Super Junior’ın Müzik Serüveni 2- Hırçın Çocuklar

SuperJunior2

Geldik en sevdiğim Suju dönemlerinden birine. Ancak onun öncesinde, henüz ilk yazımı okumadıysanız sizi şuraya alalım.

Elimizde içeriği sağlam, çok renkli bir albüm var. Bu yüzden yazıyı vaktiniz olunca, baştan sona okumanızı tavsiye ediyorum, hatta emrediyorum, okuyunuz 😛

Bildiğiniz gibi Super Junior’ı en son alt grup maceralarında bırakmıştık. Grubun ikinci stüdyo albümünün gelişi hayli gecikti aslında. Başta açıklanana göre albüm 2006 sonunda gelecekti ancak Ağustos’ta Heechul’un kaza geçirmesi ile askıya alındı. Bununla da bitmedi, 2007 Nisan’ında bu kez Suju üyeleri Kyuhyun, Leeteuk, Shindong ve Eunhyuk bir trafik kazası geçirdiler. Shindong ve Eunhyuk kazayı ufak sıyrıklarla atlatsa da, aynısı Leeteuk ve özellikle Kyuhyun için geçerli değildi. Kyuhyun bir kaç gün komada kaldı, sesini kaybetme tehlikesi yaşadı ve hastaneden taburcu edilmesi için üç ay beklemesi gerekti.

Ancak sonunda, 20 Eylül 2007 günü geldiğinde grup tam kadro dönüşünü gerçekleştirdi. Altta klibini bulabileceğiniz Don’t Don parçası ile…

Aslında albümün özeti alttaki performans. Ancak ben bununla yetinmeyeceğim çünkü müzikal anlamda çok dolu bir albüm var elimizde. Bu albümde ilk albümden farklı olarak, grup farklı türler arasında resmen mekik dokuyor. O yüzden alttaki performansı bir izleyin bakalım, sonra detaylı albüm incelemem gelecek. Marry You’nun Suju orkestrası tarafından icra edilen jazz versiyonu, Don’t Don’dan bir kuple ve A Man In Love’ı bulabilirsiniz.

İkinci albüme dek şirin ve eğlenceli bir imaj sergileyen grup, bu albümle birlikte asi bir imaj benimsedi. Çıkış parçası Don’t Don’un sert rock altyapısı, grubun imajı ve hal ve tavırları da bunu destekliyordu. Bu açıdan sevdiğim bir konsept bu albümdeki.

Don’t Don neredeyse her SJ konserinde repertuarda kendine yer bulan parçalardandır. Ancak sanırım benim favori performansım Super Show 2’deki. Performans öncesi yayınlanan VCR’ı ayrı, performansı ayrı seviyorum. Özellikle performanstaki kavga sahneleri, dönen sahne, ardından Henry’nin kemanıyla gelişi…vs.vs.

Don’t Don Kore alfabesi ile yazıldığında bir kelime oyunu içeriyor. “Don” Korece para, “Donda” ise çıldırmak demek. Şarkı paranın en önemli şey olduğu ve riyakarlığın alıp yürüdüğü günümüz dünyasını eleştiren sözlere sahip. Don’t Don aynı zamanda güçlü gitar ve bateri riffleri ve keman solosu içeriyor. Müzikal anlamda da oldukça zengin bir parça. Favorilerimden olmasının bir nedeni de bu. Bu söylediğim bütün albüm için geçerli, altta bolca örneğini göreceksiniz. Albümün genel sound’undan bahsetmeye devam edersek, albümde yine pek çok ballad da var. Bunun haricinde retro R&B’den, 80ler tarzı dans parçalarına kadar geniş bir yelpazede parça bulmak mümkün. Bu albümde aynı zamanda grup üyeleri de söz yazımına katkıda bulunmaya başladı ve albümün yapımındaki pek çok aşamada aktif olarak yer aldılar.

super-junior-dont-don-main-track-henry-lau-300x400

Bu dönemin en sevdiklerimden olmasının bir nedeni de albümü tanıtmak için kullanılan parçaların (Don’t Don, Marry You, A Man In Love) en sevdiğim Suju parçalarından olması. Şimdi uzunca albümün ilk versiyonundan bahsedeceğim ama bununla bitmeyecek. Repackaged yorumlarımı da mutlaka okuyun zira onlar için bile ayrı yazı yazılabilir.

