Dramalardan Vurucu Sözler…

Hikarucum beni mimlemiş, teşekkür ederek hemen sadede geleyim. Malum sürekli dizilerle haşır neşiriz, ee böyle delice izlerken sevdiğimiz, bizi kalbimizden vuran bir dolu söz geçiyor bu dizilerde. Mimin amacı en sevdiklerimizden ortaya karışık bir şeyler yazmak^^ Hikaru sağolsun aklımda olanlardan bir kaçını yazmış, ben de hatırlayabildiklerimi dökeyim şöyle ortaya. Bazılarını tam hatırlamayınca net araştırmasına çıktım, ya da açıp tekrar izledim o sahneyi. Zaten hep kızıyordum kendime izlerken not almadığım için şimdi daha da kızdım.

I’m Sorry I Love You


Buna şaşırmadınız sanırım, izlediğim ilk dramlardan olduğundan mıdır nedir Misa başkadır. Hele ki repliklerini (3 kez de izlediğimden) ezbere bilirim. Zamanında yazımda da bahsettiğim repliklere yer vermem lazımdı.

“Tanrım, eğer gerçekten varsan sana söz veriyorum. Eun Chae’nin hep yanımda olmasına izin verirsen, şu anda herşeyi bırakır tüm intikam duygularımdan vazgeçerim. Sessizce ölümü beklerim…” Moo Hyuk

” Anne, diğer yaşamımda yine senin oğlun olacağım. O zaman gerçekten sevebileceğin iyi yürekli bir evlat olacağım. Seni seviyorum, anne. Seni düşünmediğim tek bir an bile olmadı. Anne, beni dünyaya getirdiğin için, teşekkür ederim.” Moo Hyuk

“Bazı insanlar diğerlerine bir sakızmış gibi davranıyor, tadı gidene kadar çiğneyip ardından yere atıyorlar” Moo Hyuk

Diziyle ilgili yazım için tıkla.

1 Litre of Tears

Yine ciğer dağlayan bir dizi. Aya okuldan ayrılmak zorunda kalır, arkadaşları da ardından koşup onun için bir şarkı söylerler. Arabaya binince şunları düşünür Aya. “Düşmenin nesi kötü ki? Her zaman tekrar ayağa kalkabilirsin. Düştükten sonra gökyüzüne baktığımda masmavi, uçsuz bucaksız gökyüzünün bana gülümsediğini görebiliyorum. Hayattayım!”  Diziyle ilgili yazım için tıkla. Söz konusu sahne aşağıda.

Cinderella’s Sister


Bu diyaloğu tam hatırlamıyorum ama bir yerde rastlayınca izlerken sevdiğimi hatırladım. Eun Joo, Ki Hoon ile ilgili şunları diyor. ” Onu gördüğüm zaman da acı çekiyorum, görmediğimde de. Yanımdaysa da canım yanıyor, yoksa da. Bana gülümsediğinde de, başkasına gülümsediğinde de. İsmimi söylerken de, söylemediği zamanlarda da. Yaşadığım sürece sanırım acı çekmeye devam edeceğim. Ama hala burda, onun yanında olmayı tercih ederim. Onu görebilmek ve ondan nefret edebilmek, onsuz kalmaktan iyidir.”
Diziyle ilgili yazım için tıkla.

Hana Yori Dango


Şu diyalog yeter sanırım:)

Domyouji: İncirin tadını bilir misin?

Makino: Onun ekşi ve tatlı olduğunu söylerler.

Domyouji: İnciri ikiye böldüğünde ortası kalbe benzer. Bu yüzden tadının acı ve tatlı olduğunu söylerler. Tıpkı aşkın tadı gibi. Ama ben aşkın tadını senin yaptığın kurabiyelerde buldum.
Diziyle ilgili yazım için tıkla.

Capital Scandal

Tabi ki dizinin en şahane repliklerinden biri esas oğlumuz Woo Wan, Yeo Kyeong ’a şunları söyler.

“Hiç bir zaman siyasal bir eylemci olamayacağımı söylemiştin, senin de asla vazgeçmeyeceğini söylemiştin. Sen ve ben daima ayrı çizgilerdeyiz ve asla ortak bir noktadan geçmeyeceğiz, değil mi? Hayır. Geçebiliriz.  Bana devrimin ne olduğunu öğret. O zaman ben de sana aşk nedir öğreteceğim”. Devamını yazmayayım artık, şahane bir sahnedir.
Diziyle ilgili yazım için tıkla.

Evet dostlar muhtemelen unuttuklarım var ama benden bu kadar. Mimi Chibi chan ve Bu’cuma paslıyorum. Onlardan güzel replikler duyarız gibime geldi hehe, hadi sağlıcakla…

Infernal Affairs- Çin’den Polisiye Başyapıtı

Baktım ki uzun zamandır adamakıllı bir şey yazamıyorum şu bloga, kısa da olsa bir tanıtım yazayım dedim. Aslında bu filmi izleyeli aylar oldu, o zaman da niyetlenip yazamamıştım. Bilirsiniz Çin sinemasına ayrı bir düşkünlüğüm var. Infernal Affairs Çin sinemasının medar-ı iftiharlarından biri olunca, zamanında onu da izlemiştim. Üstelik Çin’den çıkan en tapındığım 5 aktörden 2si yani Andy Lau ve Tony Leung başrolleri paylaşıyorlar bu filmde. Filmin şahaneliği Hollywood tarafından da fark edilince ünlü oyuncularla ve büyük yönetmen Martin Scorsese ile yeniden çevrilmiş, yeniden çevrimi (The Departed/Köstebek) de çok beğenilip, Oscarları süpürmüştür. Ancak ben her zaman orijinalde direten biri olduğumdan onu merak bile etmedim. Filmin orijinalinin 3 filmlik bir seri olduğunu da ekleyelim, ben ilk filmi tanıtacağım ki serinin en beğenilen filmi de budur.

Aslında bu yazının amacı sadece böyle bir film olduğunu hatırlatıp, okuyanları gaza getirmek. Yoksa bu filmin anlatılabilecek bir film olduğuna inanmıyorum. Polisiye ve macera türüne alınabilecek bir film. Aslında daha çok Polis vs. Mafya hikayesi. Bunu temele 2 karakteri ve onları yönlendiren amirlerini alarak yapıyor. Polise karışmış bir köstebek ve mafya içine girmeyi başarmış başka bir köstebek. Bu ekipler kapışırken siz keyif, merak ve heyecanla sonun nereye varacağını bekliyorsunuz ve emin olun hiç sıkılmıyorsunuz. Zaten şahane oyunculuklar da sizi ekrana kilitleyen diğer sebepler oluyor, zaman akıp gidiyor. Adamların duruşu ve bakışından bile tarafları o kadar belli ki ancak şapka çıkarırım.

Şahsen çok sevdiğim bir filmdir, biraz da erkek filmidir aslında ama ben bu türü sevdiğimden çok zevk almıştım izlerken. Sonuyla da gönüllerde ayrı bir yere sahiptir, benim için bir gün oturup 3ünü arka arkaya izlemek de farzdır, belki o gün bugündür. (Şiir yazıcam az sonra)

Şiddetle tavsiye edilir.