Pride- Kusursuz mu desem?

En sevdiğim Japon Kimura Takuya, gelmiş geçmiş en sevdiğim ses Freddie Mercury ve en sevdiğim spor buz hokeyi… Hmm peki tamam bu sonuncusunu salladım ama ilk ikisi bile bu dizinin şahaneliğini açıklamaya-en azından benim açımdan- yetiyor. Üstelik spor yapmayı sevmesem de her türlü sporu izlemeye bayılırım, okçuluğu bile keyifle izleyebilirim. Dramaya dönersek, kusursuz bir dizi deyip nokta koyabilirdim ancak bu diziye haksızlık olur.

Bir KimuTaku sever olarak geçen yıldan beri izlemeye çalıştığım bir diziydi. Online aradım bulamadım, Türkçe altyazı yok (ki hala yok) derken sonunda geçen hafta şeytanın bacağını kırdım ve bir kaç gün içinde kah duygu sellerinde boğularak kah yastıkla kendimi boğarak izledim. Chibi ile konuştuğumuzu hatırlıyorum. Zaten biz kendisiyle hep aynı şeylere bayılırız, artık Yunus Bülbül dizisi bile tavsiye etse izlemeye kararlıyım.

Başlıkta da dediğim gibi bu dizi bence kusursuz, tabi bir diziyi ya da filmi daha taze izlemişken verdiğimiz tepkiyle bir süre sonraki hissiyatımız farklı olabiliyor, ancak ben bu dizinin zaman karşısında da galip geleceğini biliyorum ve sizlerin de izlemeniz için tanıtmaya kararlıyım. Şimdiden çok ayrı bir yere oturdu kalbimde.

Konusu

Dizi bir hokey takımının ve özellikle o takımın yıldız oyuncusu ve kaptanı Haru’nun hayatını konu alıyor. Tahmin edeceğiniz gibi bolca rekabet, sevinç, zafer ve gözyaşı var. Daha da önemlisi aşk var, dostluk var, sadakat var. Dizi şahsen tüm hislerimi ayağa kaldırdı. Geri planda Freddie’nin sesi, kaymak niyetine şahane arka plan melodileri, KimuTaku’nun yüzü derken ufo gören masum bir köylü gibiydim. Bir kez daha “Nippon Banzai” diyerek, bir yandan bitmesin diye ağlayarak izledim.

Konuya dönelim, takımın koçu ne yazık ki ölümcül bir hastalıkla boğuşmaktadır. Oyuncular ise kaptanları Haru olmasa devam edemeyeceklerini bilmektedirler. Bir süre sonra takımın koçu Anzai’nin yerine yeni koç Hyodo gelir ve tabi ki takım tarafından-özellikle de Anzai’ye abisiymiş gibi bağlı Haru tarafından- pek hoş karşılanmaz. Üstelik kullandığı yöntemler Anzai’ninkilerden tamamen farklıdır.

Bir yandan Haru, Aki adlı kendi deyimiyle “bir önceki yüzyıldan kalma” bir kızla tanışır. Anzai’ye kimseye aşık olmama ve hokeyi her şeyden üstün görme sözü veren Haru, bakalım ne kadar başarılı olacak.

Önemli Karakterler

Satonaka Haru (Kimura Takuya)

Beni bu dramayı izlemeye iten KimuTaku’nun muhteşem bir şekilde canlandırdığı Haru karakteri aynı zamanda ideal erkek tipim oldu. Ne arıyorsam bu karakterde buldum diyebilirim. Bilen bilir, yazdığım hikayede Hiro adlı bir karakterim var ki kendisi KimuTaku tarafından *güya* canlandırılıyor. KimuTaku benim Hiro’mu aslında zamanında canlandırmış da haberim yokmuş. Neşeli, kavgacı bir yandan duygusal ve derin bir karaktere sahiptir Hiro. Bunun bir nedeni de annesinin onu küçükken terk etmesidir. Bildiniz, Pride’ın Haru’su da aynen bu özelliklere sahip.