Bu albümde konsept değişse de Bubblegum bir parça yine mevcuttu, Sapphire Blue (Canlı performansını buradan izleyebilirsiniz). You’re My Endless Love albümdeki sevilen balladlardan (Canlı performansı). Hate U Love U albümde en sevdiğim balladlardandır (Canlı performansı). Disco Drive yine albümdeki favorilerimden, saksafon ağırlıklı melodisini ve jazzy havasını seviyorum. Burada yine bir canlı performans arası verelim, canlı performanstaki mix’in orijinal parçadan farklı olduğunu da ekleyelim.

Albümdeki bir diğer parça sözleri Sungmin, Donghae, Leeteuk ve Eunhyuk tarafından yazılan ve orta tempoda bir parça olan I Am. Albümdeki etkileyici balladlardan biri de She’s Gone, canlı performansını da şuradan izleyebilirsiniz. Orta tempoda parçalardan Missin U yine albümde sevdiklerimden. Sanırım albümün tamamını sevdiğimi şu ana dek anladınız. Bu parçada yer yer disco havası var altyapıda, özellikle onu seviyorum.

O dönemlerde Suju’da dikkat çeken bir başka şey de albüm tanıtımı için çok sayıda parçanın kullanılması (bu albüm için Don’t Don, Missin U, Marry You, A Man In Love), Missin U da ilk dönemlerde Don’t Don ile beraber albümün tanıtımında kullanılan parçalardandı. Altta iki parçanın performansını izleyebilirsiniz.

Of sırada yine sevdiğim bir parça, Mirror. Yine orta tempoda bir ballad diyebiliriz ve müzikal altyapı açısından, yani enstrümental anlamda kulağa hitap eden parçalardandır. Hatta Disco Drive gibi bu parçayı da jazzy parçalar sınıfına alabilirim. Canlı performansı yine mevcut elimizde, izlemek için tıklayınız.

Yine geldik bir klasiğe. Bu albümden çıkan klasikler bitmiyor, sanırım artık neden favori Suju dönemlerimden olduğunu anlamışsınızdır. Our Love tabi ki. Nasıl desem bilemiyorum, böyle hem hüzünlendiğim hem de garip bir şekilde mutlu hissettiğim Suju parçalarından. Vokallerine yine değinmiyorum bile. Altyapısı da yine zengin parçalardan, özellikle keman ve piyano kısımlarını seviyorum. Bu şarkının “fanchant”i de efsanedir. Ayrıca bu şarkı performanslarında Suju genelde cıvıtır, izleyiniz inanmıyorsanız. Özellikle Kyu’nun tize çıkarken Shindong tarafından tepiği yemesi ve salak Hyuk’un kendini beğenmiş bir şekilde fanchante eşlik etmesi. Bu performansta “fanservice” olayı ile feci dalga geçiyorlar bir de.

Albümdeki nostaljik havaya sahip, hareketli parçalardan bir diğeri de Midnight Fantasy. Ve yine bir ballad olan Thank You da albümden bir diğer parça. Bu parça müzikal olmanın yanı sıra, vokal anlamında da jazz havasına sahip. Son olarak bu kadar parça yetmezmiş gibi Song For You adlı bonus parçamız var, yine hareketli, hafif bubblegum bir parça.

Maceramız bitti sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Daha yeni başlıyoruz.

Albümden gelen ikinci single ise Marry You oldu dediğim gibi. Bu parça Suju klasiklerinden olmuştur artık bildiğiniz gibi. Önce klibini izleyelim.

Marry You aslında albümün yukarda uzun uzun bahsettiğim ilk versiyonunda da yer alıyordu. Ancak farklı bir versiyonu B versiyonuna dahil edildi. Bu versiyondaki diğer parçalara az sonra geleceğim ama parçaya dönersek, Marry You gördüğünüz gibi ilk singledaki sert ve karanlık imajla tamamen tezat oluşturuyordu.

