Cinderella’s Sister/Cinderella Unni

Şu koca yıl Kore’den çıkan pek çok drama ilgimi çekti, çekmekte. Ancak sadece adını duymamın bile izlemeye karar vermemde yeterli olduğu 2 diziden biri, Cinderella’s Sister. Daha ismiyle bile bana göre olduğunu vurguluyor. Aynı Bad Guy’da olduğu gibi karanlık bir karakteri, bir anti kahramanı başrolüne oturtuyor. Hatta burda daha da ağır bir durum var, zira bu hikayeyi daha doğrusu masalı hepimiz biliyoruz ama hiç madalyonun diğer yüzünü önemsemedik. Cinderella’nın yada bizdeki adıyla Külkedisi’nin kızkardeşlerinin yaptıkları kötüydü, sorgulanmazdı bile. İşte bu karakterin hatta üvey anne karakterinin de derinine inmek benim gibi antagonist manyakları için iştah kabartan bir şey.

Diziyi izlemeye karar vermemin diğer nedeni ise başrolde çok sevdiğim Moon Geun Young nam-ı diğer Kore’nin küçük kızkardeşinin bulunması. Bu kızı Koreliler niye sevip, küçük kardeş lakabını uygun görür? Çünkü küçük yaşlardan sektöre girmiş ve genelde My Little Bride ve Innocent Step’teki gibi sevimli kız rollerinde yer almıştır. Ancak ben onu bu rollerden ziyade Love Me Not’taki rolüyle sevmiştim. Ordaki sevgiye inanmayan, yabani ve soğuk halleri bence ona daha çok yakışmıştı, yada ben Kore yapımlarındaki şeker, şapşal kız karakterinden o dönem çok sıkılmıştım. Eh Moon burda da kötü kız kardeşi oynadığına göre o role yakın bir şeyler çıkarması muhtemeldi( zaten öyle de oldu) ve izlemeye değerdi. Gelelim konuya:

 

Konusu:

Konu tabiki Cinderella masalının birebir uyarlaması değil. Olaylar başka şekilde ilerlese de hikayenin temeli ve karakterler pek değiştirilmemiş. Eun Jo annesinin bir o erkeğe bir diğerine koşmasından bıkmış bir kızcağızdır. Daha ik bölümden bu hayattan ve annesinden kurtulmak istediğini anlarız. Annesi o sıralarda alkolik ve dayakçı bir adamla beraberdir ve Eun Jo’nun tek isteği ordan kurtulup özgür olmaktır. Uzun uzadıya anlatmadan özetlersek ordan kurtulur ama bu kez de kendini yabancı olduğu yeni bir ortamda bulur. Annesinin yeni avı- daha doğrusu kocası pirinç şarabı üreten bir firmanın sahibi, zengin bir adamdır ve yanında bir de iyi niyetli, saf ve çocuksu bir kızı vardır, Goo Hyo Sun.

Hyo Sun sevgiye aşırı derecede ihtiyaç duyan, hatta sevgi açı diyebileceğimiz bir kızdır. Küçük yaşta annesini kaybedince neredeyse hiç olgunlaşamamış diyebiliriz. Bu yüzden annesine çok benzettiği bu kadınla tanıştığı anda ona yapışır adeta. Burda masaldaki üvey anne karakterinden farklı olarak üvey annemiz kıza bolca şefkat ve sevgi gösterir, hatta ona Eun Jo’ya olduğundan daha sevgi doludur. Ancak bunların hepsi o evde kalmak için kullandığı taktiklerden biridir ve ne kocasına ne de üvey kızına karşı samimi duygular beslemez.

Yakışıklı prense geldi sıra. Masaldakinden en uzak karakter bu sanırım, zira kendisi Hyo Sun’ın ailesi yanında çalışan ve ailesi olmayan (en azından başlarda öyle gibi yansıtılıyor) bir çocuk. Ki Hoon aile tarafında çok seviliyor, en çok da Hyo Sun. Külkedimiz onunla evlenmeyi küçücük yaşında koyuyor kafasına. Ancak tahmin edeceğiniz gibi ufukta bir aşk üçgeni var.