Benim hikayemi bırakıp, diziye dönersek Haru hokeyi zihnini ve bedenini tamamen adaması gereken ciddi bir iş olarak görürken, aşka oyun gözüyle bakıyor. Bakalım Aki ile tanışınca da bu şekilde düşünmeye devam edecek mi? Haru karakterinin derin ve anlamlı bakışları, dili ne derse desin hislerini ele veriyor. Bunun haricinde Haru’nun buz pistinde yıldızlaştığı anlar da kesinlikle görülesi.

Murase Aki (Takeuchi Yuko)

Haru’nun birini takdir ettiğini belirten “önceki yüzyıldan kalma” tabirini sonuna kadar hak ediyor Aki. Bir ofiste çalışan, kendi deyimiyle “sıradan” biri. Üstelik gerçekten bu yüzyıldan değil, zira 2 yıl önce yurt dışına okumaya giden erkek arkadaşını hala bekliyor. Her Pazar onu görme umuduyla anlaştıkları üzere köprüye gidiyor. Erkek arkadaşı onunla iletişime geçmediği, arayıp sormadığı halde.

Aki’nin arkadaşları durumuna üzülüyor ve artık onu unutup, yeni birini bulması gerektiğini düşünüyorlar ve onu buz hokeyi maçına götürüyorlar. Bildiniz, Aki burada ilk kez Haru’yu görüyor ve sonrasında onunla tanışıyor da. Hatta en sonunda ikili bir oyunun içinde buluyorlar kendilerini. Bakalım oyun gerçeğe dönüşecek mi?

Hotta Yamato (Sakaguchi Kenji)

Haru’nun en yakın dostu olan Yamato, takımın kalecisi. Uzun boylu, cüsseli ama bu görünüşün altında saf ve sevgi dolu karakterler olur ya, işte onlardan. Tabi ki sizin de sevmeniz uzun sürmüyor. Üstelik kendi hayatında yaptığı hataların aksine Haru’nun hatalarını görüp, onu uyarma konusunda çok başarılı. Haru ile sağlam bir dostlukları var ve birbirlerine verdikleri değeri her düştüklerinde birbirlerine destek olarak kanıtlıyor ve dostluk dersi veriyorlar.

Yamato aynı zamanda Aki’nin arkadaşı Yuri ile tanışıyor ve olaylar gelişiyor.

Nesini Sevdim?

Gelelim bu diziyi bende farklı kılan nedenlere…

*İlk olarak izlediğim çoğu Jdramadan farklıydı, hatta hepsinden farklıydı? Japon dramalarında aşkın nasıl anlatıldığını biliriz, zaten ben genelde diğer yönleri yüzünden tercih ederim Jdramaları. Komik olmaları, animevari havaları, sevimli karakterleri, aile ve dostluk gibi kavramları çok güzel anlattıkları için severim. Bir de kdramalara göre daha gerçekçi bulduğum için. Neresi gerçekçi demeyin, Jdramalarda fakir biri gerçekten fakirdir, herkes Yunan heykeli kusursuzluğunda dolaşmaz. Fakir olup da her gün farklı giyinmez ya da konforlu evlerde oturmazlar.

Ancak Jdramaların hep bir eksik yönü olmuştur, aşk. Aşkı anlatırken çok samimi bulmam. Aşıklar birbirine açılamaz, el ele zar zor tutuşur, fiziksel temastan kaçınırlar. Hana Yori Dango’nun istisna olduğunu düşünüyorum, orada güzel anlatılmıştı bence, yine fiziksel temas yoktu belki ama Domyouji-Makino kimyası yeterdi.

Pride ise gidişattan anladığınız üzere çok güzel anlatmış. Bazı sahneler o kadar güzel ve anlamlıydı ki. Anlayın işte, Jdramalarda hep şikayet ettiğimiz şey yoktu burda. Bu arada hem genel yönetmen hem de görüntü yönetmenini sürekli alkışladım. Mesela köprüdeki karın yağdığı sahne çok anlamlı ve güzeldi, aynı şekilde 8. bölümün başını beğendim. En sondaki final sahnesi çok iyiydi.
* Üstteki maddede değindiğim yönetmen mahareti haricinde senaryo da şahane sözlerle doluydu. Özellikle isimlere yapılan göndermeler çok derin ve anlamlıydı.

