Korece ve Japonca Şarkılardaki Türkçe Sözler

Evet, gözleriniz sizi yanıltmıyor sevgili arkadaşlar. Biz uzak doğuluları seviyoruz, onlara bayılıyoruz ancak onlar da bize karşı boş değiller. Gün geçmiyor ki sürekli Koreli ve Japonları dinleyen kulaklarım yeni ve heyecan verici bir dizeye denk gelmesin, kulağım nasıl denk geliyor, böyle bir deyim var mı bilmiyorum. Tek bildiğim, seviliyoruz arkadaşlar ve bütün dünya Türkçe konuşuyor!!!

Şimdi sizlerle Koreli ve Japonların bize şarkıların içinde verdikleri gizli mesajları paylaşacağım ve gözleriniz yuvalarından fırlarken, “Evet” diyeceksiniz “Evet, yıllarca umutla bugünü bekledim.” Sonunda değdi uzak doğu emekçileri, yaptıklarınız karşılıksız kalmadı! Twitter’da google translate ile yazılan Merhabalar, seni sebiyorumların çok ilerisindeyiz artık.

İlk örnek Bigbang’den. Sürekli dinliyorsunuz belki, Taeyang Sırma su içince de heyecanlandınız, fakat bir an durup, bundan daha fazlası olabileceğini düşündünüz mü? Hayır düşünmediniz ama ben düşündüm ve BB şarkılarındaki titiz araştırmam sonucunda buldum. Tiopişi “Stupid Liar” ile meğer Türklere sesleniyormuş. Alttaki videoda 2.06’da “İyiliğin için” gibi anlamlı bir sözle Türk hayranlarına göz kırpan, selam çakan ve bunun gibi bilimum aktivitede bulunan sevgili TOP, teşekkürler.

Aslında Jpop’u da unutmamak gerek, Kame ve Yamapi yıllar yıllar önce bize çok güzel bir mesaj vermişler bile. Taa 7 yıl önce bile Türkiye’de hayranlarının olabileceğini öngören insanlara ben sadece şapka çıkarırım. Bilmiyorum belki selam durup, her yerlerinden öpebilirim de, kafam karışık. Konuya dönersek, Kame ve Pi, Türk kızlarının tipik özelliği olan kara kaşı adeta bir halk ozanı maharetiyle şarkılarında kullanmışlar. Aynı şarkının ismi ve müziğiyle İspanyol hayranlara da selam göndermesi, Jpop’un yunivörsıllığını göstertiyor. Buyrunuz 1.21’de Yamapi ve Kame “kaşı kara” diyerek bizlere duygu dolu anlar yaşatıyor.

Ahh Atsushi, Atsushikun… Bunu yapmana hiç gerek yoktu. Ben seni zaten seviyorum ama son dönemlerde aklım çok karışık *ellerine bakar* o Koreli maymun çocuk aklımı çok karıştırıyor, ancak bilirsin sen beni… Şarkının daha girişinde bana “ısır beni” demen, tamam kabul ediyorum, pek masum bir itiraf değil, ancak etkilendiğimi inkar edemem. Gerçi bizim kızlar “Bu çocuk senlen ciddi düşünmüyor” dedi ama ben yine de…dur yahu, sana neden çocuk dediler onu hiç sorgulamadım. Neyse. Konuşuruz sonra, öptüm.

Çocuklar, yapmayın bunu. Tamam sizle çok iyi anlaşıyoruz, ben de biraz küfürbaz olduğum için benden etkileniyor olabilirsiniz ama şimdi herkes size küfür öğrettiğimi falan sanacak. Teuk radyoda arkadaşlığımızdan bahsettikten sonra (detaylar şu yazıda), herkes benden bilecek. Ben yabancı birini bulduğu anda “Hestırpezıvenk” tarzı küfür öğreten, terbiyesiz biri değilim. Kyu senin de 0.59’da “sıçarım” dediğini duymamış olayım.

Yalnız Suju mesajı vermekte gecikti, 4 sene kadar önce dongsengleri SHINee atı alıp, Busan’ı geçmişti bile. Daha çıtır günlerinde bile-ki nasılsa hala çıtırlar- bizim veletler abilerine nanik yapıp onlardan önce bir mesajla Türk sevenlerine ulaşmışlar. Onlar da Hallyu dalgasının yurdumuzda şiddetle eseceğini önceden hissetmiş olacaklar ki şarkılarına kısa bir Türkçe söz eklemişler. 0.53’te “İşim yok” diyerek, yurdum gençliğinin umursamaz tavrını, başkaldırışını çok güzel yansıtmışlar. Genç her yerde genç, öyle değil mi kızancıklarım, nunasının gülleri?

Bu belki yine gereksiz yazı dizilerimden birine dönüşebilir ve devamı gelebilir. Şimdilik alttaki efsane ile yazıyı sonlandırmak isterim.

Yine Karman Çorman Birşeyler

Taslaklarımı hayata geçirip, belli bir konu üzerine yoğunlaşan yazılar yazmaktansa böyle ortaya karışık şeyler yazmayı tercih ediyorum. Bu yazı da böyle dizi, müzik falan karışık olacak. Böyle bağlantısız şeylerden bahsetmek daha kolayıma geliyor, tembelim çok biliyorum. Cümlelerim de düşük. Düşündüm de, neden blog yazıyorum ki?

