2011 Mnet Asya Müzik Ödülleri Performansları

Beklenen ödül töreni düzenlendi sonunda, ben de oturdum klavye başına. MAMA benim bir süredir takip ettiğim ödül törenlerinden biri, bu yıl da kaçırmadım, canlı izleme şansım olmasa da, sonradan videoları izleme şansım oldu. Ödüllerin sahiplerine ziyadesiyle sevindim, SNSD hariç çok da sorguladığım olmadı, o da kişisel bir beğenememe durumu. Ben beğenmesem de SNSD Kpopu pek çoklarına tanıtan ve hala en çok sevilen gruplardan. Kız üyelerden oluşmasına karşın ezici olarak kız çoğunluğundan oluşan kpop fanlarına kendisini sevdirebilmiş bir grup.

Yalnız MAMA’yı bu yıl izleyenler geçmişinden biraz bihaber sanırım, bu yüzden performanslara geçmeden bilgilendirme ihtiyacı hissettim. Şahsen ben daha önce de bu blogda bahsetmiştim o törenden, arayan bulur. Ancak geçen seneye dek ödül törenini düzenleyen Mnet ve SM arasında anlaşmazlık vardı, bu yüzden geçen yılki MAMA performanslarında bütün yıl ortalığı Bonamana ile yıkıp geçiren Super Junior’ı görememiştik, SM Mnet’den gelen davete icabet etmemişti. Yakın geçmişte iki şirket sorunlarını aştı hatta Suju yeni albümüyle yıllar sonra Mnet Countdown’da performans sergiledi. Bilen bilir. Yani ortalıkta dönen Mnet’in SM’e kıyak geçmesi olayı tamamen zırva. SM sanatçılarına bayılıyor, şirketin kendisi, Lee Soo Man ve tüm politikalarından ise tiksiniyorum. Bu yine de şirkete gereksiz yere ve kulaktan dolma bilgilerle sallamanızı gerektirmez. TVXQ ya da f(x)in hiç bir ödül almadığını hatırlatırım. Bence “En iyisi benim grubum” demektense, hepsini bağrınıza basmaya bakın, kardeş kardeş anlaşalım 🙂

Şahsen ben yeni yetme Kpopcuların heyecanını doğal karşılamakla beraber SM, YG, JYP, Cube vb. pek çok şirketten çıkan isimleri severek dinliyorum, bu yüzden ödül töreni benim açımdan çok keyifli, neredeyse kusursuzdu. Ödüllerin kime gittiğini şu linkten görebilirsiniz. Ben performansları paylaşacağım haklarında bir kaç kelam ederek, zira hepsi hakkında söylemek istediklerim var.

*Super Junior- Superman, Mr. Simple ve Sorry Sorry

Kesinlikle gecenin en etkili performanslarından biriydi. Girişteki mizansen, ardından gelen alıştığımız performans ve sondaki “kalabalık” Sorry Sorry performansı görülmeye değerdi. Suju 10 dakika süren bu zorlu performansın altından bileğinin hakkıyla kalktı, bizlere oturduğumuz yerden ahlar vahlar çektirecek bir performans daha hediye etmiş oldu. Bir kaç yerde canlı izleyenlerden Suju’nun şahane bir sahne performansı olduğunu duymuştım, her seferinde videolardan bile hissedebiliyoruz. Chukhaee Suju.

*2NE1-Lonely, I’m the Best

Gecenin bir diğer süper performansı 2 ödülü de kucaklayan 2NE1’dan geldi. Güçlü vokalleri nedeniyle bayıldığım Lonely kusursuzdu, sonrasında gelen I’m the Best hep yaptığı gibi ortalığı salladı. Grupta sesi ve duruşunu en beğendiğim üye olan CL beni yine hayal kırıklığına uğratmadı. Hyukkie’nin de tam bir Blackjack olduğunu görmüş olduk.

Bilen bilir, 2NE1 Will.i.am tarafından zamanında takdir görmüş, ardından onlarla beraber çalışma şansına da erişmişti. Gecenin sürprizlerinden biri de CL’in Black Eyed Peas ile düetiydi, bence Fergie’den iyidir, sizce? Buyrun izleyin.

