Paradise Kiss-Cennetten Gelen Öpücük

Başlığa kanmayın siz canlar, öyle shoujo bir şey de beklemeyin, peşinen söyleyeyim. Bu mangayı hatırlayamadığım kadar uzun bir zaman önce okumuştum, aslında yarım kalan izini kaybettiğim mangalardan. Geçenlerde hem NANA’nın hem de Sadako’nun bloglarında live action haberini görüp, bir süre “Nerden hatırlıyorum bu ismi” şeklinde ekrana malca bakışlar attım, sonra ise izini kaybettiğim mangaya sevinç gözyaşları içinde kavuştum^^

Tek şaşırdığım bu olmadı zira manganın Ai Yazawa’ya ait olduğunu gördüm dehşet içinde. NANA’dan önce de tanıyordum tabi Ai Yazawa’yı ama daha çok Kagen No Tsuki filmiyle, meğer okumuşum da mangasını. Neyse, manga okumaya ilk başladığımda öyle mangakayı araştırma gibi bir huyum yoktu, şimdi beğenirsem hemen diğer mangalarını da okumaya başlarım mesela. NANA’yı da yeni izlemiş biri olarak bu duruma sevindim ve dedim ki madem yine buldum, mangasını bırakıp bu kez animesini izleyeyim. Zaten 12 bölümlük kısacık bir anime, hemencecik bitti ve mangayı da iyi yansıtıyor, hatta birebir diyebiliriz. Bu kadar gevezelikten sonra konusundan bahsedelim o zaman.

Konusu

Josei mangaların üstadı Ai Yazawa’dan yine aynı türde bir manga/anime ile karşı karşıyayız. Bilmeyene açıklarsak bu genel olarak alışkın olduğumuz shoujo’dan farklı bir tür. Yani daha yetişkin kesime hitap ediyor, shoujoda yanaktan öpülünce yüzü kızaran tiplere alışkınız ama burda daha “yakın” sahnelerle karşılaşmak sıklıkla mümkün. Bir başka fark ise daha realist olmaları bu mangaların, yani shoujolardaki gibi bir “mutlu son” inadı yok.

Bu manganın konusu ise kısaca şöyle. Elimizde bir adet Yukari var. Yukari çalışkan ve azimli bir lise öğrencisi, sosyallikten uzak hatta ne kadar istese de hoşlandığı çocuğa açılamıyor. Kendini derslere vurmuş, zamanla bu çalışkanlığın nedenini de öğreneceğiz. Günlerden bir gün yolda birisi durduruyor, konuşmaya çalışıyor. Yukari başta korksa da zamanla peşine takılanların amacının ona iş teklif etmek olduğunu öğreniyor.

Yukari’nin tanıştığı bu grup moda okulunda (böyle mi denir ki?) okuyan öğrencilerdir, amaçları da tasarımlarıyla okulda her yıl yapılan yarışmaya katılmak. Hatta kendilerine ait Paradise Kiss (ParaKiss) adlı bir markaları da var. Yukari’yi ise uzun boyu ve düzgün fiziği nedeniyle gözlerine kestirirler. Yukari başta şüpheli yaklaştığı bu durumu zamanla kabullenecek tabi, bunu tahmin etmek zor değil. Belki hayattaki amaçları bile zamanla değişecek bu yüzden. Zaten çok karmaşık bir konusu yok o yüzden bu kadar bilgi yeterli sanırım. Şimdi başlıca karakterleri tanıtalım bakalım.

Yukari/Caroline

Yukari’den bahsettik yukarda, yukariya bakın (ıyyk iğrenç espriler). Josei karakter tabi, ağırbaşlı biri de olduğundan öyle izleyeni ciyak ciyak konuşarak yormuyor. Hislerine yenik düşebiliyor, çevresindekilerden kolayca etkilenebiliyor. Aslında çok ayırt edici bir karakter özelliğine de sahip değil. Gayet sıradan biriyken, içine girdiği grup sayesinde değişiyor o da tabi ki.

George (Joji)

Ahh ah, nerden başlasam yetersiz kalır. Tüm dengesizliği, ilgisizliği, gereksiz tripleri, hayatı ve insan ilişkilerini sallamış haline karşın George candır. Moda dehası, genç yetenektir kendisi. Grup içinde tasarım işi ona bakar. Zaten mavi/yeşil saçları(Sadakoya göre mavi bana göre yeşil), hoş giyimiyle de bunu belli eder. Klasik piç olmasına rağmen değil, piç olduğu için gönüllerde taht kuran karakter. Ai Yazawa bu karakteri yaratırken Velvet Goldmine grubundaki Brian Slade’den etkilenmiş, iyi de yapmış. Live action’da Mukai Osamu canlandırıyor. Kendisini çok sevsem de Coci olmaz ve olmamış ondan, gomenne Mukai 🙂

Miwako

Grubun çocuksu, hafif shoujo karakteri havasındaki elemanı. Kimseyle sorunu olmaz, herkesi sever.

