Baker King Kim Tak Goo-Bu Kez de Ekmek Yapıyoruz, Bulamazsak Pasta:))

 

Not: Bu yazıya “En Denyo Başlık Ödülü”nü veriyorum. 

Not 2: Bu yazıyı geçen perşembe yazmıştım ancak yayınlayabildim. O yüzden o güne göre yazılmış şeyler olabilir. Şu an 25. bölümdeyim. Bitince kısa bir yazı daha yaziciim. Bu yazı biraz(!) uzun oldu ama  spoiler yoktur, arz ederim^^ 

Aslında bu dizi yayınlanmadan önce haberini okuduğumda hiç ilgimi çekmemişti, izlemekse aklımın ucundan bile geçmedi. Sonra bir gün Bad Guy’ın reytinglerine bakarken pek de şahane olmadığını gördüm, ardından aynı gün yayınlanan Road No 1’e baktım aynı hesap. Sonunda araştırmacı gazeteci kişiliğimi kullanarak Çarş-Perş yayınlanan dramalardaki şampiyonu buldum, o zamanlar daha her yerde konuşulmuyordu ve oldukça şaşırdım bu dizinin olmasına. Kim Tak Goo’nun reytingleri giderek artıp %44lere dayanırken bendeki merak da arttı haliyle. Bu yılın hatta son yılların en çok izlenen dizilerinden oldu Kim Tak Goo. Aynı kuşağa konan ve geçenlerde ilk bölümü yayınlanan, büyük merakla beklediğimiz Playful Kiss %3lerde dolanan çok feci bir reyting almış, üzüldüm açıkçası. 

 

Neyse Kore dizi piyasasından çıkıp, asıl konumuza dönelim. Koresever bir kulunuz olarak merakımı gidermek için bir kaç gün önce başladım Kim Tak Goo’ya, şu an 22. bölümdeyim. Evet 30 bölüm olmasıyla pek çok kişinin gözünü korkutuyor belki ama ben şahsen 20 bölüm nasıl geçti anlamadım. Burdan anlayacağınız üzere de diziyi sevdim. Şimdi her zamanki gibi konu, karakterler ve niye sevdiğime geliyoruz. 

Konusu: 

        

Adından ve reytinglerden anlıyoruz ki Koreliler yeme-içme mevzularında dizilerin altından iyi kalkıyor. Ama bu dizi sandığınız gibi sürekli mutfakta geçen bir dizi değil. Daha çok baş karakteri Kim Tak Goo’nun yaşam öyküsü diyebiliriz. Zaten ilk 6 bölüm tamamen çocukluk döneminden bahsediyor. Bu açıdan beni tatmin etti, karakterlerin geçtiği tüm evreleri daha başından görünce, bazı kararları neden aldıklarını daha net anlıyoruz, empati kurabiliyoruz. Genelde karşımıza direkt kötü karakterler çıkarılır ama neden bu hale geldiklerini bilmeyiz, burda daha Kim Tak Goo doğmadan olanlardan başlayarak adım adım ilerliyor hikaye. 

 

Elimizde zengin bir aile var, ekmek imalathaneleri var. Ancak bu fabrikanın ilerde başına geçebilecek bir erkek evlat yok. Bu yüzden kayınvalide gelinin üzerinde sürekli baskı kuruyor, gelinse bunlardan bunalmış. En son falcılara bile gidiyor. Falcı yüreğine hiç de su serpmiyor ve kocasının başkasından erkek evladı olacağını söylüyor ve gelinin de ancak başka bir erkekle birlikte olursa erkek doğuracağını ekliyor. Falcının dedikleri çıkıyor, kocası -Başkan diyelim- evdeki hemşireyle birlikte olup, hamile bırakıyor. Doğacak çocuk da evet doğru bildiniz Kim Tak Goo. Gelin de Başkan’ın sağ kolundan -Müdür Han diyoruz ona da- hamile kalıyor ve doğacak çocuk bir diğer baş karakterlerden Ma Jun (yada macun^^). 

