İzlenesi Şeyler -1 (Japon Dizileri)

Şimdiii, bazı diziler var ki şu blogu açtım açalı haklarında bir şeyler yazmak istiyorum. Ancak maalesef ki bırak şöyle okkalı bir tanıtım veya eleştiri yazısı patlatmayı iki kelam bile edemedim onlarla ilgili. Allah’tan bazılarını başka blogcu arkadaşlarım tanıttılar, eh o zaman dedim ki ben kısaca en azından bir kaçından bahsederim, izleyen izler anasını satiim. Bir de şu var ki eğer ben o diziyi izleyeli uzun zaman olmuşsa tekrar izlemeden bir şeyler yazamıyorum. O yüzden de bir türlü yazamadım. Neyse ilk yazımda Japon dizileriyle başlıyorum, devamı gelecek, hadi bakalım 🙂

Mei Chan No Shitsuji- Mei Chan’ın Uşağı

Şimdii bu dramamız adından da anlaşılacağı gibi bir japon dizisidir, yani doramadır. İlk izlediklerimdendi kendisi, sanırım geçen yazın sonlarında izlemiştim. Öncelikle dizi klasik japon dizilerinden, yani anime havası taşıyan ve bu tür – ancak bir animede görebileceğimiz türde yani- sahneler barındırdığını belirtmek gerek. Konumuza gelirsek, yine Japonya’nın zengin ailelerinin çocuklarının okuduğu, süper lüks bir okul var elimizde. Bu okulun tabi ki diğerlerinden bir farkı var, burda sadece kızlar okuyor ve onlara birer uşak eşlik ediyor. Dizi öncelikle bu açıdan karın doyuruyor, özellikle kızlar için diyorum bunu. Çünkü ortada bir ton yakışıklı uşak görünce şahsen ben “Ah keşke öyle bir yer olsa” şeklinde anında hayaller alemine yelken açmıştım. Esas kızımız (isimlerini hatırlayamıcam artık) ise fakir bir ailenin kızı olduğunu sansa da öyle olmadığını öğreniyor (yok sandığınız gibi başka bir ailenin kızı çıkmıyor, izleyin görün) ve kendini yanında uşakların en bir yakışıklısıyla bu okulda buluveriyor. Kızımızın tomboy(erkek fatma)  tipinde olduğunu ekleyelim ama burda gender bender mevzusunun zerresi yok, suyu çıkarılmıyor yani korkmayın.

Benim düşüncelerime gelirsek izleme sebeplerimden ilki Mizushima Hiro’ydu itiraf ediyorum utanarak. Tabi onun haricinde de dizi tanıdık yüzlerle dolu. Hele Hana Kimi’yi izleyenler hiç yabancılık çekmeyecekler çünkü pek çok bildik yüz var ordan. Misal orda tam bir şebek olan Oscar, burda çapkın ve gayet “taş” bir uşağı canlandırıyor. İzlemesi zevkli, Japon dizileri hem süre olarak kısa hem de bölüm olarak az olduklarından hiç sıkılmadan izlemiştim, belki en üst sıralarda değil kişisel listemde ama dorama severler için kesinlikle izlenesi bir dizi olduğunu rahatça söyleyebilirim. Oldukça güldüren yerler var, entrika var, heyecan var, aşk var, bolca sadakat var, var da var. Tekrar hatırlatayım ki bu bir Japon dizisi o yüzden manga havasında karakterlere ve sıradışı olaylara da hazır olun 🙂 Dizinin soundtrack’i de tam ağzıma layık parçalarla doludur, özellikle pek sevgili Hiro’muzun kahramanlık yaptığı, lady’sini savunduğu sahnelerde çalan aşağıdaki parçayı ayrı severim(aşağıya eklenmiştir). İzlemek isteyenler için şurda Türkçe’si, şurda İngilizcesi mevcut, ancak görüntü kalitesi konusunda söz veremiycem.