*O kadar çok sevdiğim sahne var ki hem hepsini anlatmak istiyor hem de size yazık olmasın, spoiler olmasın diye üstünkörü geçiştirmek zorunda kalıyorum ama üstte saydıklarım dışında Haru’nun piste çıktığı sahneler, Aki’ye fırlattığı derin bakışlar, kazandıkları anlar, o anlarda Haru’nun Aki’ye dönüp bakmaları, hepsi beni kıskançlıktan delirtti diyebilirim, evet bazen bir dizi karakterini kıskanacak kadar şuurumu kaybedebiliyorum. Sevdiğim sahnelerden biri de lamba sahnesiydi, 8. bölümde turuncu lambanın gözüktüğü sahne ne anlamlı ve güzeldi öyle. Ahhh Chibi koş, konuşmaya ihtiyacım var.

*Müzikler, müzikler ve müzikler.Klasik rock grupları içinde en sevdiklerimdendir Queen, bunda Freddie’nin şahane sesinin etkisi büyük. Normal olarak çok sevdiğim şarkıları, ekranda KimuTaku’nun gül cemali eşliğinde dinlemek müthiş bir deneyimdi. Bohemian Rhapsody için en anlamlı sahnelerden birini beklemeleri ayrıca mutlu etti.

*Gereksiz detay; bu arada dizide yüzü gösterilmeyen bir karakter vardı, adamı sesinden tanımışım, yuh diyorum kendime. Bakalım siz de tanıyacak mısınız bir yerlerden?

*Tabi ki dizinin klişe yönleri de var ama drama kültürüne aşinaysanız en orijinal nitelenenlerde bile illa klişelerle karşılaşacaksınız demektir. Ben klişelere karşı değilim, güzel kullanınınca hoşuma da gidiyor ve tabi ki Pride gözümde bu sınavdan da başarıyla geçti.

* Chibi’nin yazısını şuradan okuyun hala ikna olmadıysanız. Daha ne desem ki? Diziyi izlerken 400 küsur ekran görüntüsü almışım sadece 11 bölümde, buradan anlayın. Şimdi bu dizinin bıraktığı koca boşluğu ne dolduracak merak ediyorum. Bana katılmak ister misiniz? Ne? Belki izler misiniz? Güldürmeyin beni. Size cevabı Haru versin.

“Maybe? Tsk Tsk. Must be!”

Diziden benim kestiğim bir sahne aşağıda.

Not:Resimlerin hepsini izlerken aldım emeğe saygı:) Bir de tıklayınca büyüyorlar.

Reklamlar

51 comments on “Pride- Kusursuz mu desem?

  1. Pride başlığını görünce aklıma hiç bu dizinin tanıtımını yapacağın gelmemişti, görünce şok geçirdim ^^ Kimura Takuya en sevdiğim Japon oyuncu olduğundan izlemiştim bu diziyi. ^^ Daha çok spor üzerine bir dizi olur diye beklerken duygusal yönü çok daha ağır bastı. Hiç sıkılmadan izledim. Diğer japon dizileriyle kıyaslanabilecek kadar dizi izlemediğim için birşey diyemiyorum ama izlediğim en iyi dizilerden. Çok güzel bir tanıtım olmuş, ellerine ağlık 😀

    • Uzun zamandır izlemek istiyordum ben de, sonunda oldu. Ben de KimuTaku için istiyordum pişman da olmadım. Olmak ne kelime, en sevdiklerimin arasına kattım.
      Ben de izlediğini görünce şok geçirdim:)
      Dediğin gibi duygusal yönü ağır basıyordu, daha spor ağırlıklı olabilirdi belki ama çoğunluk bu yüzden daha çok sevecektir 🙂
      Teşekkürler ayrıca^^

  2. Yani o kadar güzel anlatmışsınki bende acil izleme ihtiyacı doğdu 🙂 Japon dizilerini severim uzun zaman oldu izlemiyeli bu diziyle geri dönüş yapacağım gibi 🙂 Kimura Takuya’yı tanımıyorum onu tanımam için bu dizi başlangıç olur 🙂 peki diziyi nerden izliyebilirim? enfes bir yazı olmuş ellerine sağlık 🙂

    • KimuTakuyu tanı ama pek samimi olma, yoksa tırnaklarımı çıkarırım ahahah
      Şaka bir yana kesinlikle Jdramalara dönüş için doğru seçim. Diziyi indirme linkini sana göndericem ama İngilizce altyazılı baştan söliim.
      Güzel sözlerin için de teşekkürler 🙂

