Juui Dolittle

Biri “Japon erkeklerinin yakışıklı olduğunu ne zaman fark ettin Kimbapsushi?” diye soracak olsa (niye sorsun ama tut ki sordu), koltuğumda arkama yaslanıp kendimden emin bir ifade ile şu cevabı verirdim “Haha evlat, önce Bi Mong’da Odagiri Joe ardından Hana Kimi’de Oguri Shun‘u izlemem hayatımda yepyeni bir sayfa açtı, sen de denemelisin” , ardından bir sigara yakıp uzaklara dalardım. Evet tüm Japonların kısa boylu, ince sesli, gözlüklü teknoloji manyakları olduğu yanılgısından kurtulmamı öncelikle bu 2 adama borçluyum, Hana Kimi’yi ilk izlediğimde Shun beni ergenliğime geri postalamıştı, şimdi daha sakin ve olgun bir tavırla kendisini kadim bir dostum bir nev-i ex aşkım gibi görüyor, uzaktan izliyorum. Ancak hala dramacrazy’de turlarken yeni bir dramasını görmek beni heyecanlandırabiliyor. Üstelik aynı dramada Inoue Mao (bizim Makino işte yahu) da olursa ben o diziye balıklama atlamam da ne yaparım.

İkisini Hana Yori Dango’da izlemiştik malumunuz. Yakıştırmıştım da hani, gerçi Domyouji ve Makino’nun inkar edilemez kimyasına teslim oldum zamanla, olmadım değil. Ama hep içimde ukteydi şöyle ikisinden bir esas çift olması, tabi bu dizide de olur mu o meçhul (zira bu bir jdrama) ama umut var yine de. Dizinin konusuna girmeden şu gereksiz muhabbeti biraz daha uzatayım. Oguri’nin aslında 1 yıldır falan filmini bekliyorum, ilk yönetmenlik deneyimi olan Surely Someday’i. Orda da Mao’nun küçük bir rolü var, bilginize. İyi arkadaşlar zannımca^^

Mevzu Nedir?

Dolittle bir yerlerden tanıdık gelmiş olmalı. Ama hayır tahmin ettiğiniz gibi hayvanlarla konuşmaca gibi bir durum yok dramamızda. Aslında bu Oguri Shun’un canlandırdığı Tottori Sensei’nin (Tottori Kenichi) lakabı, zira hayvanların derdini anlamayı pek bir beceriyor. Kendisi çok yetenekli olsa da biraz aksi, sivri dilli, paragöz bir veteriner. Kendi küçük kliniğinde hayvanlarla ilgileniyor. Aslında çok para istemesinin sebebi de genelde zor operasyonların başına kalması. Bir diğer nedeni de hayvanları insanlarla eşdeğer görmesi ve insan sağlığı için verilen paranın hayvanlar için de gözden çıkarılması gerektiğini düşünmesi. Tabi bir de mottosu “pet care means business” var^^

Kendisinin bir de okuldan arkadaşı Masaru var, yine pek sevilen ve diğer başroller gibi her taşın altından çıkan Narimiya Hiroki tarafından canlandırılıyor. Hanabishi Masaru ünlü, televizyona da çıkan bir veteriner, kullandığı yöntemler ve mesleğine bakış açısı olarak da Kenichi’nin zıttı. Emin olmadığı işe girmiyor, ölüm riski yüksekse hiç kendini yormuyor. Hatta bazen kendi bakamayacağı hastaları Kenichi’ye gönderebiliyor. Yine de zamanla görünüşe göre aralarında bir rekabet ortaya çıkacak. Bunda bir aşk üçgeninin de etkisi olabilir^^

Eh aşk üçgenlerine girince esas kızdan da bahsetmek gerek. Tajima Asuka(Inoue Mao) aslında atını iyileştirmesi için Dolittle’ın kliniğinde buluyor kendini, ama bir şekilde asistanı oluveriyor. Tottori başta Asuka’yı pek saf ve çocuksu bulsa da zamanla kanının kaynayacağı aşikar. Dolittle ve yardımcısı tabi sadece hayvanlara değil bir yandan sahiplerine de yardım eder oluyorlar. Bunun dışında dizinin hayvan haklarını da ele alacağı ortada.

