Life Is Beautiful- Gay Karakter İçeren Aile Dizisi?

Bu diziyi zamanında çok duydum aslında. Kore’de Prime Time’da yayınlanan bir dizide ilk kez gay bir çift vardı. Bazılarının eleştirdiği, bazılarınınsa durumdan memnun olduğunu duymuştum. O zamanlar izlemek istemiştim ama uzun olması gözümü korkutmuştu. Tamamlanmasını bekler, gül gibi izlerim dedim. Unutmuş gitmişim.

Dizinin varlığını bana hatırlatan ve izlememi sağlayan Oh Yoon Joo‘ya öncelikle kocaman teşekkürler. O olmasa kimbilir ne zaman aklıma gelirdi. Twitter’dan bana pek şirin bir video yollamış. Videoda bizim dizideki şirin çiftimizi görünce sen bir bayıl bir ayıl, diziyi açıp izlerken buldum kendimi. Sizlerle de paylaşmak istedim, bir kaç da uyarım olacak, baştan anlaşalım. Dizinin tamamını izlemedim, o yüzden bu bir tanıtım yazısıdır ve dizinin tamamıyla ilgili yazıyı izlemeyi bitirdikten sonra yazmayı planlıyorum. Diziyi bir yere kadar online izleyebiliyoruz, MP4 link de bir yere kadar. Kısacası izlemek az biraz eziyet ama zoru sevenlerdenseniz ve şu ana kadarki kısım ilginizi çektiyse, buyrun diziye zoomlayalım.

Konu ve Karakterler

“Aile dizisi” tanımı bu dizi için uydurulmuş olsa gerek. Geniş ve sevgi dolu bir ailenin hikayesi anlatılıyor dizide. Entrikalardan, kötü karakterlerden, kara kedilerden uzak. Günlük hayat telaşesine kapılmış gidiyorlar. Bir pansiyonları var Jeju adasında. Hem bu işletmenin hem de evlerinin olduğu bir alanda, şehirden uzakta maaile yaşamaktalar.

Evin büyüğü herkesin üzerine titrediği bir büyükanne. Ancak olay büyükbaba yıllar sonra ansızın dönünce kopuyor. Büyükbaba ne yazık ki hayatı boyunca çevresindekileri üzmekten başka bir şey yapmamış. Bu yüzden büyükannenin ona karşı dinmeyen bir öfkesi var ve bu ikilinin atışmalarını izlemek oldukça keyifli.

Bir alt nesil hayli kalabalık. Ailenin en büyük oğlu Byung Tae kurduğu tatil işletmesini yürütüyor. İlk evliliğinden Tae Sub adında bir oğlu var. Şimdiki eşinden ise Ho Sub adlı bir oğulları ve ailenin maknaesi olan Cho Rong adlı bir de kızları var. Eşi Min Jae ise tam anlamıyla mükemmel anne imajı çiziyor. Arı gibi çalışıyor, işletmede çalışmanın yanında yemek programı da sunuyor, kısacası maharetli bir aşçı kendileri. Onun da ilk evliliğinden Ji Hye adlı bir kızı var. Kendi çocuğu olmayan Tae Sub’a ise çok düşkün, bazen öz çocuklarını onun için geri plana bile atabiliyor.

Ailenin diğer iki oğlu ise ilerleyen yaşlarına rağmen evlenmemişler, dizide onlara hep “Samçun” (Korece amca/dayı) olarak hitap ediliyor. Ortanca abimiz bir golf tesisinde müdürlük yapıyor ve katı görünümlü, titiz ve çalışkan biri. Onunla aynı evi paylaşan küçük samçun ise oldukça çocuksu ve eğlenceli bir karakter.

Bir alt nesilden bahsettik biraz. En büyükleri Tae Sub dizideki en kendisiyle çatışan, en sıkıntılardan buhranlara koşan karakterimiz. O koşmasın da kim koşsun? Ailesi onu evlendirmeye zorluyor ama bizimkinin kalbi kadınlar için atmıyor. Üstelik yan resimde beraber gördüğünüz taş arkadaş çevresinde dolanırken sıkıysa hatunlara kaysın gözü.

Evet bu yakışıklı ve taş arladaş da Kyung Soo oluyor. Daha önceden evlenmiş ve boşanmış. Üstelik bir de çocuğu var. Ancak uzun zaman önce cinsel eğilimini kabullenmiş, hatta Tae Sub’a da abayı yakmış. Ailesi hala “normal” olması yönünde baskı uyguluyor ama onun boyun eğmeye niyeti yok. Tae Sub’ın annesinin yemek kitabının fotoğraflarını çekmek bahanesiyle çaktırmadan aileye de giriyor, eve girip çıkmaya başlıyor.

Bunun haricinde ailenin en büyük kızı ise evli ve bir kız evlat sahibi. Kocasını yönetmeyi seven, kuralcı biri. Bu yüzden kocasıyla sık sık çatışmaktalar. Ancak bunlar genelde tatlı atışmalar ve çok ciddi bir noktaya varmadan kapanıyor.

