2011 KimSu Kpop Ödülleri

Madem 2011’e elveda dedik ve bu geçen yıl benim çok fazla kpopla haşır neşir olduğum bir yıl oldu, ben de paşa gönlümce ödüller dağıtmaya karar verdim. Bakalım 2011’de en çok neleri sevmişim.

En İyi Grup-Super Junior

Yılın en çok çalışan- aslında tüm zamanların en çok çalışan- kpop grubu olarak Suju bu ödülü sonuna dek hak ediyor. 2011 Super Junior M ile başladı aslında. Biliyorsunuz Suju’dan 6 elemana 2 de Çinli üyenin katılımıyla oluşturulmuş bu grup, Suju’nun Çin’deki aktivitelerini sürdürüyor ve Çince şarkılar icra ediyor. Suju’nun Çin ayağı 2011 başlarında aylarca ülkelerinden ayrı Perfection‘ın tanıtımını yaptılar, hatta Donghae ve Siwon Skip Beat dramasını çektiklerinden daha uzun süre oralardaydılar.

Yılın ikinci yarısı grubun tüm aktivitelerinin yanında, yeni albüm hazırlıklarıyla geçti ve Ağustos ayında Suju şu performans ile dönüş yaptı. Mr Simple herkesin diline dolandı ve hala aynı dönemin içindeyiz. Yurtdışı başarıları, ödüller, konserler de cabası. Daha sonra gelen A-Cha ve Eunhyuk ve Donghae ortak çalışması Oppa Oppa‘dan bahsetmiyorum bile.

Yılın Pop Albümü- Beast-Fiction and Fact

Mayıs ayında Beast grubu ilk stüdyo albümlerini çıkardı. Grubun daha önceki mini albümlerinin aksine slow parçalardan oluşan bu albüm çok beğenildi. Şahsen ben de dinlediğim anda Fiction‘a bayıldım ve sonrasında bütün albümü dinledikçe daha da sevdim. Mayıs’tan beri de bıkmadan dinliyorum. Belki de en uzun soluklu kpop albümü maceram oldu. Bu yüzden bu şahane albümü tavsiye etmekten başka çarem yok. Bir On Rainy Days, Lightless ya da The Fact dinlemeden olmaz.

Yılın Rap Albümü- Tablo-Fever’s End

Tablo Kore rap aleminin iddialı isimlerinden ve uzun zamandır yeni bir çalışması olmamıştı. İki parça halinde yayınlanan ve başarılı pek çok düet içeren Fever’s End satışa sunulduğu anda çok beğenildi. Şahsen ben de Tablo’nun ses tonunu, tarzını sevmenin yanında şarkılarının altyapılarına bayılıyorum. Airbag, Tomorrow ve Bad albümden en çok öne çıkanlar oldu. Bu parçalarla başlarsanız zaten gerisi geliyor.

Yılın Küllerinden Doğanı- Bigbang

Evet yeryüzünde böyle bir ödül kategorisi kullanan tek kişiyim sanırım. Bigbang bu yıl neler yaptı bakalım. Zaten geçen yılın sonunda GD ve T.O.P düet albümleriyle başarılı olmuşlardı ancak Bigbang bahara doğru Tonight ile dönüş yaptı, hemen ardından Love Song ile damgasını vurdu. Ancak şu yazımda uzun uzadıya anlattığım gibi şanssızlıklar grubun yakasını bırakmadı. Yine de grup MTV Müzik ödüllerinde şöyle bir başarı yakaladı ve deyim yerindeyse küllerinden doğdu, tekrar beş kişi olarak hayranların yüreğine su serpti.

Yılın Diyar Diyar Gezeni- SHINee

Bu yıl ne yazık ki SHINee hayranları gruptan yeni şarkılar duyamadılar, TVde çok az görebildiler. Kısacası biz Shawol’lar için zor bir yıldı. Grup neredeyse bütün yılı Japonya promosyonlarıyla geçirdi. Korecesini severek dinlediğimiz Replay, Juliette, Lucifer gibi parçaları bir de Japonca seslendirdi, en sonunda ilk Japonca albümlerini de çıkardılar. Arada İngiltere’den Fransa’ya oradan Amerika’ya dolaşıp durdular. Yorucu bir yıldı ve ayaklarının tozu silinmeden yeni maceralara yelken açtılar. Bu yüzden ödülü hak ettiler. Bu arada grubun çok yakında dönüş yapacağı resmen onaylandı diyelim de Shawol’lar sevinsin.

