Japonya 2- Gezilen Yerler-Kyoto

(Önceki Japonya yazılarını gezi kategorisinde bulabilirsiniz.)

*Sıradaki şehrimiz Kyoto idi. Duyduğumuza göre Kyoto Japonya’nın en büyük şehirlerinden olmanın yanında, Japon kültürünün en rahat gözlemlenebileceği şehir de oluyormuş. Sokakta yukatalarıyla dolaşanları görmek mümkündü yani.

*Ancak Kyoto’dan önce Nara’ya uğrayacaktık. Burada dünyanın en büyük Buda Heykelinin olduğu Todai Tapınağına ve geyiklerin aramızda dolaştığı Nara Parkına uğradık. Fotolar aşağıda. En güzel yönlerinden biri geyiklerle iç içe dolaşmaktı sanırım.

*Kyoto’ya vardıktan sonra Kinkakuji Tapınağına vardık. Burası Altın Mabet olarak da geçiyor. İçine girilmesi yasak ve altından yapılmış şahane bir tapınak var.

* Altta Kyoto’dan manzaralar var. Evlerini çok beğendiğimi de söylemem gerek. Kyoto’nun merkezinde daha modern bir mimari göze çarpsa da çevresinde pek çok geleneksel Japon evi gördük.

* Sıradaki Kiyomizu Tapınağıydı. Burası tek bir çivi kullanılmadan inşa edilmiş. Manzarası müthişti. İlk fotoda gördüğünüz ise tapınakların girişindeki arınma köşesi. Müslümanlıktaki abdeste benzer olarak onlar da tapınağa girmeden bu su ile arınıyor.

* Altta hala geyşaların yaşadığı Gion Mahallesini görüyorsunuz. Ne yazık ki pek çıkmadıkları saate denk geldiğimizden Geyşa göremedik ama ilginç bir yerdi.

* Kyoto merkezden de bahsedelim o halde. Huzur dolu, pek güzel bir yer Kyoto. Büyük bir Kapalıçarşısı da mevcut, hatta o çarşıda bir Kpop dükkanına musallat bile olduk. Çarşının adı Teramachi ama devamında farklı isimde çarşılar da var. Kyoto’da alışveriş için en uygun yerlerden biri. (Bir de buraya gelmeden yol üzerinde Daimaru var-yine büyük bir alışveriş merkezi, bilginize).

* Ertesi gün serbest zamandı ve Astrea ile sokaklara döküldük. Zaten bir önceki akşamdan Teramachi’nin yerini öğrendiğimizden işimiz kolaydı ama önce yol üzerindeki Daimaru’ya uğradık. Burası 7-8 katlı bir alışveriş merkezi ve yemekten, kitaba ve kıyafete ne ararsanız var. Japonya’da belli şehirlerde şubeleri olduğundan herhangi bir yerde rastlamanız mümkün.

Sanırım uzunca bir süreyi müzik bölümünde geçirdik. Ben Jrock ve Kpop albümleri arasında mekik dokudum. Bu arada bir önceki gün Teramachi’den iki albüm almıştım ama hala aklımda alacak çok şey vardı. Japonya’da kapalıçarşı benzeri, büyük çarşılarda mutlaka bir hatta daha fazla Hallyu dükkanına rastlıyorsunuz. Bu ismi ben taktım aslında ya, neyse. Bu dükkanlarda Kdrama ve Kpopa dair ne ararsanız var, bardağından posterine ve albümüne kadar. Oralara sanırım paramın çeyreğini yatırdım ama pişman değilim. Aldıklarımı bir başka yazıda sergileyeceğim. Bu arada gözlemlerime göre Japonya’da en çok sevilen Koreli ünlü Jang Geun Suk. Şimdi Kyoto’daki günümüzden çeşitli fotolar attırıyorum.

*Ertesi gün yine bir tapınak gezimiz vardı. Inari Şinto Tapınağı isminden anlayacağınız üzere Şintoistlerin ibadet mekanı. Aslında bu tapınağın özelliği şu. İşle alakalı bir adağınız ya da dileğiniz varsa en doğru adres burası. Dileği gerçekleşenler de sonradan gelip torii denilen kapılardan yaptırıyorlar, bu yüzden tapınakta altta göreceğiniz turuncu kapılardan 30000’in üzerinde var. Tapınağın bekçileri ise kitsune denen tilkiler. Tilki zeki ve kurnaz bir hayvan olduğu için işle alakalı bir tapınak için uygun bulunmuş.

* Kyoto’daki son durak Arashiyama idi. Burası Bambu ağaçlarıyla ünlü, büyük bir bahçe. Bahçeye gidiş yolunda yağmur başladı ve biz göğe uzanan bambu ağaçları arasında, yağmurda ıslanarak dolaştık. Ayaklarım fazla yürümekten parçalanmasına karşın saatlerce yürümek istedim. Kesinlikle Japonya’da yaşadığım en güzel deneyimlerden biriydi.