kıyamam:(

Hikaye daha şimdiden entrika yumağı gibi duruyor değil mi? Bekleyin daha bir şey görmediniz. Bunun ardından Tak Goo’ nun annesi yani Mi Sun evden kaçmak zorunda kalıyor, oğlunu uzaklarda büyütüyor. Ardından pek çok şey oluyor ama spoiler vermeden şöyle özetleyebilirim. Tak Goo’nun ailesinden ayrı düşmesi, bir yandan gelin ve aşığının oğullarını fabrikanın başına geçirme ve Tak Goo’yu safdışı etme planları, Ma Jun-Tak Goo’nun her alanda süren  rekabeti ve bunun gibi pek çok şeyi ele alıyor dizi. Gelelim karakterlere: 

Kim Tak Goo 

 

Önce çocuk halleriyle tanıyoruz kendisini. Cesur, yaşına göre olgun, gururlu bir çocuk Tak Goo. Büyüyünce karşımıza aynı özellikleri ve çocuksuluğu taşıyan bir yandan kavgacı bir karakter çıkıyor. Tak Goo’nun ekmek yapma konusunda çok işe yarayan bir koku alma becerisi var bu arada, bu anlamda babası için ayrı bir değer taşıyor çünkü Başkan ekmek yapma konusuna çok önem veriyor. 

 

Tak Goo izlediğim Kore dizileri içinde en şeker bulduğum erkek başrol oldu sanırım. Genelde böyle sevimli karakterler jdramalardan çıkar, kdramalarda başroldeki erkek soğuk, cool triplerde dolanan biri olur, şapşallık kıza has bir durumdur. Burda ise çocuksu halleri, duygusallığı bir yandan cesur olması, sevimli gülümseyişi, içtenliği her şeyiyle Tak Goo’ya bayıldım. Yanaklarını şapur şupur öpüp, mıncırasım geldi. Onun gözleri dolunca benimkiler de doldu, ona bir haksızlık yapıldığında “Rahat bırakın bebişimi” derken yakaladım kendimi. Yerim ben onu, siz de sevin Tak Gu’yu 😀 

 

 

Ma Jun 

 

İşte dizimizin esas cool adamı! Çocukken neyse büyüyünce de aynı kerata. Aynı nefret dolu bakışlar, aynı kibir. Ama daha küçük yaşta şahit oldukları ve öğrendiklerinden sonra onun yaptığının saçma bir kıskançlık olmadığını biliyoruz en azından. Bazen duygularına yenik düşüp, yumuşuyor işte o an tadından yenmiyor. Tak Goo ile birbirlerine iple bağlanmak zorunda kaldıkları bir bölüm vardı, en sevdiklerimden oldu. Keşke her zaman o bölümdeki gibi olsa desek de olmuyor işte. Ma Jun’un da aklında varsa yoksa intikam, rekabet. Zavallı Tak Goo’mun (uri tak goo) “herşeyi”ni -yeteneği, ailesi, aşkı mesela-almaya kararlı. 

 

Yu Kyung 

 

Bu diziyi sevmemin sebebi erkek karakterler kesinlikle. Kızlardan pek hoşlanmadım. Özellikle bundan. Öncelikle Tak Goo’nun çocukluk aşkı olarak çıkıyor karşımıza. Annesi aşiftenin teki, babası ise dayakçı bir alkolik olduğundan pek dertli bir çocuk. Büyüyünce yine karşılaşılıyor, tahmin edeceğiniz gibi. Bu kez Yu Kyung başarılı bir üniversite öğrencisi, aynı zamanda bir aktivist. Neler olacağını izleyip göreceğiz, ama ben şu aralar çok kızgınım kendisine. 