Hana Yori Dango ve Boys Over Flowers

Bu iki dizi aynı mangadan uyarlanmıştır, ilki 2 sezonluk ve bir de filmi bulunan Japon versiyonu, 2. ise tek sezonluk Kore versiyonudur. İkisini de izleyeli çok uzun zaman oldu, o yüzden çok istesem de bir türlü yazasım gelmedi. Bir de 2 arkadaşım ikisini karşılaştıran çok güzel yazılar yazınca, bu dizilerle ilgili yorum yapma arzumu onların yazıları sayesinde tatmin ettim. Bu yazının sonunda linkleri bulabilirsiniz.

 

Dizilere dönersek önce Kore versiyonunu izlememe rağmen sonradan izlediğim Japon versiyonunu (ki daha önce çekilmiştir Kore versiyonundan) daha çok beğenmiştim. Şu aralar ablama izletirken tekrar izliyor ve bu kararımdan emin oluyorum. Neden daha çok beğendiğime gelirsek kısaca Japon v.da karakter işlenişi daha başarılı, burdaki esas oğlan Domyouji’nin aşkı daha inandırıcı geldi bana. Yani Japon versiyonundaki çift bana daha inandırıcı geldi, onları birbirine daha çok yakıştırdım ve rollerini daha iyi oynadıklarına inanıyorum. Zaten onları ne kadar beğendiğimi şu yazıda dile getirmiştim.  Koredeki özellikle esas kız beni kendisinden öyle bir iğrendirmişti ki bir daha onun oynadığı bir diziyi izlemem çok zor.

Diziyi izlemeyen kaldığını sanmasam da kısaca konusuna değineyim. Eitoku Gakuen Japonya’nın en pahalı okuludur. Makino da fakir olduğu halde zorla da olsa burda okuyan bir kızımızdır. Bu okulun sahibinin oğlunun da aralarında olduğu 4 kişilik bir grup vardır ki düşmanımın başına. F4 (Flower Four) olarak geçen bu grup okulda dehşet saçmaktadır. Onların genelde keyfi olarak yani sebepsizce Kırmızı Uyarı verdiği öğrenciler tüm okul tarafından aşağılanmakta, öğrenciye zulmedilmekte ve öğrenci geri çekilene kadar işkence sürmektedir. Grubun elebaşı olan Domyouji ise hepsinden de gaddar, önüne gelene sebepsizce saldırmaktan zevk alan biridir. Kendi halinde takılmaya karar veren Makino maalesef ki kırmızı uyarıyı alan ilk kız olmayı başarır, olaylar gelişir.

Şahsen izlediğim Japon dizileri içinde rahatlıkla ilk 3e girebilecek bu doramayı şiddetle tavsiye etsem de Kore versiyonu da geçen yıl çok başarılı olmuş ve tutmuştur. Kore bana daha çok hitap ediyor diyorsanız, o versiyonu da izlemelisiniz. İki diziyle ilgili ayrıntılı bilgi için Darkangel ve Mavi‘nin yazılarını mutlaka okuyun.

Kurosagi

Yamapi ve Maki’yi pek çoğumuz Nobuta Wo Produce dizisinde izlemiştik. İşte bu ikilinin bir araya geldiği bir başka dizi de Kurosagi’dir. Yani kadro sağlam öncelikle. 11 bölümlük bu dizinin bir de sonradan çekilen filmi vardır. Bahsettiğim film special havasında değil ve yeni olaylar anlatılıyor, belirteyim. Konudan bahsedelim hemen, dizi en kısa haliyle dolandırıcıları dolandırmayı kendine misyon edinmiş bir dolandırıcının hikayesi. Daha açarsak, efendim dizimiz der ki üç çeşit dolandırıcı vardır, insanları parası için dolandıran Shirosagi, duygularıyla oynarak kandıran ve karşı cinsi hedef alan Akasagi ve son olarak bu iki tür dolandırıcıyı dolandıran yani bir tür Robin Hood olan Kurosagi.

