İyi ki doğmuş…

Efendim yıllar önce bugün çok değerli dostanem Astrea doğmuş. Malum uzak doğu sevgisinin gazıyla açtığımız bloglar sayesinde tanıştık, o halde ben de buradan kutlamayı gelenek haline getiriyor, bu yıl da geçen yıl olduğu gibi dostumun dünyaya gelişini dört koldan kutluyorum.

Saengil chukha hamnidaa... Uri Astreaaaa...

İyi ki doğmuş ve tanışmışız. Emin olun bunu laf olsun diye değil, gerçekten hissederek söylüyorum çünkü sadece uzak doğu sevgimiz değil ortak olan, hayatla ilgili görüşlerimiz, sevdiğimiz şeyler, alışkanlıklarımız, pek çok meseleye bakışımız da aynı. Her gün konuşsak da, yine diyecek sözümüz kalıyor birbirimize. İnternetten tanıdığım biriyle belki iyi anlaşabilirim diyordum ama bu kadar iyi olacağını tahmin etmemiştim. Bu yüzden bunun bir şans olduğunu düşünüyorum ve neyse ki şu hayatta en azından dostlarım açısından hep şanslı oldum.

Doğum günün kutlu olsun canım dostum…

Koreli Ünlülerin Karıştığı Suçlar ve Kore’de Ahlak Anlayışı

Kore’yi ve Kore’ye dair neredeyse her şeyi seviyor ya da en azından sempati besliyoruz onlara karşı, evet. Ancak arada sırada eleştirmeyi deniyor muyuz? Sonuçta bu ülkenin kültürünü, dilini, sinemasını, dizilerini, müziğini, insanını ne kadar seversek sevelim, ne kadar istesek de ‘her şeyini’ sevmemiz, daha doğrusu tasvip etmemiz güç.

Ben de 2 yıla yakındır bu blogda yazıyorum, blogu uzak doğuyla ilgilenmeye başladıktan sonra açtığımı düşünürsek uzun yıllardır uzak doğuyla ilgilendiğimi söyleyebilirim. Bu zaman zarfında özellikle Kore’nin ahlak anlayışı bir türlü çözemediğim, bulanık bir yönü olarak kalmıştır. Acaba çok ahlaklı bir ülke midir Kore, yoksa bu sadece bir imaj mı? Üstelik “ahlak” dediğimiz kavram kime veya neye göre belirlenebilir? Bizim bir şeyin etik olup olmadığını yargılama hakkımız var mı?

Nasıl tanıyoruz Korelileri? Bazı huylarını kendimize benzetiyoruz, ilk olarak belki de bu yüzden dikkatimizi çekiyorlar ya da tam tersi, bize benzemeyen bir dolu özelliklerini keşfedip, tam da bu yüzden onları sevebiliyoruz. Koreliler sinemanın, TV’nin ve eğlence sektörünün bize yansıttığı kadarıyla çocuksu ve utangaç kişiler. Mesela herhangi bir TV programında, bir kadın bir erkeğin yanağına bir öpücük konduruyorsa, taraflar çocuk gibi utanıyor. Dizilerde her şey çok saf ve temiz, öpüşmeler çoğunlukla abartılmıyor (istisnalar var tabi).

Peki gerçekte de bu kadar sevimli ve çocuksu insanlar mı bu Koreliler? Aşklarını itiraf etmeleri yıllar mı alıyor, bir öpücük için sarhoş olmayı mı bekliyorlar?

Tabi ki hayır. Koreli gençler gayet sosyal ve tabi ki dedelerimiz zamanında olduğu gibi yaşamıyorlar.

Aslında “uzak” doğuda yer almasına karşın, kafası bizden bile karışık bir ülke. Amerikan etkisi ve Asyalı kökleri arasında sıkışıp kalmış gibiler ve ne yazık ki tüm gelişmiş ve medeni görünüşlerine karşın bazı garip huyları var ki beni deli etmeye yetiyor.

Mesela en son Kang Ho Dong’un yaşadıklarını eminim hepiniz duymuşsunuzdur. Bilmeyene kısaca özetlersek, Kang Ho Dong Kore’nin bir numaralı eğlence adamı, hangi programa elinizi atarsanız o çıkıyor. Strong Heart, Star King gibi TV programlarının sunuculuğunu yapıyor, çok güldürüyor, çok seviliyor…du. Yalnız yakın zamanda kariyeri resmen bir gecede sonlanıverdi. Bunun nedeni ise vergi kaçırdığı iddiası. Bir anda arka arkaya haberler duyduk ve en sonunda Kang Ho Dong piyasadan çekildiğini açıkladı. Ardından adamın satın aldığı topraklardan, mal varlığına kadar her şey haber değeri taşır oldu. Yasal yollardan satın aldığı topraklar bile tartışılır hale geldi.