Marry You demişken, efsanevi SS1 performansını paylaşmazsak olmaz. Yalnız bu performans Suju’ya değil, ELFe ait. Dur bak dağıldım yine 😥

Marry You haricinde B versiyonundaki diğer yeni parçalar A Man In Love, A Man In Love (Remix) ve The Girl Is Mine (canlı performansı için buraya) idi. Şimdi A Man In Love hakkında diyecek sözüm çok çünkü çoğunlukla “Acaba bu favori SJ parçam mı?” diye düşündürür beni bu parça. Bu parça ile ilgili beni düşündüren bir diğer şey ise nakaratının olmaması. Bir diğer kendi açımdan ilginç bulduğum detay ise genelde remix sevmeyen biri olarak bu parçanın remixini daha çok seviyor olmam. Bu albümün tüm versiyonları içindeki favori parçam olduğu kesin. Neden bu kadar sevdiğime gelirsek. Vokalleri, altyapısı, verdiği gaz diye gider ama sanırım en çok ritmini seviyorum.

superjunior

Bu parçaya klip gelmese de albümde “yarı single” sayabileceğimiz parçalardan çünkü B versiyon tanıtımındaki performanslarda tercih edilen parçalardan oldu. Bu yüzden elimizde pek çok canlı versiyonu mevcut. Mesela alttaki performans 2007 Mnet Music Festival’den. Bu törende Suju aday gösterildiği 7 kategoriden 3’ünde ödülü kucakladı -ki bunlar içinde “Artist of the Year” da bulunuyor. Performans hakkında tek eleştirim o korkunç, yamalı kıyafetlere olacak (bundan daha korkuncunu TVXQ “Keep Your Head Down”‘da giymiş olsa da…). Gerçi daha favori A Man In Love performansıma gelmedik, merak etmeyin.

Yazının sonlarına gelirken yine A Man In Love performansları paylaşıcam çünkü bu parçanın performanslarına pek takıntılıyım. İlki az önce bahsettiğim favorim. SS2’yi başlatan performans olan bu performans acayip gaz veriyor, zaten bu konsere de biraz takıntılıyım, sayısız kez izlemiş olabilirim. Bir alttaki de SS3 konserinden şukela bir performans.

Yazıyı kapatırken söylemem gereken bir şey var. Normalde bu yazıda 3. albüm çıkana dek ne olduysa paylaşacaktım ama yazmaya başlayınca anladım ki imkansız. O yüzden ara faaliyet ve alt gruplardan kısa bir yazı ile bahsedeceğim büyük ihtimalle. Şimdilik bu kadar(!)

Super Junior’ın Müzik Serüveni 1- Apaçi mi Bubblegum mı?

08sujudiary_005

An itibariyle zorlu bir göreve atılmış bulunmaktayım gençler. Suju’yu şu yazımda kendimce usüllerle tanıtmıştım bildiğiniz gibi, aslında amacım grubu neden sevdiğimden bahsetmekti ve o yazıda grubun asıl bahsedilmesi gereken şey olan müziğinden de bahsedeceğimin sözünü vermiştim.

Zorlu bir görev zira elimizde yedi yıllık bir tarih ve pek çok albüm var ve bunlar mini albüm değil, kapı gibi altı adet stüdyo albümü. Üstelik daha alt gruplar, single’lar, SM sanatçılarıyla ortak çalışmalar, Kore dışında çıkarılmış albümler var.

Bu yazıda bolca şarkı tavsiyesi ve performans olacak. Aynı zamanda Suju ile ilgili bazı yanlış anlamaları da düzeltme niyetindeyim. Nedir bu yanlış anlamalar?

*Suju sadece umtısçaktıs hoppidik şarkılar yapar.

*Suju ezelden beri kliplerini kapalı alanlarda çeker.

*Suju üyelerinden sadece birkaçı şarkı söyleyebilir.

*Suju sürekli fan service yapar, soyunur. Hayranların grubu dinlemesindeki tek amaç da üyelerin kaslarında hülyalara dalmaktır.

*Suju ne ödül alıyorsa içinde torpil vardır.

Mesela son maddeyi hemen açıklığa kavuşturalım ilk albüm detaylarına girmeden. Suju’nun şu videodaki gibi bir fan kitlesi var, sizce alınan ödüller ne kadar “fake” olabilir? Paylaştığım video grubun geçen seneki Tokyo Dome konserinden. Devlerin sahnesini iki gün üst üste doldurup, Lady Gaga’yı sollamışlardı malumunuz.