Yılın En Yılmayanı-JYJ

Kim olabilir ki başka? Biliyorsunuz bir zamanlar TVXQ beş kişilik bir gruptu, sonra gruptan üç üye bağlı oldukları şirkete dava açarak, gruptan ayrıldılar ve JYJ’i oluşturdular. Peki sonra ne oldu? Eski şirketleri SM Kore medyası ve pop dünyasını yönlendiren şirket olduğundan grup TV kanallarına çıkamaz oldu. Çıkacakları programlar, organizasyonlar son anda iptal edildi ve hayranların sabrı neredeyse her gün sınandı. Ancak JYJ yılmadı, bir an bile mücadeleyi bırakmadı. Yeni albümleri ile döndüklerinde In Heaven ve Get Out gibi parçalarla büyük başarı yakaladılar. Yurt içinde ve dışında çok başarılı performanslar sergilediler. Bir gün özgürce izleyebilmemiz dileğiyle.

Yılın Kız Grubu – 2NE1 ve T-ARA

Bu iki grubu ödüle layık gördüm. Bence yılın en çok çalışan, en hit parçalara imza atan ve en fenomen olan grupları oldular. 2NE1’dan I’m the Best ya da T-ARA’dan Roly Poly dinlemediyseniz, geçen yılı tam bitirmiş sayılmazsınız, eksiklerinizi kapatın. Biz kızlar pek kız gruplarını sevmesek de, dinlemeye değer olanlar da var.

Yılın En Cool Koreografisi- Beast-Fiction

Beast’i yukarda övgülere boğdum ama yetti mi, hayır. Malum kpop deyip de danstan bahsetmemek olmaz. Beast Fiction parçasının sadece kendisiyle değil, dansı ile de iddialıydı. Bence yılın en orijinal ve cool koreografisine de imza atmış oldular. O dönem yatıp kalkıp, tüm performansları izlememe karşın, hala açıp baktığımda aynı keyifle izliyorum. Nakarat kısmını özellikle pek erkeksi buluyor ve yakıştırıyorum. Buyrun, izleyin, hak verin.

Yılın En Gaz Koreografisi- Super Junior-Mr. Simple

Başka söze gerek var mı? Eğer bu yıl SHINee de çıkış yapsaydı oturur bir düşünürdüm, ancak düşünmeye ne gerek var? Mr. Simple dansını görüp ve gözlerini ayırabilecek biri var mıdır? Zamanında Sorry Sorry ve Bonamana gibi iki şahane ve gaz koreografiye imza atmış bir gruptan başka türlüsü beklenmezdi.

Yılın Videosu- Bigbang-Love Song

Bu video ilk yayınlandığı gün Youtube’da en çok izlenenlerden olmuştu, nedeni basit. Şarkı bize aylarca kendini dinletti, o çok ayrı mevzu ancak video da yabana atılır cinsten değil. Renkleri, atmosferi ve parçayla uyumuna bakarsak 10 üzerinden 10 verebilir ve rahatlıkla yılın videosu seçebiliriz.

Yılın En Çok Kendini Geliştireni- MBLAQ

Bir hayranları olarak bu yazıyı onlarsız tamamlamam mümkün değil, üstelik hak ettikleri bir ödülü onurla sunuyorum kendilerine. Grupla ilgili şöyle bir tanıtım yazısı yazmıştım zamanında. Bu yıl yerini sağlamlaştırıp, acemiliği üstünden atanlardan oldu MBLAQ. Yılın hemen başında Cry ve Stay gibi hitler çıkardılar, ardından Japonca single çıkardılar, Your Luv. Yazın tekrar ülkelerine dönüp Mona Lisa‘yı bütün yaz bize söylettiler. Sonra tekrar Japonca bir parça, Baby U. Ben yazarken yoruldum, sadece bir yılda bu kadar işi nasıl becerdiler şaşıyorum. Üstelik grup yepyeni bir parça ile dönüş yapacağını duyurdu yakınlarda. Sabırsızlıkla bekliyoruz.

