Yine Karman Çorman Birşeyler

Taslaklarımı hayata geçirip, belli bir konu üzerine yoğunlaşan yazılar yazmaktansa böyle ortaya karışık şeyler yazmayı tercih ediyorum. Bu yazı da böyle dizi, müzik falan karışık olacak. Böyle bağlantısız şeylerden bahsetmek daha kolayıma geliyor, tembelim çok biliyorum. Cümlelerim de düşük. Düşündüm de, neden blog yazıyorum ki?

Şu aralar sanırım Kdrama alemine döndüm, bir de bir kaç gün izledikten sonra ilgimi kaybetmesem iyi olacak. Big ve I Do I Do izliyorum ama onlardan değil de, üzerimde nedense daha çok etki bırakan ve böyle olmasını hiç beklemediğim iki diziden bahsedeceğim. İlki altta resmini gördüğünüz A Gentleman’s Dignity.

Bu diziye artık acuşşi olan Jang Dong Gun için başladım aslında. Zamanında kendisini yaşlı bulup, beğenmeyenlere karşı canla başla savunmuşluğum da vardır. Bu diziyle beraber görüyorum ki herkes yola gelmiş, olgun erkek çekiciliğine kaptırmış kendini.

A Gentleman’s Dignity, 40 yaşını aşmış dört arkadaşın hayat hikayesi aslında. Bu tür dizilere Kore’den ziyade Amerika’da rastlıyoruz, bu yüzden kdrama alemine biraz yabancı ve yine bu sebepten hayli orijinal bulduğum bir dizi-daha doğrusu kdrama kalıpları içinde özgün bir yerde. İzleyen olduysa “Big Shots” diye bir Amerikan dizisi vardı, ona hayli benziyor ya da “Sex and the City”nin erkek versiyonu denebilir.

Müzikleri ve senaryosu ile kendine çeken bir dizi. Üstelik izlerken sürekli “Aman başrol çıksın, havamızı bulalım.” demediğimi fark ettim, yan karakterlere de kaptırıp gidiyorsunuz bir süre sonra.

Dizinin en sevdiğim yanlarından biri de her bölümün başında bizim dörtlünün dizinin son kaldığı yer ve zamanla bağlantısız kısa bir macerasının verilmesi. O kısımlarda çok eğleniyorum.

Jang Don Gun içinse ne denebilir ki? Boşuna Kore’nin en iyi oyuncularından değil adam. Özellikle bakışları eritmelik diyorum ve cool görünmesine karşın çok eğlenceli bir karakter olduğu uyarısını yapıyorum.

Kısacası tavsiyedir, izleyin izletin.

Bir diğer tavsiyem de Queen In Hyun’s Man. Tarihle bugünü birleştirmek yeni kdrama trendi malumunuz. Rooftop Prince ve Lee Min Ho’nun yeni başlayacak dizisi haricinde, QIHM de bu yolun yolcusu.

Sanırım bu diziyi sevmemde en büyük etken yeni yüzler görmem oldu. Yoo In Na kızımızı yan rollerde izlemişliğimiz çok ancak diğer oyuncuların çoğu benim için yeniydi ve bu değişiklik iyi geldi.

Başrol oyuncularının kimyasını seviyorum. Belki gerçekte de sevgili olmaları bunda etkilidir, bilemedim. Ancak çok sevimli bir çift olmuşlar.

Bugünle geçmiş arasındaki gel-gitler de oldukça başarılı. İki taraftaki olayları da elinizde olmadan merak ediyorsunuz, bu da diziye daha çok bağlıyor.

Diziyi yarıladım, henüz bitirmedim ancak yine de tavsiye ediyorum.

Tavsiyede hızımı alamayıp müzik mecrasına geçiyorum o halde.

Indie pek dinlemiyorum, açıkçası çok dinlemek beni sıkıyor ama her daim benim için çok kıymetli bir K-indie grubu var, MOT. Close da mutlaka dinlenmesi gereken parçalarından biri. Orda, burda hikayelerde bahsetmişliğim var ama blogda kısa da olsa bahsetmezsem olmazdı.

TVXQ, hep sevdim ve seveceğim ama son yıllarda hiçbir şarkısına buna sardığım kadar sarmamıştım.  Yeni Japonca singleları olan  Android’e bayılıyorum. (Videonun tamamı veya single çıkmadığından ancak bu kadar ama bu radyodan çekme versiyonu bile yeter bence.)

Eski Suju üyesi Hangeng Çin’de müzik hayatını sürdürüyor. Son parçası Wild Cursive de favorilerimden oldu şu ara.

Bigbang’den Still Alive. Bu şarkı ilk çıktığında neden kısa versiyon diye isyan etmiştim, neyse ki yeni gelen albümde tam halini dinleyebildik.

Boyfriend hep itici bulduğum ve şarkılarını dinlemeye bile tenezzül etmediğim bir gruptu, artık sevdiğim bir parçaları var ve bir şans vermeye karar verdim kendilerine. Son çıkış parçaları Love Style’ı severek dinliyorum.

Bir de yakında çok sevdiğim iki grup Suju ve B2ST sahalara döneceğinden pek mutluyum, Suju’nun teaser fotoğrafları çıkmaya başladı.

Yapacak birşey yok, adamlar güzel, olay da bu zaten, “Güzel Adamlar”. Siz de aynalara küstüğünüzle kalın bakalım.

Reklamlar