101612_superjunior

Suju müzikal anlamda bana neden hitap ediyor, ondan bahsetmeye başlayayım. Bir kere hit parçalarından yola çıkarak değerlendirme yapan çoğunluk farkında olmasa da, Suju albümlerinde pop dışında farklı türlere de el sallayan bir gruptur. Bunun detayları bu yazı dizisi boyunca karşınıza çıkacak ama jazz ve rocktan, dubstepe bir dolu örnek gösterebilirim. Saksafon, elektro gitar ya da akustik gitarın yoğunlukta olduğu birden çok parçaları vardır. Üzülerek söylüyorum ki ELF olduğunu iddia eden bazı kişilerin bile sadece son albümleri dinlediğini çokça gördüm. Bu yüzden böyle bir yazı gerekliydi.

İşte tüm bunlardan haberdar olmak için yazı dizimi takip etmeniz gerek dostlar diyerek peşinen kendi reklamımı da utanmazca yaparım. Ancak şaka bir yana gerçekten takip edin çünkü grubun müzikal kimliğini tek bir yazı ile anlamanız zor. Misal bu yazı 2. albüm çıkana kadarki dönemden bahsedecek ve ikinci albüm ve sonrasında -aslında her albümle beraber- ciddi sound değişimleri var. Bir de ilk dönem Suju çıkışında amaçlanan neydi, sonra ne oldu? Bunu öğrendikten sonra grubun çıkış dönemi şarkıları ile sonra gelen albümler arasındaki farkı daha iyi anlayacaksınız. Bence bu yazıdaki şarkılar, yani şu ilk çömez dönemi, Suju’nun tarzını tam olarak yansıtmıyor.

Şimdi az bilinen bir gerçek ile başlayalım, Super Junior bir kaç aylık bir proje grubu olarak çıkış yapmıştır. SM grup elemanlarını seçerken oyunculuk ve sunuculuk gibi ekstra yetenekleri de önemsemiştir çünkü plana göre grupta pişen üyeler çıkacak ve kendi solo çalışmalarına odaklanacak (şarkıcılık, oyunculuk, sunuculuk vb.) ve yerine yenileri gelecek, her yıl üye sirkülasyonu olacaktı. Grubun ilk dönem “Super Junior 05” olarak anılmasının nedeni de budur. Bu sistem Jpopta yıllardır sürüyor. Misal AKB48’de pişen üye “mezun” oluyor, ya başka bir gruba geçiyor ya da aktivitelerini solo olarak sürdürüyor. Ancak Suju’da bu sistem tutmadı çünkü beklenenden fazla sevildiler ve sonuç olarak bugünkü noktadayız. Karşımızda yedi yılını devirmiş bir grup var.

Debut ile başlarsak -ki 6 Kasım 2005 tarihinde gerçekleşmiştir- şu yazımda da bahsettiğim gibi, Suju maceraya oldukça apaçi bir görünümle başladı. İlk parçaları Twins (Knock Out) rock altyapıya sahipti ama aslında ikinci albüm çıkana kadarki süreçte grup eğlenceli, hafif bubblegum bir imaj sergiledi. Çıkış performansları ise altta.

İlk olarak Twins single’ı çıktı ve Twins’in iki versiyonu haricinde Way For Love, You Are The One, Over, L.O.V.E gibi parçalar da bu albümdeydi.

Bu albümün kuşkusuz en etkili parçası Twins idi. Bir kaç sene sonra nasıl icra etmişler, merak eden varsa alttaki videoya buyursun.

Takip eden Şubat ayında grup bu kez bubblegum bir parça olan Miracle ile ilk stüdyo albümlerinin tanıtımına da başlamış oldu. Bu albümde Twins single’ına ek olarak beş yeni parça daha vardı. Miracle’ın videosu aşağıda, albümdeki diğer parçalar ise şöyle Rock This House, So I, Keep In Touch ve Believe, bunun dışında önceki singledan Twins, Way For Love, You Are The One, Over ve L.O.V.E de yine albümde bulunuyor.

Albümden şahsi favorilerim Rock This House, Keep In Touch ve Believe. O halde Believe canlı performansını da paylaşmanın vakti geldi demektir.