burda akira gibi şeker bir yamapi bekleyenler, avcunu yalar 🙂

İşte baş karakterimiz de genç kızların sevgilisi Yamapi tarafından canlandırılan Kurosagidir. Tabi bunu yapmasının bir sebebi vardır, zira dolandırılan babası, annesi ve kardeşini öldürmüş bir nevi üçüncü sayfa haberi yaratmıştır, yani yine bir intikam vakası diyebiliriz. Kurosagi bu dolandırıcılar hakkındaki bilgileri de shirosagilerin babası Katsuragi’den alır. Tabi bir de esas kızımız vardır ki kendisini her daşın altından çıkan Horikita Maki canlandırıyor. Yoshikawa adlı kızımız Kurosagi ile önce amcasının dolandırılması vesilesiyle tanışır, savcı olma hayalleri kuran biri olarak yaptıklarını tasvip etmememektedir. Bir süre sonra da tesadüfen yan dairesine kiracısı olarak taşınır,olaylar gelişir. Dizinin her bölümünde yeni bir av bulur Kurosagi, çeşitli yöntemlerle ve türlü çeşit kılıkta onları dolandırır. Dizide aşk da var ama sonuca bağlanıyor mu yoksa Japonların bayıldığı gibi bir şeyler yarım mı bırakılıyor bilemiycem. Şunu diyebilirim ki eğer “sonuca” değil “sürece” bakanlardansanız, izleyin çünkü keyif alacaksınız ama sonunun bağlanması benim için daha önemli diyorsanız hiç bulaşmayın, benden tavsiye. Aşağıya dizinin açılış jeneriğini ekliyorum, parça Yamapi tarafından seslendirilmiştir, ekleyelim.

Reklamlar

27 comments on “İzlenesi Şeyler -1 (Japon Dizileri)

  1. Şu uşaklı olan dışındakileri izledim 🙂 Hatta Akame yazısından sonra şöyle uzun bir yazıyla Yamapi’yi tanıtayım da sonra birkaç dizisini tanıtırım diyordum. Seviyorum ya bu adamı çok soğuk nevale falan ama kızlar böyle uzak duran adamları sever zaten ohşşt 😀

  2. yamapi sevilmez mi, ben soğuk hallerine de birden canayakınlaşmasına da bayılıyorum. listemde buzzer beat var bakalım ne zaman izleyebilcem. yazını bekliyorum o zaman bayılarak okuyiciim 🙂

  3. Şu ilk diziyi çok merak ettim. Yakışıklılarla ilgisi yok valla, hepsi kardeşim yaşında 😛 Ama verdiğin linkte videolar kullanımdışı :((( Başka bir site yok mu seyredebileceğim?

  4. @ kirazzade
    eğer japon dizilerine başlayacaksan hana yori dango veya hana kimi ile başlayabilirsin bence. japon dramaları tür ve çekim olarak alıştıklarımızdan farklıdır, bu yüzden başlarda garip gelebilir. özellikle hana yori dango ısınma turları için birebir 🙂

    mei chan no shitsuji için link baktım ama sadece ingilizce bulabildim maalesef.
    mei chan’ın türkçesini bulan varsa, link verirse mesut olurum 🙂

  5. Meichan2ı hala izleyemedim ama diğerleri benim de favorilerimdir tabi ki ilk sırada Hana Yori Dango var onun yerini hiçbiri tutamaz ben olaya Japon dra-maları ile başladığım için sanırım çok çok severim izlemediysen Hotaru no hikari ve Nobuta wo produce da tavsiyemdir.