Mi Sun 

 

Başta bu kıza da ısınmayacak gibiydim ama zamanla sevdim. Başta klasik kdrama kızı gibi duruyor. Kısa saçlı ve bakımsız görünce hemen aklımda sakar, yeteneksiz biri canlandı, ama Mi Sun öyle değil. Tak Goo’nun çalıştığı fırının sahibinin kızı aynı zamanda kendisi de ekmek, pasta yapımıyla ilgileniyor. İşinde yetenekli. Zamanla Tak Goo’yu yönlendirip, yardım ediyor. Evet genelde erkek kıza yardım eder, burda tersi. Yani öyle salak değil, baya zeki bir karakter. Aynı zamanda Takgu’nun annesinin adaşı olduğundan da Takgu üzerinde ayrı bir etkisi var, sözünü dinletiyor bizim yaramaza. Gerçekten en önemli anlarda destek oluyor ona ama bizim salak Takgu daha değerinin farkına varamadı, bakalım. 

Başkan 

 

Adını hatırlayamıcam işte Takgu’nun babası. Ekmek yapmayı seviyor ama fabrika işlerinden vakit bulamıyor pek. Oğlu (gerçek değil ama o öyle sanıyor) Ma Jun’a ve kızlarına karşı ilgisiz bir baba. Karısına karşı da keza. Aslında karısı ve oğlunun bu hale gelmesi de onun suçu bir yerde. Gerçekte sevdiği kadından olduğu için, yeteneğinden ve sağlam karakterinden dolayı Tak Goo’yu hep ayrı bir yere koyuyor evlatları arasında, ona da özel olduğunu söylüyor. Bu yüzden Ma Jun’un Tak Goo’ya nefreti sürekli büyüyor. Kesinlikle bazen salaklıkları insanı delirtiyor. Bence hikayedeki en suçlu karakterlerden. 

Mi Sun 

 

2. Mi Sun Tak Goo’nun annesi oluyor. Bazen çok kızdıran bazen sevdiren karakterlerden. Evli bir adamla beraber olan kendisi olduğu halde sütten çıkma ak kaşık tripleri sinir bozuyor. Onun haricinde oğluna olan derin sevgisi etkileyici ve duygulandırıyor yer yer. 

Gelin /Üvey Anne 

 

Valla bu kadının adını hatırlayamicim şimdi. Ma Jun’un annesi, başkanın karısı ama kocasının ardından o da kocasını boynuzlayıp bir çocuk peydahlıyor. Buna karşın ilk eylemlerinde suç bulamıyorum çünkü kocası ilgisiz, kayınvalidesi baskıcı. Üstelik kocasının evdeki bir çalışandan çocuk yapmasına göz göre göre göz yumuluyor (ne çok göz dedim), hatta kendisi haksız duruma düşüyor. Yine de bir anne olarak çocuklarına kocasından daha düşkün olduğu ve bazen insanlaştığı kesin. 

Müdür Han 

 

Dizinin en nefretlik karakteri, daha da diyeceğim yok hakim bey! 

Benim Yorumum: 

 

Aslında yukarda da az çok görüşlerime yer verdim ama izlemek isteyenler için şöyle bir toparlayayım. Dizi çok orijinal değil ama bir şekilde kendini izletiyor. Öncelikle Tak Goo inanılmaz tatlı bir karakter, aşığım lan çok seviyorum^^ Olay örgüsü heyecanlı, entrika falan izletiyor. Bazen ağlamanın eşiğine getirip bazen Tak Goo’nun şirinlikleriyle gülümsetiyor. Tabi ki arada çıldırtan yanlış anlamalar, karakterlerin acayip salakça hareketleriyle karşılaşıp sinirleniyorsunuz ama bu uzun soluklu dizileri için Allah’ın emri gibi, çok da yıldırmıyor izleyiciyi. Ailevi ilişkiler çok dokunaklı. Bir de dizide en çok sevdiğim şey olayların izleyiciye net bi şekilde gösterilmesi. Geçmişlerini ayrıntılarıyla bilmemiz. Bu sayede gelin yada Majun gibi karakterlerle empati kurup, onları anlayabiliyoruz. 