Bu dönem Super Junior’a artık yavaş yavaş yeni üyelerin alınması planları yapılıyordu, yani “Super Junior 06″nın gelmesi yakındı. Ancak bu isim hiçbir zaman geçerli olmadı çünkü şirket bu stratejiden vazgeçerek Suju’nun kalıcı bir grup olmasında karar kıldı ve grup artık sadece “Super Junior” olarak anılır oldu. Kyuhyun da gruba katılınca kadro tamamlandı ve hemen ardından U single’ı geldi. Şarkının videosunu önce bir paylaşalım.

Misal üstteki klibi ilk izlediğimde anırarak gülmüştüm, ne yalan söyleyeyim. O imajlar, o hal ve hareketler feci. Ancak U benim sevdiğim Suju parçalarından, ritmik altyapısını ve dansını özellikle seviyorum. Suju da bugün hala U’yu konserlerinde icra etmeye devam ediyor. Misal geçen sene Super Show 4’un Osaka ayağında altta gördüğünüz gibi icra ettiler. Bu versiyonda şarkının altyapısında da farklılıklar var.

Bu arada bu parça için Suju’nun ilk bol dile çevrilen parçası diyebiliriz. Parça önce Mandarince olarak Tayvan’da çıktı, ardından Japonca versiyonu Japonya’da yayınlanan albüme eklendi. En sonunda Super Junior M (yani Super Junior’ın Çin’de çıkış yapan alt grubu, ilerki yazılarda daha detaylı bahsedeceğim) ikinci kez Mandarince yorumladı. Ancak bu versiyonda sözler değiştirildi ve altyapıda da yenilikler yapıldı (Altyapıdaki yenilikler üstteki performansta da mevcut). Aslında SJM’den bolca bahsedeceğim ama bir ön gösterim olarak U’nun bir de SJM versiyonunun videosunu paylaşayım.

Bu videoyu izleyince aynı şarkının nasıl bambaşka bir klibe sahip olabileceğini ve yıllar içinde Suju elemanlarının uğradığı değişimi de görebilirsiniz. Benim de sevdiğim ama çoğunluğun haberdar olmadığı Suju videolarındandır.

U single’ına dönersek U haricinde iki parça daha içeriyordu, Endless Moment ve Lovely Day. İki parçanın da canlı performanlarını alttan izleyebilirsiniz. Özellikle Lovely Day sevdiğim Suju slowlarındandır, söylemeden geçmeyeyim. Bahsettiğim Lovely Day performansı o dönemden değil, geçen yılki Super Show 4’dendir.

Single hemen yaz başlangıcında çıkmıştı ancak Suju yazın da boş durmadı. Bilindiği üzere, şimdi SM sanatçılarının toplu konserlerine SM Town diyoruz ancak SM Town’un çıkış noktası aslında şirket sanatçılarının çıkardığı toplu albümlerdir ve bu albümlerde tema hep tatildir. İşte o yaz Suju bu albümde yer aldı, üstelik çok sevilen ve şu anda neredeyse her konserin repertuarına alınan bir parça olan Dancing Out ile.

Dancing Out benim de en sevdiğim Suju parçalarındandır. Baştan sona iyi hissettiren, dans etme isteği ile dolmama neden olan bir parça. Albüm konseptinden bahsettik, doğal olarak klibi de aynı konseptte tatilde geçen, keyifli bir klip ve yine sevdiğim Suju videolarından. Aslında bu klibi o korkunç saç ve kıyafetlerle neden bu kadar sevdiğimi ben de bilmiyorum. Korkunç saç baş dedik ama Heechul en sevdiğim saçlarından biriyle salınıyor klipte. Her izlediğimde havuza atlama sahnesinde “Hyuk kafasını çarpıcek” şeklinde yaşlı teyzeler gibi dövünüyorum. Bak yine sırıttım izlerken.

Şimdi bu parçanın canlı versiyonunu eklememek yazık olur ama hangisini seçeceğimi de bilmiyorum gerçekten, bakın bu satırları yazarken hala seçmedim. Her konserde söylendiğinden oldukça zor olacak…derkeen, sonunda alttaki ikisini seçtim bakalım ama onlardan önce ilk zamanlardan bir performans için buraya da tıklayabilirsiniz.