*B2ST-Trouble Maker (HyunA-Hyunseung), Fiction

Hmmm dertliyim, kederliyim bu performans ile ilgili. Bilen bilir B2ST en sevdiğim Kpop gruplarındandır, bilmeyen şu yazımdan okusun. Etrafımda hiç B2UTY olmadığından bu sevgimi huzurla, yalnız başıma yaşarım. Tabi ki MAMA’da en beklediğim performanslardan biri de onlarınkiydi. Hevesle açtım, başları güzeldi de. Lang Lang’ın şahane performansına diyecek yok. Şansıma en sevdiğim klasiklerden ikisini çaldı. Sonra Fiction’ın enstrümental versiyonu geldi, buraya kadar süper. Yalnız Hyunseung’ın HyunA ile yaptıkları üzerine ufak çapta bir kalp krizi geçirdim. Trouble Maker gerçekten başımıza “trouble” oldu. Bunu yapan Doojoon ya da Junhyung olmadığından içim sadece biraz rahatlayabildi. Ben de aylardır kendinden bıktırmayan Fiction’a verdim kendimi.

*Koda Kumi-Ai No Uta, V.I.P, Bling Bling Bling

Koda Kumi geç keşfettiğim bir isim oldu, adını duyalı belki bir kaç ay zor olmuştur. Bir kaç şarkısını da dinlemiş, beğenmiştim. Ancak kendisini tam anlamıyla takdir etmem, MAMA’daki canlı performansını izlememle oldu. Ortalığı coşturdu ve bence gecenin en izlenesi performanslarından biriydi. Benim de hakkında konuşmaya değer bulduklarımdan.

Kalan performanslar şu şekilde. Yine sevdiğim gruplardan Miss A-Good-bye Baby, çok iyi bir performanstı hep olduğu gibi. B2ST’ten bahsettiğim üstte linkini verdiğim yazıda, bu grubu da tanıtmıştım. SNSD-The Boys grubu zaten çok sevmem ama daha önceki Genie ya da Hoot’un iyi şarkılar olduğunu düşünüyorum, SNSD tam bir hit makinesi ancak bu şarkıyı daha çıktığı gün sevmedim, sevemedim. Yine de bu performanstaki remix hiç fena değil, performans vasat. Dr. Dre ve Snoop Dog yakın zaman önce duyurulan performanslarını sergilediler, Asyalılar kadar ilgi görmediler, üzgünüz West Coast. Solo olarak ödül kucaklayan Kim Hyun Joong da yine fantazi şarkıcısı imajıyla sahnedeydi:) Ahahah şaka şaka fanları kızmasın, bence performansı şahaneydi, oyuncu olarak ne kadar donuksa, sahnede o kadar maharetli, sonda Doojoon’umun verdiği tepkiye katılıyorum. Bir de sanırım fanlar bugün itibariyle Suzy’i kara listeye almış olmalı 😀

Neyse efendim gecenin özeti budur. Görüşmek üzere.

Flower Boy Ramyun Shop

Her cafeli restoranlı dizide olduğu gibi burda da sırma saçlı er kişi var, evet.

Son iki aydır Kore dizilerinden uzakta, huzur dolu bir paralel evrende ikamet etmekteydim. Amerikan dizilerine daldım. Manga okudum. Bayıldığım bir Japon dizisi izledim. Ancak Kore dizilerinden soğuma dönemim tahmin ettiğim gibi geçiciymiş. Yine yaptım, evet. Bitmesini beklemek dururken devam eden diziye başladım. Yine sıkıldığım bir gece play tuşuna basarak buhranlar silsilesini de başlatmış oldum. Önümüzdeki haftaları “Nerde kaldı altyazılar?” şeklinde delirerek geçireceğim. Oysa ne güzel 6 bölüm dayanmış idim.

Jung Il Woo’yu severim. İlk olarak yıllar önce Yoon Eun Hye’nin Take Care of The Young Lady’sinde izlemiştim. Diziyi sevmedim, yarım kaldı ama bizim çocuğu sevdim. Sonra yine yarım bıraktığım The Return of Iljimae’de izledim. En sonunda 49 Days ile tam olarak bir dizisini bitirme şerefine nail oldum. Bu dizide onun adını görünce, sevimlilik kumkuması trailer‘ı da izleyince listeme aldım.
Aslında konu hakkında pek ipucu vermek istemiyorum. Biraz üstünkörü geçeceğim. Dizi bir Ramen lokantasında geçiyor (ya da geçecek?). Fotoğraflardan bir Ouran havası, bir harem durumu seziliyor, bu da zaten beni diziye iten diğer nedendi. Yakışıklı erkeklerin bir arada çalıştığı bu Biskolata reklamlarından fırlamış gibi duran ramen lokantasında bir çiçeğimiz yani kızımız var tabi ki. Ancak dizinin ilk 6 bölümü daha çok bizi bu sürece hazırlıyor zira 6. bölüm itibariyle ramen (ramyun) lokantası ekibi daha yeni yeni toplanıyor.