Arashi

Müzik grubu da vardır, Miwako’nun yavuklusu ve çocukluktan beri arkadaşı. Biraz kıskanç bir aşıktır.

Isabella

Grubun “anne” (!) konumundaki elemanı, neden anne kelimesini vurguladım, izleyen öğrenir. Başta bir kıllık çıkar mı diye düşündürür izleyeni/okuyanı ama özellikle Yukari’ye sıkça destek olduğunu gördükçe şüphelerimizden kurtuluruz.

Hiro

Yukari’nin başlarda yanık olduğu sınıf arkadaşı aynı zamanda sınıfın çalışkanlarından. Klasik centilmen 2. erkek gibi görünüyor, ama bakalım öyle mi kalacak 😀

Benim Yorumum

Öncelikle NANA’dan biliyoruz, Ai Yazawa animeleri müzikal anlamda da doyurucu olur. Bu animenin de açılış parçasına hasta oldum anında, sadece o mu kapanışta da şok içinde Franz Ferdinand’ın sevdiğim bir şarkısıyla karşılaşınca gönlümdeki yeri sağlamlaştı. Açılış ve kapanış videolarını yazının sonuna ekliyorum. Bunun dışında, moda dünyasını iyi yansıtıyor, gerçekçi ve baymadan izletiyor kendini. Öyle sinirden duvarları tırmalatan karakterler yok ve George var daha ne olsun, 12 bölümcük zaten, oturun izleyin arkadaş. Şunu da ekleyeyim ki çoğunlukla shoujo izliyorsanız değişik gelebilir, ama hatırlatayım josei daha gerçek hayatla benzeşen bir türdür. Ben beğendim, bu türü sevenler de eminim beğenecektir.


Reklamlar

14 comments on “Paradise Kiss-Cennetten Gelen Öpücük

  1. Çingu! Ben senin daha yeni izlemene çok şaşırdım. Gerçi niye şaşırdıysam olabilir yani. Ancak ne bilim sanki çoktan izlemişsin diye hissediyordum 😀

    Ai hanımın yine Ai’liğini yaptığı bir anime. (Ben mangasını okumadım) Gerçi bunu hep duymama rağmen ben ilk nana’dan başlamıştım. İyi b*k ettim onada başlamakla gerçi de neyse 😀 Gayet gerçekçi seninde dediğin gibi.

    Ama o Joji 😀 Ah yani ki ah. Kendisinin saçları bana görede mavi yalnız 😀 Nasıl mavi bebek mavisimi derler ondan işte 🙂 Sonundaki parça ilk çaldığında “ya nasıl yani oooo ben bu şarkıyı evet evet o bu şarkı Franzcığımmm” tepkisini vermiştim.

    Live Action olayını duydum bende ama daha izlemek nasip olmadı. Sonuç olarak bir zamanlar shoujo sevenseniz ve yaşınız 20lere ulaştıysa artık Josei’lere geçme vakti gelmiştir buda iyi bir seçenektir 😀

    Bu arada ben espirine bayıldım harbi güldüm 😀 Yukariya bakın 😀

    • valla ben de şaşırdım bu kadar gecikmeme, dediğim gibi neyi ilk aklıma koyarsam en son izlediğim o oluyor. planlamadıklarımı ise bir oturuşta izliyorum^^ nana en büyük örneği, bence asıl ona çok geç kaldım. yakında destansı bir yazı yazmayı düşünüyorum bakalım:D

      ai abla yine yeteneğini konuşturmuş. manga çok farklı değil hemen hemen aynı ama küçük detaylar var mesela:

      -spoiler-
      animedeki son sahnede yukarinin kimle evleneceği açıklanmıyor ama mangada bu kişinin hiro olduğunu görüyoruz
      -spoiler-

      valla soundtrack’i evir çevir dinliyorum, şahane.
      bir de live action daha çıkmadı zaten, halihazırda çekilmekte. ilk görüntüler nete düştü ve izlemesek de olur gibi. bilemoorum :s

      • Ben de bu seriye çok geç kalanlardanım. Nana’yı çok sevdiğim halde üstelik… Şöyle ki, sonunun üzücü bittiğini duyup “şöyle keyifli bir zamanımda izleyeyim de üzülmeyeyim” demiştim, hala da o keyifli zamanı bekliyorum ^^ Ama övdüğün kadar güzelse bir an önce izlerim ben de.