Yılın Umut Vaadeden ve Şaşırtanları- U-Kiss ve Infinite

U-Kiss belki sizi değil ama beni şaşırttı. Uzaktan uzağa pek hoşlanmadığım sadece bir üyesine sempati beslediğim bu grup yazın gelen Neverland ile kendini bana uzun süre dinletti. Bununla da yetinmedi son zamanlarda Japonca parçaları Tick Tack ile dinletmeye devam ediyor. Eski parçalarına el atmanın vakti gelmiş o halde. Infinite’in dünyama girmesi ise  Be Mine ile oldu. O zamana dek pek haberim yoktu ama bu parçadan sonra tanımaya değer olduklarını düşünmeye başladım.

Benden bu kadar, siz de yorumlarınızda kendi tercihlerinizi yazarsanız pek şukela olur. Sevgiler.

Hong Kong Sinemasından Tanımanız Gereken Aktörler

Artık neyi listeleyeceğimi şaşırıp saçmalıyor muyum acaba?

Bilen bilir Hong Kong ve Çin sineması benim için başka yerdedir. Hong Kong filmlerini etkili kılan senaryonun yanında belki ondan da öte yönetmenleri ve başarılı oyuncularıdır. Yönetmenlerden az biraz şu yazıda bahsettim. Şimdi ise oyunculardan bahsedeceğim. Buyrunuz en sevdiklerim.

Tony Leung Chia Wai

İşte benim için bir numaralı, aşmış oyuncu budur. Hatta tüm Asya’dan çıkmış oyuncular içinde rahatlıkla bir numaraya koyabilirim, o kadar seviyorum. İnanılmaz bir havası var bu adamın, o kadar yetenekli ki nefret edilen bir karakteri oynadığında bile empati kurdurabiliyor. Üstelik sağlam bir filmografisi var ve öyle iyi isimlerle çalışmış ki hangi filmine el atsanız hayal kırıklığının zerresini yaşamadan tamamlayabiliyorsunuz. Her hareketi, mimiği, her kelimesini o karakter olarak kuruyor, zaten oyunculuğu sevme nedeni de normalde ifade edemediklerini etmesine ve içinde tutmak istediği hislerini dışa vurmasına yardım etmesi. Robert De Niro bile hayranlarındandır, düşünün. Kendi gibi oyuncu olan Carina Lau ile uzun beraberliklerini 2008’den beri evli olarak sürdürmekteler, beraber 7 filmde  rol almışlıkları var. Şu kategoriden bazı Tony filmleri hakkındaki yazılarıma ulaşabilirsiniz ki mutlaka bakın ve Tony’i tanıyın. Chungking Express’teki polis memuru ya da In the Mood For Love’daki Chow karakteri onsuz çok anlamsız olurdu.

Chow Yun Fat

İşte uzak doğuya uzak olduğum zamanlarda bile adını ezberlediklerimden. Yıllar önce Anna and The King’de izlemiş ve bayılmıştık. Bu filmde sert görünen ama iyi kalpli birini oynadığından mıdır nedir hep içimde sıcak duygular olmuştur bu adama karşı, kötü bir rolde oynasa bile inanmam, o derece. Sayısız kaliteli filmde rol almıştır, hem Hollywood hem de Hong Kong sinemasına büyük katkıları olmuştur. En baba oyunculardan biri olarak kabul edilir zaten. Oralarda ne kadar meşhur olduğunu My Girlfriend is a Gumiho’daki Yönetmenimize de sorabilirsiniz çünkü en büyük hayranlarından biridir.

Leslie Cheung

Sadece oyunculuğu değil, sesiyle de Asya’daki gelmiş geçmiş en büyük isimlerden, deyim yerindeyse efsanelerden biri olmuştur Leslie. Olmuştur diyoruz zira 2003’te -47 yaşındayken- intihar edip aramızdan ayrılmıştır ne yazık ki. Kariyerinin başlarında daha çok müzisyen yönüyle iddialıdır. Cantopop’un kurucularından olmasının yanında, dünya çapında son 100 yılın en etkili müzisyenlerinden biri olduğu kabul edilmiştir. Leslie sahne ismini kendisi seçmiştir ve neden seçtiğini şöyle açıklamıştır “Rüzgar Gibi Geçti filmini ve Leslie Howard’ı seviyorum. Bu isim uniseks, hem erkek hem kadın ismi olabilir, bu yüzden sevdim” der. Bu cümleden de anlayacağımız üzere kendisi biseksüeldir. Hatta Tong adlı sevgilisi ile beraberlikleri toplum tarafından da kabul edilmiştir. Leslie sanatçı kişiliğinin yanında oldukça cesur da biriydi. En çok da bu yönüyle toplumun takdirini kazanmış, belki de Çin’deki eşcinsellik algısının değişmesine en büyük katkılardan birini yapmıştır, sadece yaşam tarzıyla değil Farewell My Concubine ve Happy Together gibi filmleriyle de.

