Reply 1997

Yoon Jae-Hak Chan-Sung Jae-Shi Won-Yoo Jung-Joon Hee

Şurda 80’lerin sonunda 90’ların başında doğan ve 90ları yaşayabilen kaç kişi kaldık ki? Bir zamanlar yeni nesil idik, kanımız kaynar idi ama şimdi biz de yeni gelen neslin anlamadığı nostaljik bir dile sahibiz kendimizce. İşte o neslin daha çok değerini anlayacağını düşündüğüm bir dizi Reply 1997.

İnternete bağlanırken çıkan o sesi bir kez bile duyduysanız, anneniz telefonla konuşacak diye internet bağlantınız kesildiyse, chat odalarında saçma sapan insanlarla muhabbet etmişliğiniz varsa, sevdiğiniz sanatçının kasedini çıkar çıkmaz aldıysanız, taklit kıyafetler giydiyseniz bu dizi sizin için daha çok şey ifade edecek.

Dizide sadece geçmişimi değil, bugünümü de buldum. Başroldeki şirin mi şirin Shi Won çılgın bir H.O.T fanı olunca, Kpop fan savaşlarından, fanficlere bir dolu tanıdık geyik de keyiflenmemi sağladı haliyle.

Biraz da konudan bahsedersek.

Adından anlayacağınız gibi 1997 yılının Kore’sine yolculuğa çıkıyoruz. Busan benim sevimli aksanıyla sempati duyduğum bir şehirdi, bu diziden sonra taşınıp o şirin insanların içine kaynayasım geldi, gerçi 1990lar Busan’ına gidersem çok daha iyi olur.

Busan’da bir lise, bu lisede bir grup arkadaş ve onların eğlenceli maceraları… Bu dizinin konusunun özeti ve macera derken aklınıza çok da çılgınca ve gerçek dışı şeyler gelmesin, Reply 1997 oldukça samimi ve gerçekçi bir dizi.

Bahsettiğimiz arkadaş grubunda kundaktan bugünlere beraber gelmiş bir ikili var ki, tanımamak yazık olur. Shi Won başta bahsettiğim H.O.T fanı; rahat, dobra ve harbi bir kız. Beraber büyüdüğü en yakın arkadaşı Yoon Jae ise inek gibi görünmemesine ve hayatın tadını çıkarmayı bilmesine rağmen okulda başarılı bir öğrenci. Yoon Jae ailesini küçük yaşta kaybetmiş. Kaybettiği anne ve babası Shi Won’un ailesiyle yakın arkadaş olduğu için de onlar tarafından büyütülmüş. Yoon Jae onların gerçek oğlu gibi ve neredeyse aynı evde yaşıyor gibiler. Bu yüzden ilk başta Yoon Jae ve Shi Won’u kardeş sanma gafletine düştüm.

Dizide bir de “How I Met Your Mother” tarzında flashback-flashforward durumları var. Kah 2012 yılındayız, kah 1997’e ışınlanıyoruz. Dizi geçmişe giderken sadece 1997 yılını anlatmıyor, 1998, 1999 şeklinde bugünlere dek geliyoruz.

Şimdi dizideki karakterlere değinelim biraz. Shi Won ve Yoon Jae’den bahsettik. Yalnız iş onlarla bitmiyor. Shi Won’un en yakın arkadaşı Yoo Jung en az onun kadar fangirl. Yalnız Yoo Jung H.O.T ve Sechs Kies grupları arasında gel git yaşıyor, bu yüzden sadık bir H.O.T hayranı olan Shi Won ile sorun yaşıyorlar haliyle.

Dizide en sevdiğim karakterlerden bir diğeri de Infinite grubundan tanıdığımız Hoya’nın canlandırdığı Joon Hee. Joon Hee çok hassas ve düşünceli bir karakter ve hem kızlarla hem de erkeklerle çok iyi anlaşıyor. Aynı zamanda başkalarının mutluluğu için uğraşan ve aşkını yıllarca içinde yaşayan bir karakter.