  2. @hikaruivy
    hikaru’cum hani şahane diyemem ama ben beğendim şahsen. nana kadar olmasa da onu beğendiysen bunu da mutlaka beğenirsin. sonu için çok mutsuz yada üzücü diyemeyiz aslında, yani bence korkmadan izleyebilirsin. sadece klasik happily ever after gibi bitmiyor, hatta ben beğendim sonunu gerçekçi buldum. karar senin dostum 🙂

  3. ben yeni nana yı izlemeye başladım .henüz 5.bölümdeyim .
    daha öncesinde shoju izliyordum ama mübalağa sanatın tavan yapmasından dolayı gerçeklik olan bir tür izlemek için başladım ilk josei denemem olacak eğer nanayı bitirirsem buna da bakmak istiyorum .güzel yazı olmuş :=)

  4. Enemm hafta sonu izlenecek bir anime yaşasınnn 🙂
    George’nin resimlerine bakınca direk aklıma Nobu geldi, Ai Yazawa’nın karekterleri birbirine benziyor zaten. birde her hikayesinde bi pembiş yada sarı saçlı şirince bir karakter bulunuyor galiba 😀

    • evet canum nana’dakiler müzisyen olduğu için eh bunlar da modayla uğraştıklarından tarz takılıyorlar^^
      izle bence de zaten hemencecik bitirirsin:)
      george nobunun karakter olarak acık takumi’ye kaçan versiyonu 😀

  5. Az önce bitirdim. Güzeldi ama Nana’nın verdiği duyguların onda birini bile bulamadım bu animede. Yine de ortalama üzeri bir animeydi.

    -spoiler–
    Yalnız son bölümüne biraz uyuz oldum: Bu kadar çok şeyi tek bir bölüme sığdırmaları her şeyin çabuk çabuk geçilivermesine sebep oluyor. (Yukari’nin evleneceği adamı bile göremedik! Eğer bu adam Hiro’ysa ben bu ikisinin arasındaki ilşkiye dair bişeyler de görmek isterdim yani…
    -spoiler–

    Ayrıca George’u o kadar da karizmatik filan bulamadım maalesef… Ama uyuz da bulmadım 🙂 Yani Takumi gibi diildi George. Yukari kendi kendine gelin güvey oldu çoğu zaman; kendi kendine triplere girdi. Belki de o yüzden pek fazla duygulanamadım 🙂

    • hikaru’cum zaten herkese baştan söylüyorum, evet hoş bir josei anime ama nana’nın yanına yaklaşamaz bıraktığı etki bakımından. yine de bu türde az anime bulunduğundan kıymetini bilmek gerek:D
      spoiler
      yorumuna aynen katılıyorum ama ben coci’yi^^ o kadar ruhsuz bulmadım, çaktırmasa da seviyordu bence yukari’yi. yani paris’e gelmesini teklif etmesi ve ayrılırken ağlaması bence takumi’den bile daha insaniydi. (takumiyi de hiç sevmem ben bu arada, yakında yazicim)
      ama dediğin gibi öyle duygusallaşacak bir durum yoktu, hatta olabildiğince gerçekçiydi. yani sonunda yukari’nin muhtemelen yakında sonlanacak bir aşka kapılmayıp, kendi hayatı açısından doğru kararı vermesi mesela. son olarak mangada da hiro ile nasıl başladıkları gibi ayrıntılar yok, sadece evleneceği kişinin o olduğunu görüyoruz.
      spoiler

  6. arkadaşlar mangaya da animayede bayıldım filmide çıkıyor .george o kadar yakışıklı gözükmüyor ama kıza da, yüzüne de bayıldım.ben daha berbat bekliyordum.çünkü genellikle bu gibi şeylerin değerini gören çok sayıda yapımcı yok. bu arada bana lütfen paradise kiss gibi anime, manga , film filan bu sitede yorumlarınızla filan tavsiye edermisiniz lütfen

    • film için bakalım, izleyip görmek gerek. ancak genelde japon live actionları pek güzel olmuyor. yine de umarım şaşırtır yoksa başroldeki arkadaşı severim normalde^^
      paradise kiss’in hoşuna giden yönü gerçekçiliği ise josei türüne yatkınsın demektir. pek anime insanı sayılmam ama nacizane nana’yı tavsiye ederim, aynı mangakanın eseridir.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s