Andy Lau

İşte karizmanın vücut bulmuş hali. Ben oyunculuğu ile bağrıma bassam da Leslie gibi Cantopop şarkıcısıdır, aynı zamanda prodüktörlükle de uğraşır bu güzel adam. 50’sini doldurmuş olsa da hala fit vücudu ile pek hoştur. Aynı benim yaptığım gibi çoğunluk onun görünüşüne odaklanıp, idol olarak görse de, Andy oyunculuktaki aşmışlığını pek çok projeyle kanıtlamış, bu listede bulunan diğerleri gibi ödüle doymuştur. 2005’te No.1 Box Office Actor 1985-2005 ödülünü almıştır, son 20 yılda çektiği 108!!! filmle en çok seyirci çeken oyuncu olmuştur yani. Şahsi favorim Infernal Affairs ve House of Flying Daggers’daki halleridir.

Kaneshiro Takeshi

Bazılarınız “O Japon değil mi? Japon ne arar la Çin’de?” diyebilir, hemen açıklamamızı yapalım. Kendisi Çin (Tayvan doğumlu)-Japon kırması ve her melezin güzel olması zorunluğunu kanıtlayanlardan biri. Daha çok Hong Kong sinemasında rastladığımız yüzlerden. Aslında sağlam bir kaç film izlemişseniz mutlaka rastlamış olmalısınız. Japon sineması ve TV’sine daha çok 90ların sonu gibi girmiştir ve hala ağırlıklı olarak Hong Kong, Çin dolaylarındadır. İlk çıktığı zamanlarda kısa bir dönem şarkıcılık da yapmış, sonradan full-time oyuncu olmaya karar vermiştir. İyi de yapmıştır kerata. Unutmadan, güzel adamdır bir de. İki yıl kadar önce şurada da bahsetmiştik güzelliğinden. İzleyin, izletin.

Chang Chen

Ahh ah. Ne siz sorun, ne ben anlatayım a dostlar. Bu güzellik 2046‘da salındığı saniyelik karelerde bile beni ekran başına mıhlamıştır. Happy Together’daki en gizemli karakterdir. Babası da oyuncu olan Chang Chen ilk rolünü yine gerçek babasının oğlu olarak A Brighter Summer Day filminde oynamıştır ki film eleştirmenlerce beğenilmiştir. Ardından çok sayıda filmde rol almıştır. Wong Kar Wai, Ang Lee hatta Koreli üstat Kim Ki Duk gibi büyük isimlerle çalışmıştır. En ödüllü ve oyunculuk anlamında da en çok konuşulan çalışması kuşkusuz Three Times filmidir.

Liu Ye

Güzel yüzlü bu adamı ilk olarak Curse of the Golden Flower’da izlemiştim. Sonrasında başka yapımlarda izledikçe masum yüzünün hayranı oldum. Hem katı, sert karakterleri hem de masum, çocuksu karakterleri şahane canlandıran, her yerinden yetenek akan bir insandır kendisi. Özellikle Lan Yu’daki oyunculuğunu takdirle karşılamıştım, yalnız filmi izlemeye hemen kalkışmadan şu yazıdan ayrıntısını öğrenin zira her izleyiciye hitap etmiyor. Liu Ye ayrıca Fransız bir hatunla evlenmiştir, kendi ülkesinin kızlarını elinin tersiyle itmiştir. Bu magazinel cümleyle de bir Top Ten (ya da Top Seven? pardon onlar Kpopcuydu, daha fazla iğrençleşmeden parantezi kapıyorum) yazımı daha noktalıyorum.

Aslında bu yazının amacı bir yandan “Hong Kong sinemasına el atın” demekti, yine koz olarak erkekleri kullandım haha.

O halde yeni maceralarda görüşmek üzere.