Şu aralar sanırım Kdrama alemine döndüm, bir de bir kaç gün izledikten sonra ilgimi kaybetmesem iyi olacak. Big ve I Do I Do izliyorum ama onlardan değil de, üzerimde nedense daha çok etki bırakan ve böyle olmasını hiç beklemediğim iki diziden bahsedeceğim. İlki altta resmini gördüğünüz A Gentleman’s Dignity.

Bu diziye artık acuşşi olan Jang Dong Gun için başladım aslında. Zamanında kendisini yaşlı bulup, beğenmeyenlere karşı canla başla savunmuşluğum da vardır. Bu diziyle beraber görüyorum ki herkes yola gelmiş, olgun erkek çekiciliğine kaptırmış kendini.

A Gentleman’s Dignity, 40 yaşını aşmış dört arkadaşın hayat hikayesi aslında. Bu tür dizilere Kore’den ziyade Amerika’da rastlıyoruz, bu yüzden kdrama alemine biraz yabancı ve yine bu sebepten hayli orijinal bulduğum bir dizi-daha doğrusu kdrama kalıpları içinde özgün bir yerde. İzleyen olduysa “Big Shots” diye bir Amerikan dizisi vardı, ona hayli benziyor ya da “Sex and the City”nin erkek versiyonu denebilir.

Müzikleri ve senaryosu ile kendine çeken bir dizi. Üstelik izlerken sürekli “Aman başrol çıksın, havamızı bulalım.” demediğimi fark ettim, yan karakterlere de kaptırıp gidiyorsunuz bir süre sonra.

Dizinin en sevdiğim yanlarından biri de her bölümün başında bizim dörtlünün dizinin son kaldığı yer ve zamanla bağlantısız kısa bir macerasının verilmesi. O kısımlarda çok eğleniyorum.

Jang Don Gun içinse ne denebilir ki? Boşuna Kore’nin en iyi oyuncularından değil adam. Özellikle bakışları eritmelik diyorum ve cool görünmesine karşın çok eğlenceli bir karakter olduğu uyarısını yapıyorum.

Kısacası tavsiyedir, izleyin izletin.

Bir diğer tavsiyem de Queen In Hyun’s Man. Tarihle bugünü birleştirmek yeni kdrama trendi malumunuz. Rooftop Prince ve Lee Min Ho’nun yeni başlayacak dizisi haricinde, QIHM de bu yolun yolcusu.

Sanırım bu diziyi sevmemde en büyük etken yeni yüzler görmem oldu. Yoo In Na kızımızı yan rollerde izlemişliğimiz çok ancak diğer oyuncuların çoğu benim için yeniydi ve bu değişiklik iyi geldi.

Başrol oyuncularının kimyasını seviyorum. Belki gerçekte de sevgili olmaları bunda etkilidir, bilemedim. Ancak çok sevimli bir çift olmuşlar.

Bugünle geçmiş arasındaki gel-gitler de oldukça başarılı. İki taraftaki olayları da elinizde olmadan merak ediyorsunuz, bu da diziye daha çok bağlıyor.

Diziyi yarıladım, henüz bitirmedim ancak yine de tavsiye ediyorum.

Tavsiyede hızımı alamayıp müzik mecrasına geçiyorum o halde.

Indie pek dinlemiyorum, açıkçası çok dinlemek beni sıkıyor ama her daim benim için çok kıymetli bir K-indie grubu var, MOT. Close da mutlaka dinlenmesi gereken parçalarından biri. Orda, burda hikayelerde bahsetmişliğim var ama blogda kısa da olsa bahsetmezsem olmazdı.

TVXQ, hep sevdim ve seveceğim ama son yıllarda hiçbir şarkısına buna sardığım kadar sarmamıştım.  Yeni Japonca singleları olan  Android’e bayılıyorum. (Videonun tamamı veya single çıkmadığından ancak bu kadar ama bu radyodan çekme versiyonu bile yeter bence.)

Eski Suju üyesi Hangeng Çin’de müzik hayatını sürdürüyor. Son parçası Wild Cursive de favorilerimden oldu şu ara.

Bigbang’den Still Alive. Bu şarkı ilk çıktığında neden kısa versiyon diye isyan etmiştim, neyse ki yeni gelen albümde tam halini dinleyebildik.

Boyfriend hep itici bulduğum ve şarkılarını dinlemeye bile tenezzül etmediğim bir gruptu, artık sevdiğim bir parçaları var ve bir şans vermeye karar verdim kendilerine. Son çıkış parçaları Love Style’ı severek dinliyorum.

Bir de yakında çok sevdiğim iki grup Suju ve B2ST sahalara döneceğinden pek mutluyum, Suju’nun teaser fotoğrafları çıkmaya başladı.

Yapacak birşey yok, adamlar güzel, olay da bu zaten, “Güzel Adamlar”. Siz de aynalara küstüğünüzle kalın bakalım.