Dizinin devamında ise masalla benzer olaylar arada sırada karşımıza çıksa da genel olarak masalla pek de benzeşmediğini söyleyebiliriz. Güzel bir aşk hikayesi de anlatıyor, ama sadece bunun için başlanırsa hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü bu aşk hikayesinin yanında ağırlıklı olarak ailevi ilişkiler ve pirinç şarabı imalathanesiyle ilgili gelişmeler de ağırlıklı olarak anlatılıyor. Konu olarak bu şekilde ilerliyor, spoiler olmaması için ayrıntılara girmiyorum, altta genel olarak düşünce ve yorumlarımı bulabilirsiniz.

Benim Yorumum:

Bitireli en az 15 gün olmuştur ama hala diziyle ilgili çok net bir fikre varamadım, sanırım bunun için zamana ihtiyacım var ama 20 bölümü sıkılmadan, merak ederek izlediğimi söylemeliyim. Zaten dizi aynı gün yayınlanan ve reytinglerde sürünen Personal Taste’in aksine çok iyi reytinglerle devam etmiş yoluna, inanmayan baksın.

20 bölüm neden sıkılmadan izledim hala bilemiyorum çünkü genelde kore dramalarındaki şirket işleri, iş hayatında rekabet gibi şeyler pek ilgimi çekmez açıkçası. İzliyor gibi yaparım ama ne döndüğüne pek de kulak vermem, takip etmem. Burda ise yapımın becerisi mi yoksa benim o dönemki halet-i ruhiyemden midir nedir, sıkılmadan merakla takip ettim. Tüm bunların yanında dizinin en büyük başarısı, altından en iyi kalktığı şey kesinlikle karakterler ve ailevi ilişkiler. Moon tahmin ettiğim gibi sevgiye inanmayan, yalnızlığı tercih eden, gülümsemeyen, soğuk bir kız. Bu anlamda da alıştığımız her dakka şapşallıklar yapan, yılışık gibi dolanan kore drama hatunlarından hayli farklı. Onların aksine çok daha cool, gururlu, hislerini saklayan biri. Ancak o etrafındakilerden ne kadar saklasa da biz onun annesi üvey kızına ilgi gösterince alındığını, Ki Hoon ve Hyo Sun yakınlaşınca kıskandığını ve üvey babası ilgi ve sevgi gösterince çaktırmasa da etkilendiğini görebiliyoruz.

Onun bu soğukluğundan en çok Ki Hoon ve Hyo Sun şikayetçi. Ki Hoon ilk andan itibaren bu soğuk ve duygusuz kıza karşı bir şeyler hissediyor ve onun ördüğü duvarı yıkmaya çalışıyor. Sadece o değil Hyo Sun yani Külkedisi de onunla gerçek iki kız kardeş olmak, ondan da sevgi görmek için çırpınıyor adeta, ancak Eun Jo’nun ördüğü bu duvarı aşıp, ona ulaşmak o kadar da çabuk mümkün olmuyor ikisi için de.

İşte beni diziye bağlayan ve kısa zamanda 20 bölümü izlememi sağlayan en önemli etken bunlardı. Karakterler ve ilişkileri çok iyi işlenmiş. Örneğin burda asıl nefretimizi kazanan Hyo Sun oluyor. O kadar çocuksu ve olgunlaşmamış ki zaman zaman ekrandan çekip sağlam bir tokatlayası geliyor insanın. Çoğu zaman da Külkedisinin o kadar masum olmadığını, onun da bencilleşebilen, başkalarına zarar veren biri olduğunu görüyoruz. Yani o çocuk masalındaki gerçek dışılık bu hikayede aşılıyor, tüm karakterlerin siyah-beyaz değil de gri olabildiğini ve birer insan olduklarını anlıyoruz. Bizi en çok etkileyen sahneler de genelde onların insan yönlerini ortaya çıkardıkları yerler oluyor, yani özellikle aile içi ilişkilerin anlatıldığı yerler dokundu bana. Bir de en iyi karakterin hatta Ki Hoon’un bile zamanla kötüleşebimesini çok gerçekçi buldum.