  3. kimbapçım her türlü spor j-dramasını animesini izlemiş biri olarak, senin muhteşem tanıtımının da gazını aldıktan sonra izleyecek yeni bir drama bulmanın haklı heyecanı içindeyim.
    çok güzel anlatmışsın ellerine sağlık. açılış da pek güzelmiş.
    e ne duruyoruz o zaman indirelim, tatilimizi güzelce değerlendirelim :))

    • Aynen canım, seveceğine eminim bak bence tam senlik 🙂
      Bundan gayrı ben de spor dramalarına vericem kendimi, gerçi bunun kadar beğenmem zor 😦
      Teşekkürler ayrıca, gerekli gazı verdiğime de ayrıca sevindim 😀

  4. çok güzel, pek güzel; dizi de şu anlatım da 🙂 queen şarkıları adına bir dizi yapılmış sevilmez. mi..
    bir de dram değil de güzel bir romantizm derim ben genel olarak kendimce, kendi kendime
    mayy-be?

    • Maybe değil tabi ki, kesinlikle şahane bir drama çıkmış. Bu diziyi de severim, seveni de severim, sevmeyeni de severim ama severlerse fena olmaz 🙂
      Ayrıca teşekkürler, yazıyı beğenmenize sevindim.

  5. Geri bildirim: Flower Boy Ramyun Shop | Kimbapsushi's Blog

  6. valla öyle anlattin ki bende merak ettim, bide ask hikayesi diger dizilerden farkli diyosun, hadi bakalim seni gelismelerden haberdar edecegim 🙂

      • ayyyyyy kimbap,
        itiraf ediyorum: su an saat gece ve 3. bölümü simdi bitirdim ve coook begendim 😉
        bi yanim hadi bir bölüm daha seyret diyo, bir yanim da böyle bi dizi kolay kolay tekrar bulamican tadini yavas yavas cikar diyo, ne yapsam ki 😀
        ay Haluya asikoluyom galiba ama Domyoujiyi kimseyle aldatamam :p

    • Ahh Domyouji başkadır ama ben Haru daha doğrusu KimuTaku fanı olduğumdan seçimim o yönde. Hele Pride’daki karakteri:)
      Ya sonunda birilerinin başlayıp, beğenmesine o kadar sevindim ki. Ne zamandır bu diziyi çekiştirecek birini arıyordum 🙂 Buraya gelip kafamı ütüleyebilirsin yani, rahat ol.

      • Ay adi Haru dimi, altyazida Halu diye geciyo zavallicigin adi 😉
        bide Maybe diisi yok mu !
        gecenlerde mydestiny’nin sayfasinda Kore Dizileri izlemenin yan etkileri diye bi yazi okumustum, ha dedim tam buna örnek, gel de Haruyu gördükten sonra gercek hayattan birini begen 😀

      • Haru-Halu şeklinde geçmesinin nedeni Japonların l-r harfleriyle probleminden kaynaklanıyor olabilir, gerçi sanırım burda altyazıda hata var zira Haru diye Japonca’da bir kelime var, bahar anlamına geliyor. Buradaki karakterin isminin anlamı da o 🙂 Ben de izlerken hep Halu yazdıklarını fark etmiştim ama Haru demeyi tercih ediyorum 🙂
        Ah o Maybe’ler… Daha izleyeli çok olmasa da tekrar izleyesim geldi. Haru benim bir erkekte aradığım her şeye sahip olduğundan benim için de zorlaştı birini beğenmek.

  7. slm kimbap,
    kusura bakma sürekli yaziyom böle ama biriyle paylasmak zorundaydim öfkemi 😦

    *diziyi seyretmeyenler gerisini okumasin*

    ay bu kizi öldürcem, eski erkek arkadasi geri gelmis, köprüde resmen haruyu birakip gitmez mi 😥 nasil napar nunu haruya
    üstelik harunun annesinin neler yaptigin gördükten sonra, nasil o da terk eder, allahim bu dizilerin esas kizlari niye hep böle olur 😥
    neyse devam izliyom, gelismelerden haberdar etcem seni.