Kyoto maceramız bu kadardı arkadaşlar, bu arada foto birleştirmede falan berbat olduğumu biliyorum ama idare edin artık.

Yeni şehirlerde görüşelim…

Japonya 1- Gezilen Yerler-Osaka

Beklediğiniz üzere asıl maceraya başlıyoruz (Direkt bu yazıdan başlayanlar olaya Fransız kalmasın linki). Uzun bir Japonya gezisinin ardından, kalbimi orada bırakarak döndüm. Gitmeye karar verme aşamasından kısaca bahsedeyim isterseniz. Aslında çok da anlatacak bir şey yok diyerek öncelikle kendimle çelişiyorum. Zira her daim Japonya’yı görme arzumdan dem vurmuşumdur (Japonya’da Türkçe’yi unutmadım, bakın). Geçen kış Astrea ile kesin karar verdik, oraya gidilecekti. Aslında Kore mi Japonya mı ikileminde de kalmadık değil, ancak ben her zaman önce Japonya demişimdir. Kore’yi de çok isterim ve yapacağım çok şey var orada ama Japonya’yı daha görülesi bulduğumu da inkar edemeyeceğim. Bir dönem ikisine de gitme durumumuz olsa da sonucunda Japonya oldu ama tam ve güzel oldu. Bir yandan buruktuk çünkü kıştan beri Suspusumla orada görüşme hayalleri kuruyorduk, ne yazık ki olamadı. Bir dahakine umarım olacak çünkü bu kesinlikle Japonya’yı son görüşüm olmayacak.

O halde macera başlasın diyorum.

Bu yazı fotoğraf ağırlıklı olacak, arada çeşitli yorumlar da serpiştireceğim. Yeme içme faslı ve tespit ve yorumlarım gelecek yazılarda.

*Japonya’ya Kore Havayolları ile, aktarmalı olarak gittik. Seul’e iki kez uğradık yani ama sadece Incheon Havaalanına. Hani şu fancamlerde 274929 kez sevdiğimiz ünlüleri gördüğümüz yer. Orada olup, Seul’ü görememek çok acıydı, bilesiniz.

*Uçakta rahat bir ortamımız vardı. Tanıdık yüzler karşıladı beni önümüzdeki ekranda, o detaya da ayrıca dikkat istiyorum.

* İlk durağımız Osaka’dan ortaya fotolar atıyorum yine, tek tek eklersem bu yazı sonsuzluğa uzanabilir çünkü. Alttaki fotoda havaalanına giriş anımızı, otel odamızın manzarasını, Osaka metrosunu ve şehirden bir manzarayı görebilirsiniz.

* Altta Osaka Kalesi ve kalenin 8. katından şehrin şahane manzarasını görebilirsiniz. Kalenin için müze şeklindeydi ve Japonya tarihinden detaylar ekranlarda Hacivat&Karagöz’ün modern bir versiyonuna benzer şekilde canlandırılıyordu animasyon olarak. Tam açıklayamayıp, saçmalamış olabilirim ama gidip görmek gerek işte. Bunun dışında pek çok tarihi eser vardı, kitaplar ve biblolar gibi. İki katında bu orijinal eserler olduğundan fotoğraf çekmek yasaktı.

*Osaka Kalesinin başka bir açıdan görünümü aşağıda.

* Ardından Kaiyukan’a gittik. Burası dünyanın en büyük akvaryumu imiş. Her türlü deniz canlısını görebiliyorsunuz içinde, aranızda sadece bir cam var. Oldukça güzeldi, doyamadık diyebilirim. Tabi fokları show için kullanmaları biraz sinirimi bozmadı değil. Bir de o balıklar ne kadarlık bir alanda yüzüyor tam anlayamadım, yani gördüğümüz alanın devamı vardı ama nereye kadar uzanıyordu bilmiyorum. Belki bir anlamda yapılmaması gerekir, sonuçta doğal ortamlarında değiller. Biz de bundan bencilce bir keyif alıyoruz. Ama her şeye rağmen güzel bir deneyimdi.

*Osaka’dan son olarak altta gördüğünüz çarşıyı paylaşalım o halde. Japonya’nın en güzel şehri değil ama görülesi bir yer Osaka. İlk gidince beğeniyorsunuz ama sonrasında gelen şehirler ne yalan söyleyeyim biraz etkisini azaltıyor.

İlk maceramız bu kadar arkadaşlar. Anlatılacak o kadar detay var ki gezdiğimiz yerleri de bir kaç yazıya bölmeye karar vermiş bulunmaktayım.

Kyoto’da görüşelim.