    • mei chan’ı çok severim ben ve tavsiye ederim, hiro’nun kahramanlıkları bile yeterli^^
      hana yori dango vazgeçemeyip, zırt pırt izlediğim doramalardan, birinciliği hana kimi ile paylaşıyor.

      bir de chibi’cim bu yazının amacı daha önce bahsedemediğim doramalardan bahsetmekti toptan da olsa. nobuta’ya bayılıyorum ama zaten yazmıştım diye eklemedim.
      hotaru’yu yeni izledim ve bayıldım hatta aşık oldum. 2. sezonuyla ilgili yazmayı planlıyorum çok yakında 🙂

  6. Hotaru’nun ikinci sezonunun ilk bölümünü yeni izledim süper süper önce bir ters köşe yaptırıyor ama neyse izle gör yazını da bekliyorum 😀

  7. Geri bildirim: Dramalardan Vurucu Sözler… « Kimbapsushi's Blog

  8. Geri bildirim: Şirinim, Şirinsin, Şirin… « Kimbapsushi's Blog

  9. HANA YORI DANGO benim japonlara on yargimi kiran dizi ve Matsumoto yuzunden ders bile calisamadim resmen 🙂 neredeyse tum kore dizilerini izlemis 1i olarak yaziyorum,hep japonlara kari on yargim vardi ve 3gun once zamanim vardi hadi oylesine izleyim dedim,zaten pek begenmiycem 🙂 ama o ne resmen ters kose oldum yeminle….oncelikle korenin yuzu var evet,f3 yakisikli ama Matsumoto onlara 1000ceker,,,,kizimiz cok guzeldi,bu dizi basdan sona kadar guzel oldu,fark coktu,,,,,, jun pyo yalniz ilk bolumlerde sapsal asikdi ama Tsukasa sona kadar 2 lafi 1 araya getiremedi…o haaaa demesi yokmuydu

  10. sonra kiz insan gibi yemek yiyordu 😀 daha 1 orjinal ve konusu daha inandiriciydi,,,ve o final ve o final koreliler oturup izlesin final nasil olur diye……muthisdi ….vasat,tadsiz tuzsuz degildi. bof u ilk izledim ama simdi ne kadar cok yanlis etdiyimi anladim 🙂

  11. Tatatammmmm….Bu kadar gürültülü gelmemin sebebini açıklayayım hemen.Diğer önerdiğin dizilere gözüm kapalı daldım.Ama bu dizinin adı geçince, ben de hep bir soğukluk, bir olumsuz etki oluşuyor, inanılmaz bir önyargıyla diziden kaçıyordum.Ama Pride’ın Türkçe altyazılısını bulamadığım için sıranın HYD’ye geldiğini de biliyordum.Bunu bilmeme rağmen yine diziden kaçmaya devam ettim.Aslında bu önyargımın sebebi, HYD değildi çünkü ne diziyi ne de oyuncuları tanımıyordum.Benim üzerimde olumsuz etki bırakan maalesef BOF’dı.BOF’a dair videoları ve yorumları bayağı bir okudum, Kore dalgasına kapıldığımda.Hoşuma gitmedi açıkcası.Çoğu forum ve blogda da sürekli karşıma çıktıkça daha büyük bir antipati oluştu ben de.Bu antipati ister istemez HYD hakkındaki görüşlerimi de olumsuz etkiledi.Sonunda kaçış yok, izlenecek bu dizi dedim ve başladım izlemeye.Boşu boşuna HYD’den kaçıyormuşum.Hele Domyouji….Başrolünde kadar tatlı, bu kadar şapşal bir delinin olduğunu bilsem kaçar mıydım, bu diziden? Domyouji’yi için bayağı bir ızdırap çektim, izlerken.Kontrol edemedeği öfkesi,kötü japoncası, kıt bir zekaya sahip olması, gayet ciddi bir konuşmanın ortasında birden şirazesinin kayıp saçmalamaya başlaması, sevgiye aç koca bir çocuk olması, Makino’ya olan aşkı….Bir yandan Ken’e olanlar yüzünden yaşadıkları ve bu olayı kimseyle paylaşamaması bir de üstüne Makino’yla arasının limoni halleri ve Domyouji’nin yaşadığı yalnızlık.Hep mutlu olsun, sevilsin istedim hep.Arada bu yüzden Makino’ya da kızmadım değil.Aslında bir taraftan Makino’ya üzülüyordum bir yandan Domyouji’ye.Ama Domyouji’nin sevgiye daha çok ihtiyaç duyması beni onun yanında olmaya itti.Hem çok güzel haa…. lıyordu.İşin şakası bir yana Matsumoto Jun, çok iyi bir oyunculuk sergilemiş.Bu kadar gelgitli bir karakterin hakkını vermiş.Gözüme girdi.Ayrıca oldukça yakışıklı bir Japon olması da cabası 🙂
    Makino…Çok tatlıydı.Arada Domyouji’den vazgeçmesi beni dellendirse de başta Domyouji olmak üzere diğer F4 üyelerini daha insancıl kılmasıyla gözümdeki yeri sağlam.Hem öyle işe yaramaz bir babayla çok bile dayandı.Tahammü edemedim çıkardıkları sorunlara.Zaten harika bir 1.sezondan sonra araya giren-çıkan hatunlar yüzünden 2.sezonu izlerken bayağı bir sıkıntılardaydım.Mutlu sonla bittiğini bildiğim için devam ettim sonuna kadar.Yoksa Makino’nun her vazgeçişi beni çıldırttı.Tam bir Domyouji fanatiği olduğumdan bu kadar sıkıntı beni gerdikçe gerdi.
    Hanazawa Rui, aşkını değil dostluğunu tercih ediyorum.Hem Domyouji hem de Makino için eşsiz bir dosttu.Her an elinde bir kitapla, anime pozlarıyla pek havalıydı.
    Ve Shojiro…Ben bu rolü canlandıran Matsuda Shota’ya güzel hisler besliyor olabilirim 🙂 Öhömm..Çay seremonileri sevsinler diyor, kimseye yar olmadığı için seviniyorum.
    Akira.içlerinde en normal davranışlara sahip olan olmasına rağmen en garip yaşantıya sahip olması şaşırtıcıydı.Hele annesi, kardeşleri şok ediciydi.