Tabi ki vergi kaçakçılığının savunulur yanı yok. Ancak adamın yıllarını verdiği kariyerini direkt elinden almak çok acımasızca geliyor bana- üstelik çok da bayıldığım biri değildir. Bizde ünlülerin yarısı uyuşturucu kullanımından en az bir kez karakola uğramıştır. Tabi ki bunların hiçbiri tasvip edilecek şeyler değiller, ancak daha bir yargılama olmadan, suç kanıtlanmadan idam sehpasını hazırlamak bana tuhaf geliyor. Sonuçta suçu kanıtlanana dek masum olmalı kişi.

Bu noktada örnekler çoğaldıkça çoğalıyor. Örneğin en son Bigbang’den Daesung’ın yaşadıklarını duymuş olmalısınız. Bir trafik kazasına karıştı. Aslında zaten ondan önce bir kaza olmuştu ve yolda ağır yaralı motosiklet sürücüsü uzanmaktaydı, Daesung karmaşada göremeyip üzerinden geçti- ki bu sırada alkollü olmadığını ve hız limitini aşmadığını biliyoruz. En azından bize söylenen bu. Sonuç olarak bir süre motosiklet sürücüsünün Daesung yüzünden mi öldüğü yoksa zaten ölmüş mü olduğu araştırıldı, en son Daesung’ın suçsuz olduğu doğrulandı.

Mayıstan beri bu sürecin içindeyiz ve Daesung’ın bu yılki grup aktivitelerine katılmayacağı açıklandı. Kendisini dine adadığı, kiliseden çıkmadığı zırvaları aldı yürüdü. Açıkçası işin bu kısmı, Daesung’ı ve Bigbang’i sevsem de bana inandırıcı gelmiyor, tamamıyla sempati kazanıp, göz boyama amaçlı.

Bir başka örnek ise Joo Ji Hoon. Uyuşturucu kullandığı ortaya çıktığı anda bütün projelerden elini eteğini çekti ve kısa zaman içinde “adam” olsun diye askere gitmek durumunda kaldı. Olayın patlak verdiği günü hatırlıyorum da -bildiğin 3 yıl olacak- çok üzülmüştüm. Goong ilk sevdiğim Kore dizisi olunca, Ji Hoon’a karşı da “kadim” oppa statüsünden bir sempatim vardı, “Oyunculuk hayatı bitti.” gibi saçmalıklar okuyunca üzülmüştüm. Uyuşturucu kullanmak hiçbir şekilde savunulamayacak bir eylem ama böyle bir hata yaptı diye hayatını elinden almak da çok acımasızca olurdu.

Kore’de bizdekinden de katı askerlik mevzusu, bildiğiniz gibi. Biri bir hata yaptı mı yallah askere. Zaten 30’a geldin mi çaren yok, paşa paşa askere gidecek ve hayatının çok değerli iki yılını orada geçireceksin.

Şu bahsedip durduğumuz tuhaf ahlak anlayışı bir zamanlar bir cana bile malolmuş, haberiniz var mı bilmem. The Scarlet Letter filminde rol alan Lee Eun Ju 2005 yılında intihar etti. Uzun zamandır depresyonda olan ve insomniadan şikayetçi olan oyuncunun bu durumu tabi nedensiz değil. Oyuncunun The Scarlet Letter’daki çıplak sahneleri nedeniyle acımasızca eleştirildiği ve bunun da depresyona girmesinde etkili olduğu iddia ediliyor.

Bu noktada ne yazık ki Koreli ünlüler arasında -aslında Kore toplumunda – çok yaygın olan intiharlara da değinmek gerekiyor. Geçen yıl Park Yong Ha intihar etmişti. Ya da Boys Over Flowers oyuncularından Jang Ja Yun’un genç yaşta intiharını hatırlayın, hani eğlence sektörünün arka yüzündeki pislikleri gözler önüne seren bir mektup yazıp gitmişti. Park Yong Ha’yı intihara sürükleyen nedenler de yine eğlence dünyasıyla bağlantılı, ilgili yazımda bahsetmiştim.