    • İstediğin zaman yazabilirsin zira ben kaç aydır biri izlese de şu diziyi, sevgimi nefretimi paylaşayım diye bekliyordum 🙂
      O kısımda ben de isyan bayrağını çekmiştim, hele o yanlış anlamalar falan mahvetmişti ama sabret diyorum sadece 😀
      Gelişmeleri merakla bekliyorum^^

      • yine ben 😉
        az önce bitirdim, cok güzel bitti, gözlerim doldu keske daha uzun olsadi 11. bölüm hemencicik biti verdi 😦 Ama bence en güzeli ilk 6 bölümdü erkek arkadasi gelene kadar. Sen kizi 2 sene habersiz birak, öldü mü kaldi mi, ondan sonra hicbisi olmamis gibi devam edelim 😦

      • Evet bu dizi 20 bölüm olsa gık demez izlerdim 🙂 Ben ayrıldıkları bölümleri de seviyorum nedense, Haru’cumun üzgün aşık halleri görmeye değer. Nişanlının piçliği kızı bırakıp gitmesinden belliydi, o yüzden ben de kıl olmuştum.

  8. valla ya kiza nasil davrandi resmen hem birak, hem gelince döv, en sonunda da ben zaten seni hic sevmemisim de oyyy.
    Neyse buna benzer bildigin diziler varsa haber ver olur mu, cok begendim 😉

  9. hobaaaaaaa bu ne kadar güzel bir yazı olmuş böyle ya bayıldım bayıldım yazı güzel olunca izlemek isteyenerin sayısı da artmış haliyle bu dizinin tek dezavantajı Türkçe altyazısının olmamasıdır yoksa mükemmel bir dizidir muhakkak.bir kere evet a Kİmura oynuyor kardeşim bu dizide hiç sırıtmıyor hiç yadırganmıyor sanki haru karakteri onun için yazılmış yan karakterlerde keza öyle dizi hem dram hem roantik hem komik üstelik kabaca baktığınızda bir buz hokeyi dizisi bu kadar şeyi bir arada öyle güzel anlatıyor ki nasıl olduğuna şaşırıyor insan müziklere hiç değinmiyorum bile Queen şarkıları hele ki too much love will kill you az doldurmamıştır gözlerimi bu dizi de her detayı her bölümü ayrı güzeldir daha çok çok bahsedesim var ama ne yazsam bilemedim galiba ben birinin daha izleyip benim kadar bu diziye aşık olmasından dolayı fena heyecan yaptım düşünceler karmakarışık beynimde hohoho 😀

    • Ah Chibi’m, o zamanlar sen ortalarda yokken ne acı çektim, izleyen bir Allahın kulu yok, içime oturdu söylemek istediklerim valla. Yazıyı beğenmene çok sevindim öncelikle. Dediklerine sonuna kadar katılıyorum, seven birini görünce insanın çok şey diyesi gelse de bir yandan anlatacak kelime de bulamıyor sanırım 🙂

  10. Geri bildirim: Kimbap’ın Haremi | Kimbapsushi's Blog

  11. Ben ne güzel unutmuştum bu diziyi izleyemediğimi.Sen tutup bir de afiş etmişsin yine yeniden bu yazıyı gözümüze sokarak.Ama olmaz ki böyle de yapılmaz ki.
    Vallahi senin yüzünden hayatımın en uzun dizi izleme macerasına girişmeme çok az kaldı.Tek tek her cümleyi translate’le çevirip izlemeyi planlıyorum artık.Dizinin anlattıklarından çok farklı bir sonuç ortaya çıkacak olsa da kararımı verdim.Bu diziyi ister ingilizce altyazılı, isterse tamamen altyazısız, tamamen kalp gözümü açıp izleyeceğim.Sonuçlarını da buraya yazacağım.Ortaya çok başka şeyler çıkarsa karışmam, suçlusu sensin 🙂

    • Ah be hoobaenim, o dizi, şu grup derken hayatından çalıp duruyorum. Kötü hissediyom bak 😥
      Tamam, dizi çokzel. Orası net. Yani bence.
      Madem kararlısın, umarım sen de beğenirsin.
      Beğenmezsen vur, bağır, kır, dök ama susma 😀