    Bu 4’lünün en sevdiğim sahnesi, herkesin birbirine tekme tokat girip, güçlerinin sonuna kadar birbirlerini dövmeleri, sonunda da yere serilmeleri oldu.
    Filme gelirsem, yine dellenmelerin eşiğine geldiiğimi belirteyim.Makino ikileme düştükçe, ben saçbaş yoluyordum.Ekrandan uzanıp o kolyeyi boynuna takasım geldi.Domyouji, çok zor bir insan olmasına rağmen Makino da yabani ottu.O kadar sevip vazgeçseydi üzülürdüm.İkisi için de tabisi…

    itiraf zamanı…Sen, Hana Yori Dango’yu önermesen, izlemeyi düşünmediğim bir dizi olarak kalmaya devam edecekti.
    Yine yeniden yazıyorum.Takipçin olmaktan çok keyif alıyorum.Teşekkürler.

    • Vee hoobaenimden yepyeni ataklar geliyor, diyorum sana valla benim yıllara yayarak izlediklerimi hemen bitiriyorsun, yakında senpaini geçeceksin 😀
      Ben de söz dinleyen takipçilerimi seviyorum, tavsiyelerim sayesinde birileri bir şeyleri sevince inanılmaz mutlu oluyorum. Garip bir şey, diziyi çeken, albümü yapan benim sanki 😛
      Yorumlarına katılıyorum. Bu arada Hana Yori Dango benim için en özel Jdramadır ve izlediğim tüm uzak doğu dizileri içinde Coffee Prince ile beraber zirvededir. En çok izlediğim dizidir bir de, her sahne ve repliğini ezbere bilirim. Özellikle ilk sezonu konusunda çok ciddi, akut seviyede bir takıntım var. Toplamda muhtemelen +20 kez izledim :S Biliyorum, normal değil.
      Domyouji ve Makino kimyası benim için bir daha bulunmayacak bir şeydir, karakterleri o kadar ailemdenmiş gibi sahiplenip sevdim ki resmen canım sıkıldıkça “Patlatayım bir HYD” şeklinde dolanır olmuştum ama bak gerçi 5-6 aydır izlemedim sanırım aakjksjkla
      Bu arada Matsuda’yı sevdiysen Love Shuffle ve Liar Game’i şiddetle öneririm, vazgeçemeyecek hale geleceğinin de garantisini veririm.