Gruba sonradan dahil olan Hak Chan da orijinal karakterlerden biri. Hak Chan okula sonradan geliyor ve Seul’den geldiği, zengin bir ailenin oğlu olduğu için havalı bir giriş yapıyor. Ancak bir sorun var. Hak Chan’ın kadınlarla tek münasebeti yetişkinlere yönelik filmler (ne olduğunu anladınız) vesilesiyle olduğundan gerçekte onların yanında pek rahat değil. Yine de Yoo Jung ile yakınlaşmaları kaçınılmaz oluyor. Hak Chan sürekli Sechs Kies grubundan Eun Ji Won’a benzetiliyor ve bunun üzerinden pek çok geyik dönüyor. İronik olansa bu karakteri canlandıranın gerçekten 90ların sonlarında patlayan Sechs Kies’dan Eun Ji Won olması.

Son olarak grubun “Bu da mı gol değil?” kontenjanını temsilen Sung Jae var. Sung Jae bir türlü istediği aşkı bulamıyor. Gerçi istediği aşk mı ondan pek emin değilim.

Dizide çok hafif de olsa bir “bromance” durumu olduğunu da not düşelim.

İşte bu grubun 90lardan bugüne gelen maceralarını keyifle izliyoruz. Tabi çok sevimli bir aşk hikayesi olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Son ana dek belirsizliğini korusa da, çok sıcak, sevimli ve masum bir aşk hikayesi var dizide, yani, tabi bir noktaya kadar masum. Bu noktada Yoon Jae’nin abisi Tae Woong da önemli karakterlerden biri haline geliyor.

Kpop kültürü hakkında içeriden bilgi almak için de dizi biçilmiş kaftan. Bir TV programında Super Junior’dan Eunhyuk orta okulda Junsu (JYJ) ile H.O.T fanı olmalarından bahsetmişti. Sınıf arkadaşları dalga geçince çok sinirleniyor ve grubu savunmak için işi kavgaya kadar götürüyorlarmış. Sonunda ikisi de H.O.T’nin şirketi SM’e girmeyi başarınca yaşadıkları mutluluğu hayal etmek zor değil. İşte dizide de Shi Won böyle bir karakter, sevdiği müzik grubunu gerekirse kanını akıtarak(!) savunuyor. Evet, gerçekten kan döküyor.

Günümüzde hala yaşadığımız fan savaşları da o zamanlardan başlamış. Zamanın popüler grupları H.O.T ve Sechs Kies fanları sürekli bir çatışma içinde, şimdinin ELF ve VIP’si gibi…

En çok güldüğüm ise, fanfiction geyiği oldu. Ff yazmayı da okumayı da seven biri olarak Shi Won’un ff yazdığı kısımlarda çok eğlendim.

Aslında dizide anlatılacak çok detay var. Mesela Shi Won’un anne ve babası da dizinin eğlenceli karakterlerinden. Shi Won’un klasik bir ergen olarak babası ile yaşadığı çatışmalar, anne-baba kavgalarının üzerindeki etkisi, ailesi ile çatışsa da zor anlarda onlara sıkıca tutunması vb. pek çok detay var.

Ancak hepsinden öte beni çeken yaşattığı nostalji oldu, kasetlerden CDlere, walkman’lerden, discmanlare geçiş, VCR, 90lara has kıyafetler, yavaş internet geyikleri, ilk devasa cep telefonları, sanal bebekler şeklinde sürer gider bu nostalji…

Kısacası Reply 1997 bence Gaksital (umarım bir gün onu da yazacağım) ile beraber bu yılın en izlenesi Kdramalarından bence. Samimi, gerçekçi ve eğlenceli bir dizi.

Bugüne dek pek çok kişiye tavsiye ettim, hala izlemeyenlere de şiddetle tavsiye edilir.

Reklamlar

Yine Karman Çorman Birşeyler

Taslaklarımı hayata geçirip, belli bir konu üzerine yoğunlaşan yazılar yazmaktansa böyle ortaya karışık şeyler yazmayı tercih ediyorum. Bu yazı da böyle dizi, müzik falan karışık olacak. Böyle bağlantısız şeylerden bahsetmek daha kolayıma geliyor, tembelim çok biliyorum. Cümlelerim de düşük. Düşündüm de, neden blog yazıyorum ki?

Şu aralar sanırım Kdrama alemine döndüm, bir de bir kaç gün izledikten sonra ilgimi kaybetmesem iyi olacak. Big ve I Do I Do izliyorum ama onlardan değil de, üzerimde nedense daha çok etki bırakan ve böyle olmasını hiç beklemediğim iki diziden bahsedeceğim. İlki altta resmini gördüğünüz A Gentleman’s Dignity.