Şahsen ben diziyi izlerken bir ramen lokantasında çalışacaklarını bile unutmuşum. Onları lokantada beraber çalışmaya götüren süreç beklediğimden uzun, farklı ve eğlenceli oldu. Beklemediğim gelişmeler oldu, karakterler beklediğimden farklı çıktı ve ben diziyi beklediğimden çok sevdim.

İlk bölümler oldukça bilindik başladı, bir de bana eski kdramaları anımsattı biraz. Hello My Teacher‘ı özellikle. Yalnız o klişe görünüme kanmamak gerekmiş zira karakterlerin sevimliliği diziyi sürüklemekteymiş. Jung Il Woo’nun canlandırdığı zengin züppemiz her bölüm biraz daha komik ve eğlenceli oluyor. Özellikle son bölümde çok güldüm. İzleyin ve Il Woo sevimliliğiyle bugüne dek tanışmadıysanız, tanışın.

Beni şaşırtansa Lee Chung Ah oldu. Dizinin ilk bölümünü izledikten sonra oyunculara adam akıllı bakayım dedim de, meğerse esas kızı canlandıran Chung Ah aslında Temptation of Wolves filminde ölesiye nefret ettiğim esas kız ile aynıymış. Çok güzelleşmiş, donukluğunu üzerinden atmış ve sevilir kıvama gelmiş. Secret Garden ile Ha Ji Won nefretimi atmıştım, bu dizi de buna vesile oldu.

Chung Ah’ın canlandırdığı Yang Eun Bi ise öğretmen olması, dik duruşu ve kavgacı halleriyle Hello My Teacher’da Gong Hyo Jin’in canlandırdığı karaktere benziyor. İki diziyi benzetme sebeplerimden biri bu zaten. İzlemesi keyifli, sevimli bir karakter. Eun Bi aynı zamanda Kore usülü KPSS mağduru.

Dizide şaşırtanlardan biri de 2. erkek rolündeki Lee Ki Woo oldu. Kendisini A Love To Kill’de izlemişliğim vardı ama orada çok iz bırakan bir karakter değildi. Burada ise tek kelimeyle bayıldım. Muhtemelen aklımı en çok karıştıran 2. erkeklerden olacak ki zaten hep karıştırırlar. Eun Bi’nin yerinde olsam hayatta karar veremezdim. Bunun nedeni Ki Woo’nun canlandırdığı Choi Kang Hyuk karakterinin inanılmaz derecede sevimli ve biraz da(!) tuhaf olması. Olmadık yerlerde uyumasına, isim hafızasının bazı kişiler söz konusu olunca resetlenmesine, durduk yere birilerini karısı ilan etmelerine ba-yı-lı-yo-rum (evet böyle heceleyince daha etkili o-lu-yor).

Dizide bayıldığım bir diğer karakter Kim Ba Wool. Park Min Woo tarafından canlandırılan bu eleman tatlı saç modeli, sevimli yüzü, asi hallerinin altındaki sadık karakteri, ramen sevdası ile ekran başında agucuk çektiriyor. Yalnız sevmediğim bir yönü var ki aynı kusur Heartstrings’deki tatlı ve obur bateristimizde de vardı. O da bu karakterlerin olmayacak salaklıkta, tiki kızlara olan düşkünlükleri. Olmuyor, yakışmıyor.

Konudan emin olun neredeyse hiç bahsetmedim, ona rağmen uzun uzun konuşmuşum. Şimdi sizin yapmanız gereken uslu uslu bu şeker diziyi izleyip, sonra benimle geyiğini çevirmek.

Hala ikna olmadıysanız bel altı vurmaya başlıyorum artık gelenek haline getirdiğim üzere.