Yine kısa bir tanıtım amacıyla başlayıp, başka yerlere saptım. Son olarak diyebileceğim şu. Dizi genel izleyiciye çok hitap etmiyor. Yani herşeyin daha çabuk hallolmasını, karakterlerin bir anda değişmesini bekliyorsanız bu dizi size göre değil veya aşk üçgeni olsun oturup izleyelim derseniz de size uymaz çünkü başka şeyler bu dizide daha önemli. Öyle olduğunu son sahne bile anlatıyor bence, bana göre dizinin amacı onu anlatmaktı daha çok ve bu amacına da 20 bölüm boyunca karakterleri güzelce işleyerek ulaştı. (spoiler veremem izleyin görün) Tabi bunu deyince hiç aşk yok sanmayın dizide çok hoş bir aşk hikayesi de var, yabana atmış olmayayım. Sadece bu daha yavaş ilerleyen ve sabırla izlenmesi gereken bir hikaye.

Aslında yazarken anladım ki ben bu diziyi sevmişi, durduramıyorum sürekli anlatıyorum. Özet geç lan diyenlere kısaca: tavsiye edilir 🙂

Reklamlar

19 comments on “Cinderella’s Sister/Cinderella Unni

  1. Çinguuuuu!!!1 Bu kadar olur. Bu diziyi izlemeyi lafama koyalı 3, 4 gün oluyor 🙂 Bugün indirmeye başlamayı umuyordum. Sen beğendiysen bende beğenirim sanırım çünkü birazcık şüphelerim vardı. Fakat şimdi rahatladım 😀 Tamam ozaman ben hemen torrent avına çıkayım 🙂

    • kalplerimiz birmiş çingu 🙂
      valla diziyi beğendim aslında hani en sevdiklerimden diyemem ama güzeldi. özellikle ilk bölümlerini sevmiştim. biraz durgun bir dizi ama yazıda da dediğim gibi garip bir şekilde ben sıkılmadım ama herkese aynı garantiyi veremem. başla bakalım sen de sararsa devam edersin dostum^^

  2. Dostum sağolsun bölümler hazır olarak beni bekliyor, en yakın zamanda izlemeye başlicimm.
    Bu kız çok şeker yahu onu böyle bir rolde acayip merak ediyorum. ama eminim iyi oynamıştır. Geçenlerde love me not’u izledim, bu kadar çocuksu ve saf bir yüz olamaz aldığı lakabı hak ediyor bence. 🙂
    Bu arada dostum wordpress’e Like butonu eklenmiş sevdim ben bunu, wordpress günden güne güzelleşiyorsun haydi hayırlısı. 🙂

    • rica ederim dostum her zaman:) bu arada love me not’ı beğendin mi merak ettim, ben çok severim özellikle sonunu. kıza da ayrı bir sempatim var, iyi bir oyuncu olduğunu da düşünüyorum, hem şeker kız rollerinin hem de zıttı rollerin altından iyi kalkıyor.
      bu arada ben senden aldıklarımı arşivlemekle meşgulüm, umarım yakında başlıycam ben de, bir anime izlemekteyim onu bitirince de sonunda shining’e başlıcam^^
      like butonu iyi oldu harbiden, giderek gelişiyor wordpress (biz de paso övüyoruz, para vermeleri lazım valla, wordpress duy sesimizi)

      not: bu arada kendi yazımı yanlışlıkla beğendim, yanlış anlamayın o kadar kendimi beğenmiş değilim kayıtlara geçsin pls^^

      • Beğenmemmi dostum beğendim tabi, kız süper oyuncu valla filmin başlarındaki halleriyle ortalarındaki halleri falan gayet zıttı bunuda başarıyla oynamış valla helal. (spoil vermemek adına çırpınışlarım 🙂 )
        Anime ve arşiv demişken Nana’ya bakındım ama düzgün bir link bulamadım dostum indirmek için, her an online izleyebilirim dayanamayıp 🙂

  3. başladın mı cinderella’ya yazıda da dedim diziye başlama sebebim moon’du (ilk kez bir erkek oyuncu değil kız oyuncu için başladım), bence bitirince sana verdiğim diğer diziye de başlamalısın, onu da çoook beğendim hatta bayıldım (yakında yazacağımdan bilerek adını vermiyorum burda)
    NANA için bir de ben bakayım sanırım ingilizce altyazılı halini bulabilirim, ama altyazı gömülü olur büyük ihtimal. yine de ekleyebilirsek sonradan ekleriz. mutlaka vardır bi yerlerde bu kadar izlenen bir anime^^