Neden İzlemelisiniz?

‘Bu kadar şeyi anlattın, karakterleri tanıdık da, neden izleyelim?’ derseniz, haklısınız. Şimdi diziye ısınmamı sağlayan şeylerden de bahsedeyim biraz.

* Çok ama çok sade bir konusu olmasına karşın garip bir şekilde sıkılmadan izliyorum. Bu noktada çok “drama”tik şeyler arayanlar boşuna heveslenmeyin zira bu dizide aşırılıklar göremeyeceksiniz. Yine de ben çokça gülüyorum, hüzünleniyorum.

* Gerçekçi bir dizi. Bir Kore’nin her şeyi allayıp, pullayıp sunmasına alışkınız, bu dizide ise herkes işinde gücünde. En çok dikkatimi çeken şeylerden biri o oldu. Herkes sürekli harıl harıl çalışıyor, başka dizilerde olduğu gibi tüm gün yattıkları halde para içinde yüzmüyorlar. İşletmedeki ufak problemleri nasıl hallediyorlar, akşam yemeklerinde nelerden bahsediyorlar, klozete çiş sıçrayınca kavga ediyorlar mı, hepsini görüyoruz.

* Karakterleri çok sevdim. Favorilerim tabi ki Tae Sub ve Kyung Soo oldu. Tae Sub karakteri -ki onu canlandıran Song Chang Ui’yi Heartstrings’deki yönetmen olarak da tanıyoruz- çok masum, içindeki çatışmaları sadece yüz ifadesi bile o kadar güzel anlatıyor ki. Zaten Chang Ui bu rolle ödül de almış, şaşmamak gerek. Bence inanılmaz başarılı. Daha seme gibi duran (muhtemelen öyle) Kyung Soo ile güzel vücuduyla öhöm yani iyi oyunculuğu diyecektim, kendini sevdiriyor. İkisinin naif ilişkileri, sadece bakışlarıyla bile anlattıkları çok güzel yansıtılmış. Tabi bu dizi PT’de yayınlandığından sahneler en fazla sarılma ve el ele tutuşma üzerine, oyuncular ve senaryo iyi olunca bu kadarı bile çok şey anlatıyor. Favori kdrama çiftlerimden oldular nitekim.

*Bölüm sonlarının absürdlüğünü seviyorum. İzleyin ve görün.

* Yormayan bir dizi. Kafa dağıtmak için, ayrıntılara takılmadan, rahat rahat izlemek için uygun bir dizi. Ben şu ana dek severek izledim. Benim gibi sade ve samimi yapımlardan hoşlanıyorsanız mutlaka bir şans verin derim. Bitirdikten sonra tekrar görüşelim.

Reklamlar

Etenşın Pıliz!

Sevgili uzakları seven dostlarımız, sizlere güzel bir haber vermek için bu ufarak postu yazıyorum. Astrea ve Kimbap ortak çalışması meyvesini verdi, artık nur topu gibi, yepisyeni bir siteniz var. Gururla sunuyoruz, Uzaktan Al Haberi.

Bu sitede ne mi bulacaksınız? Magazin aleminde ne var ne yoksa ayaklarınıza seriyor, en güncel gelişmeleri Türkçe olarak bilgisayar ekranınıza yansıtıyoruz. (Fark ettiyseniz kullanmakta olduğum dil bile magazinci ağzı, o kadar kaptırdım).

Şaka bir yana, zaten uzak doğudan bahsettiğimiz bloglarımız dururken neden bu işe kalkıştığımızı açıklayalım. Facebook’tan takip edenler paso birbirimizi “Bu haberi gördün mü?” şeklinde tagleyip, her haberin altında zilyon tane yorum döşediğimizi fark etmiştir. Madem güncel haberleri hemen çekiştirmek istiyor deli gönül, tutmayalım küçük enişteyi dedik ve sadece Kore değil, Japonya ve Hong Kong semalarından da haberler içerecek bir blog açmaya karar verdik. Geçen hafta karar verdik ve hummalı bir çalışmanın sonucu artık her gün ziyaret edeceğiniz sitemizi kurmuş olduk. Türkçe dilinde böyle bir site açığı olduğundan gerekli ve faydalı bir iş yaptığımızı düşünüyoruz. Sitemiz sıkça güncellenecek ve haberleri her zaman emin kaynaklardan ayağınıza, üstelik kendi dilinizde getirecektir. İngilizce haberleri anlayamama sorunsalına son!

Bu kadar reklamın ardından sık kullanılanlara almışsınızdır artık, değil mi?

Her gün tıklamadan geçmeyin. Hemen şimdi tıklayana bir de oppa hediye ediyoruz yalnız stoklarla sınırlı.

Yeni yayınlanan haberlerden anında haberdar olmak için twitter adresimizi takibe almayı da unutmayın.