gitmişsin:))
    Hoşgeldin dostum:))
    Güney Kore çıktı gruptan, çok sevindim vallahi ama Uruguayla eşleşmiş biraz zor gibi görünsede belki alır:))
    Nijerya maçını babamla seyrettik çok komikti. hemen bir diolog aktarayım.
    Oyuncu değişikliği anında:
    Astrea: aa bak sakatlanan çocuğu çıkarıyorlar.
    Babam: O sakatlanan değilki.
    Astrea: baksana aynı çocuk işte.
    Babam: Nasıl anlıyosun hepsi birbirine benziyo.
    Astrea: haha anlarım ben uzmanı oldum artık:P

    Japonyayada başarılar dilerim. Özellikle Kawaşimaya 😀

  2. teşekkürler dostum, bugün sabah döndüm ama ne dönüş! uzun süre arabadan çıkamadık, evin 2 adım önündeydik ama giremedik, şiddetli yağmur yüzünden. şimdi de şaka gibi güneş açtı, sabah sel götürüyodu.iyice korkmaya başladım, bu hava izmir’e göre bile garip 🙂

    evet bizimkiler çıktı gruptan. zaten kimle eşleşseler zor bundan sonra ama heyecanın bir süre için daha devam edecek olması hoş 🙂

    babanla muhabbetinize de bayıldım. valla hepimiz artık uzmanlaştık çekikler konusunda. ben de ilk izlemeye başladığımda hepsini karıştırıyodum ama artık kralı gelse tanırım 😛

  3. İzmir havası bu günlerde bunalımda, ona manik depresif teşhisi koydum gün içinde ruh hali sürekli değişiyo 😀
    Sabah feciydi yaa kışın bile öyle yağmadı resmen. Yaa bak sıcak sıcak diyoduk şimdide üşüyorum. (çorap bile giydim bugün o derece 🙂 )

    Ha birde şeyi soracaktım maçları izleme sırası Güney Kore demişsin ya sıraula mı izliyolarmış orda :S

  4. izleme sırası demedim canım, izleme hakkı o bölgede güney kore’nin elinde ve bu hakkı tabi ki kuzey’le paylaşmıyor. bu yüzden de canlı olarak izleyemiyor kuzeyliler 1 gün sonra izleyebiliyorlar 🙂

  5. marsel’i unutur muyum hiç. bugünkü maçın sonucunu bekledim alsa gururla bir yazı patlatıcaktım ama olmadı. özellikle 2-0 dan sonraki seti alınca geri dönecek diye çok umutlanmıştım, baya da iyi oynuyordu ama olmadı 😦 yine de ilerki yıllarda daha iyi şeyler yapıcak bence. zaten oraya kadar gelmesi bizim gibi spor anlamında yerinde sayan bir ülke için büyük başarı.

    federer’i severim ben. teknik meknik rekorları çatır çatır kırıyor. gerçi bu sene kötü gidiyor, wimbledon’da da. zaten nadal’ın almasına kesin gözüyle bakıyorum.

    serena gelse nolcak. maalesef türkiye’de yapılan tenis turnuvaları seyircisiz geçiyor. sinirim bozulduğundan izlemek bile istemiyorum.

  6. tenisle ilgili büyük bir pişmanlığım vardır. babam tenis oynar benim, çocukluğum onunla beraber kortlarda geçti. böyle deyince de bişey sanmayın babam da amatör, hatta 30undan sonra başlamış tenise. neyse ben bir kere bile tenis öğrenmeye yanaşmadım, ancak izledim, top topladım vs. gerçi babama da haksızlık etmeyeyim, kendisi yerel bir turnuvada finale kalmıştı ama maçı yarıda bıraktı, nedenini hiç söylemiyim 😀

    • Japonyanın yaptığı maç 2010 dünya kupasının en güzel maçıydı. Hop oturdum hop kalktım. ancak dün yapılan 2. tur maçlarının ilki g.kore Uruguay hiç istemedğim şekilde bitti ve bizim dostlara elvada dedik. Böylece geriye sadece sahanın samurayları dediğim Japonya kaldı inşallah onları sırasıyla çeyrekte, yarıda hatta finalde görücez 🙂

  7. Bence Wimbledon’un şimdiye kadarki en güzel anları Mahut-Isner karşılaşmasıydı.(Marsel’in ilk turu geçmesi dışında, ki maç sonunda seyircilere imza verirken o kadar duygulandım ki) Şu 11 saati geçen rekor üstüne rekor kırılan en uzun maç en güzeliydi bence. Zap yaparken “6 saat olmuş başlayalı be”, “Anam 3 saat önce de aynı maç vardı bitmemiş mi hala..” “7 saat” “8 oldu, daha neler” vesaire gibi hayret nidalarıyla takip ettiğim ilginç bir maçtı. Isner’in bir sonraki turda 3-0 elenivermesi talihsizlikti tabii ama o kadar yorgunluğa doğal.

  8. @ ser-min
    korelilerimiz için ben de çok üzüldüm valla. umutlarımız japonya ile sürüyor. burdan da hatırlatayım salı günü 17de paraguay’la maçı var japoncuklarımızın, destek olalım. ama asıl olay aynı günün akşamı kopacak. ispanya ve portekiz maçı var 21.30’da. kaçırmayınız. ben umutluyum çok, japonya salı günkü maçı alıp, çeyrek finale çıkacak.

    @ bunusevdim
    bu’cum o maç gerçekten neydi öyle yahu! marsel’in maçıyla aynı gündü, hatta bazı seyirciler bizimkilerin maçını bırakıp onu izlemeye gitti, korttan gelen heyecanlı sesleri duyunca. adamların sabrına hayran olmamak elde değil. zaten benim tenis izlerken öyle bir psikopatlığım var. 2-0 bir oyuncu öndeyse, tuttuğum kişi o olsa bile diğeri 2 seti alsın, 5 set olsun diye dua ediyorum heyecan bitmesin diye, o yüzden tam benlik bir maçtı 🙂

    • Ezilenden yanayız hep komik bir şekilde. Ben küçükken bile çizgi filmlerde ezilenler arada yensin isterdim.
      Gerçekten çok sabırlılardı ama berbat yoruldular. Hele Isner zavallım 2 metrelik ve dolayısıyla bir o kadar ağır vücuduyla mahvoldu. Neyseki servislerde iyiydi. Valla ben memnun oldum onun kazanmasına

  9. aslında şu yazıda pek öyle görünmese de bende tam tersi, ben hep kötü tarafın kazanmasını isterim. mesela ben slyvester manyağıydım, tweety’nin küçücük boyuyla hep ondan kaçmayı başarmasından nefret ederdim. maalesef hayallerimdeki gibi slyvester veya tom ve jerry’den tom’un kazandığı bir bölüm izlyemedim, hep geçici zaferler aldılar 🙂

    tenisle ilgili ise aslında ezilenin kazanması gibi bir takıntım yok, ezilen 2 set önde olsa bu kez diğeri alsın isterim. amacım maç ve benim izleme keyfimin uzaması, yani 3 set olmasın da sonuna kadar yani 5 sete kadar uzasın, onların canı çıksa bile ben doya doya izleyeyim 😛 mümkünse her sette tie break’e gidilsin şeklinde psikopatlıklarım var.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s