  4. valla benim moduma göre değişiyor, bazen öldürsen izlemem ama koreliler yapınca izliyorum zaten özellikle sinemasında en baba filmler dram oluyor. ama zaten bunda bir misa tarzı bir ağlaklık yok, tabi komedi olduğunu da söyleyemeyiz. sen en iyisi tanıtacağım bir sonraki diziyi takibe al, o daha sana göre^^

  5. bu diziyi geçen hafta izledimı .ilk bölümleri oldukça sürükleyiciydi.başrol kızımızın dramı beni etkiledi ama o kadar soğuk bir tipti ki.sürekli öfkeli,sert ,mutsuz,hoşgörüsüz.küçük kızın onunla arkadaş olabilmek için çırpınışları .ama garip bir şekilde soğuk kızımız insana kendini sevdiriyor.ayrıca dikkatimi çeken başka bir nokta özellikle kore dizilerinde iyi bir anne rolü göremedim.çocuğundan sürekli faydalanmaya çalışan onu sevip sevmediği bile belli olayan tuhaf anneler.baba rolü gene anne rolünden daha naif.burda da baba daha şefkatli.dizi ortalara doğru heyecanını kaybediyor bence.aynı süreklilikte devam edince insan bıkıyor.yakışıklı prensimizde fena değildi.

    • aynı şey benim de dikkatimi çekmişti, nedense hep analar cadaloz^^ ayrıca katılıyorum ilk bölümleri özellikle çok güzel. başroldeki kızı ben soğuk rollerde çok başarılı buluyorum aslında daha çok şirin halleriyle tanınır.
      prensimiz çok yakışıklıydı cidden, ben de beğenmiştim ama dediğin gibi bir süre sonra tekrara dönüyor yani 20 bölüm çoktu, 16da bitebilirdi^^

  6. Geri bildirim: En Sevdiğim Kdrama Açılışları « Kimbapsushi's Blog

  7. Geri bildirim: Dramalardan Vurucu Sözler… « Kimbapsushi's Blog

  8. ben bu dizinin ilk 5 bölümünü inanılmaz sevmiştim, bir sonraki bölümü bayağı merakla beklemiştim ama yıl atlayınca nedense çok sıkıldım ve bıraktım, daha sonra baktım zaten yönetmeni değişmiş ilk 5 bölümden sonra. değişik bir diziydi gerçekten yine de.. ama kız playful kiss’teki seung ju’dan bile daha duygusuzdu bayağı şaşırtmıştı beni:)

    • aynen, başları ayrı bir güzeldi ben de demiştim zaten. sonra o havayı kaybetti. ben yine de izleyip bitirdim ama dediğin gibi zaman değiştikten sonra önceden aldığım tadı alamamıştım. o bölümler bambaşkadır:)
      kız sonuçta cinderella’nın üvey kardeşi, ama çok da ruhsuz değildi. bence asıl o cinderella sopalıktı^^

  9. Geri bildirim: Dramalardan Şarkılar « Kimbapsushi's Blog

  10. Bir erkek olarak yazıyorum. Gerçekten çok hoşuma giden bir diziydi. Moon Geun’a bu tarz roller çok yakışıyor. Salak aptal çocuksu aşık rollerine gıcık kapıyorum. 2 kızın büyüyünceye kadar olan bölümleri beni acayip sarmıştır. Oradan sonra bir süre aile şirketi dertleri açıkcası sıkmıştı. Ama 20 bölüm gerçekten izlettiriyor. Dizide zaten herkesin dediği bir şey var. Kim kimin üvey ablası çıkartamıyorsunuz. Babanın kızımı, annenin kızımı, diğer kızın üvey ablası rolünde. ikiside kötüleşebiliyorlar, ikiside iylleşebiliyorlar. Çelişkide bırakıyor bu da diziyi gerçekten iyi yapıyor. Klasik aşk dizilerinden daha derin bir karakter işlenmesi söz konusu. Bu kızın ( moon geun ) cheongdam alice dizisinide tavsiye ederim.

    • Ben de Moon’un bu tür rollerde oynamasını tercih ederim.
      Bence de ilk 6-7 bölüm sonrası biraz yönü değişti olayların ama yine de tümden bakıldığında fena bir dizi değildi.
      Alice’e başladım ama nedense devamı gelmedi, belki bir gün devam ederim 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s