 

Bu dizi izletiyor kendini,  2 haftaya final (16 eylülde) yapacak. İzleyin derim. Son olarak Kim Tak Goo, Canımsın^^ 

Bir de açılış videosu ve trailer’ı ekliyorum aşağıya. Trailerda Tak Goo’nun saçları neden öyle  bilmiyorum, sanırım 80ler ruhunu yakalamak için (dizi pek çaktırmasa da 80li yıllarda geçiyor). Neyse dizi boyunca saçları hiç trailerdaki gibi olmuyor, vazgeçmişlerdir belki sonradan ki doğru kararı vermişler^^ 

 

Trailerdaki konuşmayı merak edenler olabilir, altyazı Portekizce ama ezberlediğimden artık yazabilirim^^

“Adım Kim Tak Goo. İyi tenis oynadığımdan değil (Takgu Korecede masa tenisi demek) Tak “Yüce” kelimesinden gelir, Goo da “Kurtarıcı” demek.”

Reklamlar

22 comments on “Baker King Kim Tak Goo-Bu Kez de Ekmek Yapıyoruz, Bulamazsak Pasta:))

  1. İzleyeceğim ben ama bitmesini bekliyorum. Sen de yazmışsın kine madem -ki yazmasaydın da izleyecektim 😀 :D- Ama sen bahsedince +1 oldu gözümde. Sevgiler ve saygılar sunar esenlikler dilerim 🙂

    • öncelikle güzel sözleriniz içün teşekkürler, şimdi de hicaz makamından bir eser dinliyoruz:P
      valla görmeyeli bir ciddiyet gelmiş hayrola:P
      neyse şanslısın az kaldı bitmesine, bence de izlemek konusunda doğru kararı vermişsin. gerçi bitmeden konuşmiim, yine de şimdilik güzel gidiyor 😀

  2. Sen arz ederim filan diyince ben de öyle yazayım dedim 🙂 Dimek dizi 80lerde geçiyor. O zaman şık, havalı cep telefonlar, lap toplar falan yoktur bu dizide. Bir daha düşüneyim izlemeyi muha ha ha ha 😀

    • suç sende diyorsun yani, evet haklısın arada içime trt ankara radyosu spikeri kaçmıyor diyemem^^
      valla bunca “ayfon” görmek hala yetmediyse izlemeni tavsiye etmem:)
      bu arada dizide eksik gördüğüm yanlardan biri bu,80ler olduğunu pek hissedemedim. çocukluk dönemi tamam ama sonrasında pek o hava yok. ben koca kemerler, taytlar ne bilim köpekbaşı saç modelleri bekledim. belki de biz türkler olarak 80leri çok abarttık, tabi onların nasıl atlattığını da bilmek lazım. bazı karakterler öyle giyiniyor ama misal majun gayet zamane gençleri gibiydi:)

  3. Acayip geyik potansiyelim var kimbap mesela suçççç sende sever gibisinnnn 😀 😀 😀 Bence 80’ler dünyada abartılmıştı ama Koreliler mütavazı insalar belki onlar daha sakin geçirmişlerdir kimbilir :=)

  4. Çinguu Ahhhh izlemek için içime kurt kaçtı. Mangalardan uzaklaşıp şöyle dizi semalarına tekrar dönmem lazım. Hareket özledim 😀 😀 Ama ben Eugene’i hiç sevmem!!! Sırf sen Tak Goo’yu sevin dedin diye onu sevmek için izleyeceğim 😀
    Hazır iki haftayada bitiyormuş ben şimdiden indirmeye başlayayım. Anca iner 😀 Ozamanda seve seve izlerim.
    Bu aralar en sevdiğim diziler içinde mutfak olanlar. O yüzden sıcak bakıyorum şuan bu diziye 😉