2006 yılı Suju’nun ödüllere doyamadığı bir yıldı diyebiliriz. Özellikle U single’ı büyük bir başarıya ulaştı ve grubu daha geniş kitlelere tanıttı. Ödülleri tek tek saymayı gereksiz görüyorum, zaten uzun sürer. Gelecek yazılarda da göreceksiniz ki Suju her yıl pek çok ödül töreni ve festivalde sahne almış. İşte alttakiyle başlayın ki grubun ne kadar geliştiğini gelecek yazılarda daha iyi anlayın. Gerçi şöyle de bir gerçek var, Suju üyeleri sosyal yetenekleri ve eğlendirme kabiliyetleri yüzünden de gruba seçilmişlerdir, bu yüzden Suju en çömez döneminde bile sahne performanslarında oldukça başarılıdır ve her daim seyirciyi içine çekmiştir. Özellikle başka grupların da olduğu organizasyonlarda bunu anlamak kolaylaşıyor.

2006 sonlarında ise Suju’nun ilk alt grubu çıktı. Super Junior K.R.Y. Bildiğiniz gibi grup Suju’nun en güçlü sesleri Yesung, Ryeowook ve Kyuhyun’dan oluşuyor. Grubun çıkış parçası “The One I Love”ın klibini paylaşalım o halde. Bu parça aynı zamanda Hyena dizisinin de soundtrack’idir.

Ardından 2007 Şubatında Suju’nun ikinci alt grubu Super Junior T kuruldu. Bu grup geleneksel Kore müziği türünde, yani trot parçalar seslendiriyordu. Açıkçası asla sevmeyeceğime inandığım bir türü bana sevdirmiş bir gruptur. Çok kısa bir süre varlığını sürdürdüğü için de zaman zaman kederlenirim çünkü dünyanın en eğlenceli parçaları ve performansları onlardan gelirdi.

SJT’nin üyeleri ise şöyle; Leeteuk, Heechul, Kangin, Sungmin, Shindong ve Eunhyuk. İlk singleları ise hala eğlenerek dinlediğim Rokuko idi. Bu parçanın ilk performansı Heechul için de comeback kabul edilir çünkü Ağustos 2006’da (yanlış hatırlamıyorsam Donghae’nin babasının cenazesinden dönerken) kaza geçirmiş ve sahnelerden aylarca uzak kalmıştı. Single’dan bahsetmeden önce klibi izleyelim. Her SJT klibi gibi inanılmaz eğlencelidir. Kız kılığındaki Heechul, Hyuk ve Dong atışma ve dövüş sahnesi falan. Of çok şirin, yapamıycam sanırım, durun iki dakka soluklanayım da ben de tekrar izleyeyim.

Rokuko single’ında iki parça daha vardı. First Express (kayıt versiyonu ünlü trotçu Bang Shil Ee ile düet, canlı performansı için tıklayın) ve Don’t Go Away. Bir de tüm parçaların enstrümental versiyonları bulunuyordu. Ertesi sene grubun comeback yapacağı konuşulsa da Super Junior H (sıradaki yazıda bahsedeceğim) çıkış yapan yeni alt grup oldu ve sonrasında Suju T Rokuko’yu “ROCK&GO” adıyla Japonya’da piyasaya sürmek dışında pek bir aktivitede bulunmadı. Gerçi single beklenenin üstünde bir başarıya da ulaşmıştı. SJT sonrasında varlığını Super Show’lar ile sürdürdü.

O halde bu yazıyı neşeli neşeli Suju T performansları ile sonlandıralım. İlk olarak grubun Super Show 2 performansı öncesi yayınlanan video ile başlıyorum. Asla sıkılmayacağım, çok eğlenceli bir video bu. Eski dövüş filmleri havasını da seviyorum. İzleyin valla çok komik.

Yine çok sevdiğim bir parça. SJT’den Superman. Bu Şuppomen bizim cool Şuppomen’den farklı. (Cool Şuppomen ile yine bir Suju parçası kast edilmektedir) Bu parçanın sözleri de absürdlükte tavan yapmıştır. % 100 Spandex 😀 Of çok gülüyorum bu şarkıya.

Ve tabi ki Rokuko (Rokkugo).

Gelecek yazılarda Suju’nun önce hırçın delikanlılar olarak sahalara dönmesini, ardından en büyük hitleri ile Asya dışındaki ülkeler tarafından da fark edilmeye başlanmasını, sonrasında “Seksi imaj böyle olur” demelerini ve daha pek çok maceralarını okuyacaksınız. Benden ayrılmayın:)