İntihar mevzusu işin en acı yönlerinden biri, bu yazıda belki her şeyde birilerini haklı bulabilirim ama şu intihar girince işin içine, gözünü para bürümüş yapım şirketlerinden, ahlak bekçisi geçinen tüm sektörden iğreniyorum. Bunca ölüme göz göre göre seyirci kalan çok kişi olduğunu düşünüyorum. Bence bu intiharlarda kendi ölüm kararını verenden çok o kararı verdirenlere de pay düşüyor. Neyse o kısmı uzatmak istemiyorum.

Kpopu yakından takip edenlerdenseniz de yasaklanan şarkılardan haberdar olmanız lazım. İçinde içkiyle alakalı sözler geçtiği için yasaklanan çok şarkı var. Beast, 2PM bu yüzden şarkıları yasaklanan gruplardan sadece ikisi. Zamanında TVXQ’nun Mirotic parçasındaki “Under my skin” sözü ve müstehcen bulunup “Under my sky”a çevrilmişti, hatırlarsanız.

Hatta bazı kanallar çeşitli ünlülerin kanallarına adım atmasını bile yasaklamış, mimliler listesi hazırlamış. Bu isimlerin çoğu çeşitli suçlara karışmış kişiler. İlgili bir haber için şuraya bakınız.

Yazıyı buraya kadar yazmıştım ki bugün de yepyeni bir haberle sarsıldı Kpop alemi ve ben de tam yazımın konusu olduğundan eklemek durumundayım. Haber GD ile ilgili. Kısaca özetleyelim. Uyuşturucu kullandığından şüphelenilip çeşitli testler yapılmış. İlk testlerde bir bulguya rastlanmasa da detaylı incelemede kanında az miktar uyuşturucu maddeye rastlanmış. GD Japonya’da bir barda birinin bir sigara verdiğini, kokusunu değişik bulsa da içtiğini, muhtemelen onun çıktığını söylemiş. Şimdilik uyarı almış. Tabi GD dünkü velet değil, sigaranın içinde ne olabileceğini bal gibi de biliyordur ancak kanında çok detaylı arama sonucu çok az miktara rastlandığından bağımlı olmadığı belli. Gönül ister ki elini sürmesin ama umarım bu kariyerine bir zarar vermez. Şimdilik büyük kanallar -KBS, SBS, MBC- GD’nin herhangi bir ekran yasağına maruz kalmayacağını duyurmuş, bu biraz içimizi rahatlattı. Ki zaten uzmanlar GD kara listeye alınırsa, Bigbang’in hatta YG Entertainment’ın da sonu olabileceğini söylüyor. Gerçi ne yazık ki şurası kesin, GD uzun süre piyasadan uzak kalacak. Oysa yakın zamanda solo albüm çıkaracaktı, hemen ardından da T.O.P ile Japonya’da albüm çıkaracaklardı falan.

İşin bana saçma gelen yönü ise şu. Tüm bu araştırmalar, soruşturma falan Haziran-Temmuz aylarında yapılmış ve olay kapanmış. Ancak duyabildik. Buna karşın YG’nin “Şimdi GD vicdanıyla yüzleşecek, zamana ihtiyacı var” demesi çok abes. Biz yeni öğrenmiş olabiliriz ama tüm bu süreç boyunca YG GD’yi konserlere gönderip, paraları cukkalarken “vicdan” lafı dönmüyordu ortada. Aylar sonra mı yapacak vicdan muhasebesini. Kaldı ki marijuanalı bir sigara içmek oturup da vicdan muhasebesi yapılacak şey değil. Daesung’ın uzak kalmaya, tüm bu sürece ihtiyacı vardı belki ama GD’nin olduğunu düşünmüyorum.

Bakalım ne olacak. Bu arada şirketin resmi açıklaması için tıklayın.

Yukarıdaki örneklerden sonra siz ne fikre vardınız bilemem. Benim fikrimi az çok anlamışsınızdır. Ben Korelilerin bu konuda ahlak anlayışlarını gereğinden fazla sivri buluyorum. Tabi ki kimse trafik kazasına karıştığı için, vergi kaçırdığı için ya da esrar kullandığı için omuzlarda taşınmamalı ama sizce de kesilen fatura biraz ağır değil mi?

Sizler ne düşünüyorsunuz merak ediyorum.