    • eugene’i ben de bir yerlerde izleyip unutmadıysam ilk bu dizide tanıdım ve tanıştığıma memnun olmadım 😦
      çingu sen de sevmediğine göre harbiden iticilik var demektir, biz masumuz^^
      valla izle bence de bu diziyi. bitmeden aslında net bir şey söylememek gerek, arada her uzun dizi gibi çıldırtabiliyor yada durgunlaşıyor. yine de hiç sıkılmadım izlerken, hatta hala 5-6 bölüm izlemişim gibi, nasıl ne ara izledim 25 bölümü aklım almıyor^^
      tak goo özellikle başlarda çok şirin, kucaklayasım geldi, evde besleyesim -öhöm- geldi. her halini, çocukluğunu oynayan çocuğu da sevdim. bu tak goo’lar bizim 😀

  5. ahahaha sermin baştan söyleyeydin de ben de kendimi harap etmeyeydim nedir bu işin sırrı diye^^
    iyi bir anlaşma olmuş akıllıca, insan çingu’suna da haber verirdi, “bak böyle bir şey var, ben diyom katılak ha” derdi. tek başına git sen korelere hıh^^
    şaka bir yana reytingler artık düşmez sanırım, artık sona yaklaşıyor (hatta yarım saate yeni bölüm başlar)sürekli de artıyor, yine de naza değmesin:)

  6. Ellerine sağlık dostum süper bir anlatım olmuş. Valla bu diziyede sulandım, ama bir dizi daha izlersem pc başından hiç kalkamama gibi bir korkum var, o yüzden izlediklerinden biri bitene kadar izlememe sözü verdim kendime.Hem bu arada bu dizide biter. Bu arada Que sera sera’yı izliyorum güzel gidiyor sevdim ben bu diziyi. 🙂

    • teşekkürler canım, biraz uzun bir yazı oldu sanki, bir de izlerken görüntü alınca hangisini koyacağımı şaşırıp böyle onlarca görüntü ekleyebiliyorum^^
      seni çok iyi anlıyorum ben de bilgisayar başında kök saldım.
      que sera sera’yı beğenmene sevindim, ben de elimdekileri bitirince shining’e başlayabilcem umarım:))

  7. ilk 6 bölümünü heyecanla izledim sonra araya başka şeyler girdi klasik bir hikaye belki ama sırf o ekmekler için bile izlenir valla bitince devam ediceğimi umuyorum 🙂

    • bu perşembe bitiyor artık, daha bitmeden konuşmiim ama devam etmelisin bence de:)
      dediğin gibi pek özgün bir yönü olmasa da bir şekilde merak ettiriyor, severek izletiyor.

  8. Merhabalar, çok güzel bir tanıtım+yorum yazısı olmuş. Beğenerek okudum 🙂 Ben de bu diziden blogumda bahsetmeyi düşünüyordum ama bu yazıyı okuduktan sonra ne yazarsam yazayım eksik kalacak ve taklide kaçacak gibi 🙂 Ben küçük Tak Goo’yu pek beğenemedim, mimikleri çok aşırı geldi. Ma Jun da büyüyünce bayağı bir olgunlaştı, çocuksu tavırları gitti gibi… Bilmiyorum daha 10. bölümdeyim, izleyip göreceğim. Reyting oranlarına bakılırsa Kore halkı entrikalara bayılıyormuş gibi gözüküyor 🙂 Kore’de yaşıyor olsam My GF is a Gumiho’yu izlemeyi tercih ederdim sanırım çünkü inanılmaz eğlenceli.