  12. Kimbapppppp….5.bölüm izledim de geldim.Dizi güzel, müziklerle sahnelerin uyumu daha güzel.Aki ve Haru ise şahane.Bu diziyi niye çevirmemişler şimdiye kadar anlamadım.İlk bölümü izlerken aklıma türlü klişeler gelmişti.Çiftimiz aşık olacak, sonra Haru’nun sakatlıkları filan girecek derken (malum çok şiddet içeren bir spor dalı) çiftin aşkı yıpranacak diye düşünüp üzülmüştüm.Gerçi kalan 6 bölüm var.Ne olacağı belli olmaz.Ama şu ana kadar çok güzeldi herşey.Bir kere dizide aşkın yanında hatta önünde çok güzel dostluklar var.Haru’nun Yamato, Tomo, Makoto için yaptıkları olsun, Aki ve Yamato’nun arkadaşlığı olsun, hepsi çok güzel ilerliyor.Tabi bir de Haru’nun, Wataru ve annesi(adını hatırlayamadım şimdi) ile ilgilenişi var.Haru hem takımı için hem de hayatındaki insanlar için tam anlamıyla kaptanlığının hakkını veriyor.

    2.bölüm sonunda Aki’nin maça gelip Haru’ya dişini uzatmasına kadar uzanan kısım, 3.bölüm sonunda buz temizleme aracının üstünde geçen konuşmalar, 4.bölüm sonunda Aki’nin Haru diye seslenişinden sonra Haru’nun attığı bakış (zirvedeki sahne bu gözümde, şimdilik tabii.)5.bölüm sonunda karlar altındaki sahne, beni bölüm sonu fetişisti yaptı.Ayrıca Haru ve Aki’den sonraki izlemekten en fazla keyif aldığım ikili, Haru ve şekeri 🙂 Nasıl bir güzelliktir o…

    Benim gibi bir dil eziği için diziyi izlemek başlı başına bir uğraş gerektiriyor. Hele Aki ve Haru birden kaptırıp hızlı konuşunca deliriyorum.Ama Haru’nun attığı o bakışı gördükten sonra herşeye değdiğini farkettim.O bakış(4.bölüm sonunda), Aki’den daha fazla heyecanlandırdı beni.

    Green Monsters’ların artist elemanının olaylara etkisini ve kim olduğunu merak ediyorum.

    (Hayatımdan çalmıyor üstüne koyuyorsun.Geçip giden zamanlar oldukça keyifliydi.)

    • Ay beğenmene sevindim 🙂
      Dizide dediğin gibi sadece aşk yok, dostluk, fedakarlık gibi pek çok şey de bulabiliyorsun.
      Bir de ben spor konulu dizileri de sevdiğimden o sahnelere de bayılmıştım.
      Haru’nun attığı bakışlar hep kalbimden vurdu beni valla, adamın her mimiği hafızama kazınmıştı^^
      Haru ve şekeri… Ah ulan 🙂
      Hayatından çalmadığıma sevindim, bittikten sonra ne düşüneceğini de merakla bekliyorum 🙂

  13. 7.bölüm bitti.Biterken de elim böğrümde kaldı.Haru, gözleriyle Aki’yi yollarken, benim elimde, aynı Aki’nin ki gibi ağzımdaydı.Neyse ki ben ağlamadan atlattım o sahneyi.Çok fenaydı, Haru’nun hali.Offfffffffffffffffffffffffffff…….
    Ayrıca hoobaeninle gurur duyabilirsin…Kikuta-san’ı sesinden tanıdım.1 hafta önce, My Rainy Days / Tenshi No Koi adlı filmi izleyip kendisine çok derin duygular beslemeye başladım. Senin yazındaki çentiği de okuduktan sonra daha bir dikkatli dinlemeye başladım sesi.Kulağım beni yanıltmadı.Zaten bir bu sesi bir de Lee Sun Gyun’un sesini nerde olsa tanırım.Off ne uzattım yaa.Bu bölüm çok üzüldüm.Ondan geldim.Anladın sen beni.
    Dizi bittikten sonra yorum beklerim demişsin ama ben izleyip izleyip geliyorum,içip içip kapıya dayanır misali.
    Gittim 😦

