‘Comeback’ Yazısı

Madem Kpop grupları comeback yapıyor, benim neyim eksik dedim. Biliyorum çok uzun zamandır blogumu güncellemiyorum, nedense şu aralar pek yazasım gelmiyor. Aslında yazacak bir şeyler bulmakta zorlanıyorum bir yandan. Aklıma gelenler hep meşakkatli ve uzun yazılar, üşengeçliğimi de bir türlü üstümden atamadığımdan vazgeçiyorum yazmaktan, olan gariban bloguma oluyor.

Yine de neler yaptığımdan azcık bahsedeyim. Daha önce de bir kaç kez söylediğim gibi, eskisi gibi drama izleyemiyorum. Diziler başta hep beni çekiyor, konularını ve kadrolarını okuyup bir heyecanlanıyorum ve izlemeye başlıyorum ancak aylardır başladığım hiç bir diziyi tamamlayamadım. Son dönem kurbanlarım da Rooftop Prince ve King 2 Hearts oldu. Diziler güzel güzel olmasına da, hiç biri başından kalkamayacak kadar heyecanlandırmadı beni. Şu an hevesle beklediğim Kim Sun Ah ve Gong Yoo’nun yeni dizileri. Gong Yoo’nunki Hong’ların kaleminden olduğu için ekstra heyecanlıyım. Umarım onlar da yarım bırakma hastalığımın kurbanı olmazlar.

Kpop merakım ise dolu dizgin devam ediyor. Eskiden beri sevdiğim gruplara ek olarak son zamanlarda zaten tanıtımlarından beri de takip ettiğim EXO manyaklığım had safhada. Özellikle grubun Çin ayağı EXO-M’i seviyorum ama 12 üyenin 12sinin de kalbimde bambaşka bir yeri var. Albümlerindeki tüm parçaları çevire çevire neredeyse her gün dinlemenin yanında (Özellikle tanıtımlarındaki kısacık halini bile sevdiğim Angel‘a bayılıyorum, Machine dinlediğim anda dilime dolanıyor) bu şirinlik muskası üyeleri de takip ediyorum. Zaten harem yazımda gelecekte adlarını dilimden düşürmeyeceğimin ipuçlarını vermiş idim. EXO sevgimi paylaştığım Astrea‘m ve Suspus‘uma selam olsun.

Kpop demişken, geçen şöyle şukela bir video gördüm, bir klasik müzik orkestrası Kpop parçalarını yorumlamış. Suju’dan Mr Simple‘ı, T-ARA’dan Roly Poly‘i, B2ST’ten Beautiful‘u böyle dinlemek de varmış. Super Mario yorumları ise çok şirin olmuş.

Bir de tekrar T-ARA’nın John Travolta Wannabe albümüne sardım. Şu ara deli gibi Really Really Like You dinlemekteyim. Disco tarzını sevip hala şans vermediyseniz, bir bakın mutlaka.

Bir de itiraf yapayım hadi. Tamam kpop seviyoruz ama pembişli, pamuk şekerli kız gruplarından gördüğüm anda kaçar idim. Yalnız son zamanlarda After School’un alt grubu Orange Caramel’in Magic Girl şarkısını dinliyorum utanmadan. Biliyorum çok rezilim asddads ama valla bak sonuna dek dinleyin, güzel parça (kendini kurtarma çabası). Hem CN Blue’nin şeker bateristi Minhyuk’cum da var klipte, hiç olmadı onu görürsünüz. Aslında parçayı dinlemem de hep SHINee sevdam yüzünden, suçlular bu videoda.

Film ise hiç izleyemiyorum. Alınmış DVDler, indirilmiş filmler kuzu kuzu bekliyor. En son sinemada  The Avengers’ı izledim gerçi. Şahaneydi. Benim gibi Marvel manyağı olup izlemeyen varsa çok şey kaçırır, mutlaka 3D olarak sinemada izlenmeli.

Bu arada Ohyoonjoo gacım ve Hikaru‘nun yolladığı mimlerin üzerinden yüz yıl geçse de aklımda olduğunu söylemek isterim. Bugün de Asiruh‘tan bir mim gelmiş. Hepinize teşekkür ederim, en kısa zamanda cevaplamayı umuyorum.

An itibariyle SM sanatçıları Los Angeles’ta konser hazırlıkları içinde. Umarım bir gün buralara da uğrarlar diyerek sevdiğim bir Suju performansını paylaşayım ve yazıyı öyle kapatayım. Tüm sevenler ve ELFlere gitsin 😛

Reklamlar

hide için…

Son zamanlarda bu blog Kpop ile doldu belki ama eskiden beri takip edenler, ondan da önce bu blogda Jrock olduğunu bilir ve benim Jrock efsanesi X Japan’i ne kadar sevdiğimi de bilirler.

X Japan hakkında daha önce çeşitli yazılar yazdım, şuradan ulaşabilirsiniz. Artık ne kadar sevdiğimi belirtmeyi gereksiz buluyorum. Bugün bu yazıyı yazmamın amacı ise blogu açtığımdan beri her yıl kendimce edindiğim bir görevi 3. kez yerine getirmek, hide’yi ölüm yıldönümünde anmak.

Jrock benim için hala klasikler demek, son dönemde çıkan grupları pek takip edemiyorum ama eskileri yani bir X Japan’i, Luna Sea’yı, Malice Mizer’ı, Buck Tick’i ve pek çoklarını hala keyifle dinliyorum. Tüm bu gruplar içinde de en yeri dolmaz kişilerden biri kuşkusuz hide. Onu benim için unutulmaz kılan ise ölüp badem gözlü olmasından çok, kuşkusuz söylemeye gerek bile duymadığım yeteneği ve renkli kişiliği.

Aynı sözleri tekrarlamak istemediğimden sizi iki yıl önceki ilk yazım ve geçen yılki yazıma yönlendiriyorum. Bu da bıraktığım üçüncü iz olsun hide için.

Gittiği yerde mutlu olduğunu umarak yeniden açıp Pink Spider dinleme zamanı:)