  12. Yorumum çok fazla imla hatası ve anlatım bozukluğu içerdiği için özür dilerim.Şimdi farkettim.Yazarken sürekli sil-yaz yaptığımdan bayağı bir karışmış herşey.

  13. Hoobanenin ataklara devam ediyor, sunbaenim, senpaim.
    Love Shuffle, Chiaki Senpai sevdasına listemde zaten.Matsuda ile katmerlendi o dizi benim için.
    Vee şimdi izlediğim diziyi açıklıyorum.Liar Game…6.bölüme kadar geldim.Kafamı karıştırmıyor değil, Akiyamanın zekası.Durup düşünüyorum ne dedi bu şimdi diye.Aslında bu dizi, daha hiç Jdrama işine girmeden tanıtımlarına baktığım ve Matsuda yüzünden sempati beslediğim bir diziydi.Fragmanda beni etkisi altına almıştı anlayacağın bu kerata.Ama Jdramalardan çekindiğim için Matsuda ne kadar etkileyici olsa da beni yola getiremedi.Bak onların yapamadığını sen yaptın.JDrama ve JOyunculara karşı bütün düşüncelerimi tersine çevirdin.Kdrama izlerken, yok yaa izleyemem ben bunları çok acayipler diyordum.İtiraf etmek gerekirse çok çirkinler yaa diye söylenip duruyordum.Haa ne oldu, hepsini yedim yuttum.İyi oldu bana gerçi.Biraz önyargısız olmayı öğrenirim belki bu olaylardan sonra.
    Liar Game’in yanında Rich Man, Poor Woman’da izliyor, hoobanin.Kdramaları şimdilik kızağa çektim.Beklesinler biraz.
    Hana Yori Dango sevdana gelince, 1.sezon gerçekten çok güzeldi.Bir oturuşta bitirdim.Ama 2.sezonda o ayrılklar, her gelen hatunun Domyouji’ye aşık olmasıyla Makino’nun geri adım atışları beni bayağı sinir ettiğinden 1.sezonun gölgesinde kaldı bayağı.
    Şimdiiii, diziyle ilgili yorumlara bakarken sürekli Arashi grubunun adıyla karşılaşınca bu grubu kurcalamaya başladım ve Matsumoto Jun’un üyesi olduğunu öğrendim.Biraz izledim bulabildiğim youtube videolarını.Bir de Kame takıntısına Kat-tun’a baktım biraz.(Senin 1582 paylaşımının etkisi de oldukça fazla bu takıntımda.)Yavaş yavaş Jpop’la tanışıyorum. JRock’a geçişe az kaldı 🙂

    Kahyalarla ilgili yoruma yine geleceğim.Sabah akşam senin blogdayım anlayacağın 🙂

    Yoshhhh…

    • Yıllar önce ben de önyargı besledim ama çok kısa bir dönem. Hayatımın dizilerinden HYD’ye başlayınca bile başta bi “Iyk bunlar ne” demişliğim var. Ben çok kısa zamanda yendim gerçi, boşver geç olsun da güç olmasın.
      Yalnız övündüm kendimle, Matsuda’nın yapamadığını yapmışım 😀
      Demek fark etmeden Kame’ye bile bulaştırdım. Jpop sevgim sınırlıdır ama tavsiye ederim. Jrock ise benim uzak doğuda kpoptan da öncelere denk gelen en eski takıntılarımdandır, çok başka bir dünya benim için, çok değerli *gözünden düşen yaşı siler*
      Daha bitirip yazmadığım dizilerim var, sen zaten blogu hatmettin ama onları da yazaydım iyi olurdu.
      Jaa ne o zaman:)

  14. Japon dizi sever olarak Zettai Kareshiyi tek geçerim. Zaten aşk konulu dizilerde orjinalliği kimseye kaptırmaz Japonlar..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s