    • Sen deyince hemen açıp tekrar bölüm sonuna baktım (çünkü bölümleri asla bilgisayarımdan silmiyorum). Of ne kötüydü.
      Vay hoobaenim, valla gurur duydum. Japon oyuncuları sesten çıkarmaya başladıysan baya baya olmuşsun^^
      İstediğin kadar uğrayıp, yorum bırakabilirsin canım. Ben izlediğimde konuşacak kimse bulamamaktan delirmiştim, o yüzden çok iyi anlıyorum 🙂

  14. Oyy oyy oyy…KimuTaku’n bakışlarıyla perişan etti beni.Tam oyun başlamak üzere gelen itiraf, Yamato’ya bir şey olduğunu idrak edişi ve bakışlarının aldığı hâl.. 😦
    Çok ama çok etkileyiciydi.Birden gözyaşı moduna geçtim.Sonrası zaten aynı sahneyi sürekli izleme seansına dönüştü.
    Aklıma kazınan tüm sahnelerde Haru’nun bakışları başrolde.Farkındasın, değil mi?

    • Farkında olmaz mıyım? Ben de yazı boyunca bakış deyip durmuştum, seni çok iyi anlıyorum 😀
      Of lan KimuTaku, beni ilk kalbimden vuruşu da yine bir filmde attığı tek bir bakışla olduydu 😦

  15. Ve bitti.Kafamdakileri toparlayamıyorum çünkü Haru’nun barda yeniden göründüğü sahnede benim ipler koptu.O vakit bu vakit ağlıyorum.O yılların, ayrı geçirilmesine çok üzüldüm.Sadece Aki ile beraber olamadı diye değil, Yamato, Tomo, Makoto, Wataru ve Blue Scorpions’ın koridorlarından bile ayrı geçirdiği zaman için üzüldüm.Sonunda birleşmiş olsalar da, ki çok güzel bir kavuşmaydı, ben bozuk plak misali oraya takıldım. 😦

    Diziye bayıldım, Haru’ya bayıldım, KimuTaku’ya bayıldım.Queen şarkıları, sanki dizi için yapılmıştı.Bu kadar denk düşmesi ya bir mucize ya da senaristin karakteri yaratırken bu şarkılardan yola çıkması diye açıklanabilir.
    Bundan sonra ne zaman bir Queen şarkısı duysam, aklıma hep Haru gelecek.Haru…Haru…Haru…Sen nasıl güzel bir adamdın öyle…
    About You, Ice Man ama en çok Good Bye Bridge isimli eserlere de bayıldım.(İşyerindeyken, sürekli üçünü arka arkaya dinleyip depresyona girmeyi bile başardım, bugün:( )

    İzlerken bir takımın parçası olmanın nasıl bir his olduğunu hayatımda bir kere dahi olsa tatmak istediğimi farkettim.Takım olmak, paylaşmak, kazanmak….Çok başka bir duygu olmalı.İzlerken bu duyguyu hissettirmiş olması bile çok büyük bir başarı benim nazarımda.

    Pride’ta Pride diye tutturmakla çok haklıymışsın.Yine yeniden çok ama çok teşekkürler.

    • Nedense kdramalarda çoğunlukla, bazen de jdramalarda bunu yapmaya bayılıyorlar. Yani sonlarda bir ayırıyorlar sevenleri ve aksiyon yaratıyorlar. En uyuz olduğum şeylerden biridir, bu dizi ile ilgili de tek sevmediğim şey sanırım 🙂
      KimuTaku muhteşem bir oyuncu. Nerede izlediysem oyunculuğuna hayran kaldığımı söyleyebilirim. Haru da dünyanın en tatlı karakterlerinden biri 🙂
      Dediğin parçalar dışında ben soundtrackte en çok So So’yu severim. Bayılırım hatta.
      Ben sporla alakalı bir şey izlediğimde çok özeniyorum zaten ve her seferinde yeteneksizliğime lanet ediyorum^^’
      Beğenmene çok sevindim ayrıca, sanki kendim çektim bu diziyi, tavsiye ettiğim biri beğenince çok mutlu oluyorum 😀

  16. iyi günler 🙂 Bu diziyi türkçeye çevirmek istiyorum fakat ingilizce altyazısını bulamadım. sizde var mı acaba? lütfen benimle iletişime geçer misiniz? twitter.com/Selif1x bana yazarsanız çok sevinirim, teşekkürler şimdiden 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s