    • hoşgeldin güzel sözlerin için teşekkürler, beni şımartıyorsunuz kuzum:)
      evet ben de bu diziden sonra korelilerin karmaşık aile ilişkileri ve entrikayı sevdiğine inanmaya başladım. ne yalan söyliyim severim ben de. gumiho ile ilgili dediklerine de katılıyorum, inanılmaz tatlı bir dizi, çok çok severek izliyorum hatta bayılıyorum:))
      bence sen de düşüncelerini yazmalısın, aynı dizinin başkaları tarafından da yazılması çeşitlilik yaratıyor, ben seviyorum başkasından da dinlemeyi.
      blogun yeni galiba, hayırlı olsun. bakayım hemen o zaman:))

      • Hoş bulduk 🙂 Evet daha çok yeniyim, kendi çapımda araştırmalarımı yapıp yorumluyorum. Kimsenin haberi olmasa bile eğlenceli oluyor yazmak ve siteyle ilgilenmek. Çeşitlilik konusunda haklısın, dizi bittikten sonra ben de naçizane bir yorum yazarım o zaman 🙂 Beni cesaretlendirdiğin için teşekkürler 🙂

  9. Diziyi izlemeye yeni başladım ve “Kesin bizim Koresever bloggerlarımızdan biri izlemiş ve yorumlamıştır” dedim ve internette arama yaptım. Karşıma burası çıktı ^^ Zaten severek takip ettiğim bir blog ama sanırım daha önce yorum yapmadım :$ Dizinin 8. bölümündeyim, çoğunun aksine ben ilk 6 bölümü pek sevmedim çünkü Tak Gu’nun küçüklüğünü oynayan çocuğu sevmedim. 😀 Ah bir de o şivesi yok mu >_> Bir an önce büyüse diye diye izledim o bölümleri. Vee sonunda Tak Gu’muz büyüdü. Allah’ım hem de ne büyüme! Böyle şeker bir çocuk görmedim ben yahu. Çocuk gibi kucağıma alıp sevesim geliyor falan 😀 Ağladığında “oyy kıyamam yavruum” güldüğünde “yesin noonası onun şekerliğini” gibi küçük kardeşini çok seven abla triplerine giriyorum 🙂 Yaşım itibariyle ancak ablası olabiliyorum haliyle ona “oppa” demek bize yakışmaz 😀 Neyse uzatmadan, severek izliyorum şimdilik. @Kimbap diziyi harika yorumlamışsın cidden, karakter analizlerin süper 😉

    • Teşekkürler, sessizce takip etme arada sesini de duyalım böyle 🙂

      İlk 6 bölümü sevdim ben ama devamını daha çok sevdim. Bu yazıda da bolca dediğim gibi Takgucuum serpilmiş olarak sahneye çıkınca başka bir şeyi gözüm görmemişti^^ Ne tatlı dimi? Bak yine izleyesim geldi 🙂 Ben de izlerken insanlıktan çıkıp, seninkinden de fena tepkiler veriyordum, gözümden kalpler fışkırıyordu falan, hele ağladığı yerler için “Aigouu” demeyi borç bilirim^^
      Şimdi yaşına baktım da neyse ki benden 1 yaş büyükmüş hehehe

      Sondaki güzel sözlerin için ekstra teşekkürler 😀

      • Tamam, arada sesimi çıkarırım ^^ Normalde pek bir üşengecimdir ama söz konusu Tak Gu olunca dayanamadım ve yazdım 😛 Çook sevimli çook! Ya ben neler neler diyorum da izlerken, hepsini yazsam “Kız sıyırmış” falan dersin diye korktum 😛 Ben onu 90’lı yılların çocuğu sanıyordum meğer bizdenmiş ^^ Gerçi ben yine büyüğüm ondan ama sandığım kadar değilmişim hihi. Yine de onu küçük kardeşim gibi görmeye devam edeceğim. Senle yaş farkı yokmuş ne güzel işte ^^

  10. @Aysemiin
    Ama sen deyince aklıma gelmeseydi de yaşına bakmasaydım, ben de 90lılardan sanırdım. İzlerken ben de sürekli “Ahh yavrum, bebeğim, küçüğüm” gibi coşagelmiştim, o yüzden anlıyorum seni^^

  11. ben de pasta ve kurabiye konulu bir izliyorum hiç duydun mu bilmiyorum adı miss panda & mr hedgehog başrol oyuncuları ise Yoon Seung Ah ve lee dong hae

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s