Bu diziye artık acuşşi olan Jang Dong Gun için başladım aslında. Zamanında kendisini yaşlı bulup, beğenmeyenlere karşı canla başla savunmuşluğum da vardır. Bu diziyle beraber görüyorum ki herkes yola gelmiş, olgun erkek çekiciliğine kaptırmış kendini.

A Gentleman’s Dignity, 40 yaşını aşmış dört arkadaşın hayat hikayesi aslında. Bu tür dizilere Kore’den ziyade Amerika’da rastlıyoruz, bu yüzden kdrama alemine biraz yabancı ve yine bu sebepten hayli orijinal bulduğum bir dizi-daha doğrusu kdrama kalıpları içinde özgün bir yerde. İzleyen olduysa “Big Shots” diye bir Amerikan dizisi vardı, ona hayli benziyor ya da “Sex and the City”nin erkek versiyonu denebilir.

Müzikleri ve senaryosu ile kendine çeken bir dizi. Üstelik izlerken sürekli “Aman başrol çıksın, havamızı bulalım.” demediğimi fark ettim, yan karakterlere de kaptırıp gidiyorsunuz bir süre sonra.

Dizinin en sevdiğim yanlarından biri de her bölümün başında bizim dörtlünün dizinin son kaldığı yer ve zamanla bağlantısız kısa bir macerasının verilmesi. O kısımlarda çok eğleniyorum.

Jang Don Gun içinse ne denebilir ki? Boşuna Kore’nin en iyi oyuncularından değil adam. Özellikle bakışları eritmelik diyorum ve cool görünmesine karşın çok eğlenceli bir karakter olduğu uyarısını yapıyorum.

Kısacası tavsiyedir, izleyin izletin.

Bir diğer tavsiyem de Queen In Hyun’s Man. Tarihle bugünü birleştirmek yeni kdrama trendi malumunuz. Rooftop Prince ve Lee Min Ho’nun yeni başlayacak dizisi haricinde, QIHM de bu yolun yolcusu.

Sanırım bu diziyi sevmemde en büyük etken yeni yüzler görmem oldu. Yoo In Na kızımızı yan rollerde izlemişliğimiz çok ancak diğer oyuncuların çoğu benim için yeniydi ve bu değişiklik iyi geldi.

Başrol oyuncularının kimyasını seviyorum. Belki gerçekte de sevgili olmaları bunda etkilidir, bilemedim. Ancak çok sevimli bir çift olmuşlar.

Bugünle geçmiş arasındaki gel-gitler de oldukça başarılı. İki taraftaki olayları da elinizde olmadan merak ediyorsunuz, bu da diziye daha çok bağlıyor.

Diziyi yarıladım, henüz bitirmedim ancak yine de tavsiye ediyorum.

Tavsiyede hızımı alamayıp müzik mecrasına geçiyorum o halde.

Indie pek dinlemiyorum, açıkçası çok dinlemek beni sıkıyor ama her daim benim için çok kıymetli bir K-indie grubu var, MOT. Close da mutlaka dinlenmesi gereken parçalarından biri. Orda, burda hikayelerde bahsetmişliğim var ama blogda kısa da olsa bahsetmezsem olmazdı.

TVXQ, hep sevdim ve seveceğim ama son yıllarda hiçbir şarkısına buna sardığım kadar sarmamıştım.  Yeni Japonca singleları olan  Android’e bayılıyorum. (Videonun tamamı veya single çıkmadığından ancak bu kadar ama bu radyodan çekme versiyonu bile yeter bence.)

Eski Suju üyesi Hangeng Çin’de müzik hayatını sürdürüyor. Son parçası Wild Cursive de favorilerimden oldu şu ara.

Bigbang’den Still Alive. Bu şarkı ilk çıktığında neden kısa versiyon diye isyan etmiştim, neyse ki yeni gelen albümde tam halini dinleyebildik.

Boyfriend hep itici bulduğum ve şarkılarını dinlemeye bile tenezzül etmediğim bir gruptu, artık sevdiğim bir parçaları var ve bir şans vermeye karar verdim kendilerine. Son çıkış parçaları Love Style’ı severek dinliyorum.

Bir de yakında çok sevdiğim iki grup Suju ve B2ST sahalara döneceğinden pek mutluyum, Suju’nun teaser fotoğrafları çıkmaya başladı.

Yapacak birşey yok, adamlar güzel, olay da bu zaten, “Güzel Adamlar”. Siz de aynalara küstüğünüzle kalın bakalım.