İlk İzlenimler


Ben ancak 2 bölüm izledim, başka diziye başlayınca yarım kaldı. Aslında yayınlanmış 6 bölüm var bu arada ki zaten 9 bölüm olur tahminen. Ben gayet sevdim diziyi ama çok az izlediğimden hastası oldum diyemem. Çok “ekşın”lı olmasa da izlerken sıkmıyor kesinlikle. Hatta hayvanları çok seven, bu konuda hassas biri olduğum için duygulandığım, içime dokunan yerler oldu, şaşırdım kendime. Dizinin sürekli konusunun yanında her bölüm ortaya yeni bir mesele atılıyor. Mesela hasta bir yunus varsa o bölüm o yunus ve sahibinin hikayesinin yanı sıra genel olarak o türle ilgili de bilgileniyoruz yada yapılan yanlışları öğreniyoruz.

Ancak diziden bolca aşk yada bolca komedi beklemeyin, ikisinin arasında en azından şimdilik sakin bir dizi. Türden hoşlananlara tavsiyedir. Bitirince belki kısa bir yorum yazısı geçebilirim “Bayıldım” yada “Berbat izlemeyin” temalı, ama şimdilik Oguri+Mao yetiyor bana^^

İzlenesi Şeyler -1 (Japon Dizileri)

Şimdiii, bazı diziler var ki şu blogu açtım açalı haklarında bir şeyler yazmak istiyorum. Ancak maalesef ki bırak şöyle okkalı bir tanıtım veya eleştiri yazısı patlatmayı iki kelam bile edemedim onlarla ilgili. Allah’tan bazılarını başka blogcu arkadaşlarım tanıttılar, eh o zaman dedim ki ben kısaca en azından bir kaçından bahsederim, izleyen izler anasını satiim. Bir de şu var ki eğer ben o diziyi izleyeli uzun zaman olmuşsa tekrar izlemeden bir şeyler yazamıyorum. O yüzden de bir türlü yazamadım. Neyse ilk yazımda Japon dizileriyle başlıyorum, devamı gelecek, hadi bakalım 🙂

Mei Chan No Shitsuji- Mei Chan’ın Uşağı

Şimdii bu dramamız adından da anlaşılacağı gibi bir japon dizisidir, yani doramadır. İlk izlediklerimdendi kendisi, sanırım geçen yazın sonlarında izlemiştim. Öncelikle dizi klasik japon dizilerinden, yani anime havası taşıyan ve bu tür – ancak bir animede görebileceğimiz türde yani- sahneler barındırdığını belirtmek gerek. Konumuza gelirsek, yine Japonya’nın zengin ailelerinin çocuklarının okuduğu, süper lüks bir okul var elimizde. Bu okulun tabi ki diğerlerinden bir farkı var, burda sadece kızlar okuyor ve onlara birer uşak eşlik ediyor. Dizi öncelikle bu açıdan karın doyuruyor, özellikle kızlar için diyorum bunu. Çünkü ortada bir ton yakışıklı uşak görünce şahsen ben “Ah keşke öyle bir yer olsa” şeklinde anında hayaller alemine yelken açmıştım. Esas kızımız (isimlerini hatırlayamıcam artık) ise fakir bir ailenin kızı olduğunu sansa da öyle olmadığını öğreniyor (yok sandığınız gibi başka bir ailenin kızı çıkmıyor, izleyin görün) ve kendini yanında uşakların en bir yakışıklısıyla bu okulda buluveriyor. Kızımızın tomboy(erkek fatma)  tipinde olduğunu ekleyelim ama burda gender bender mevzusunun zerresi yok, suyu çıkarılmıyor yani korkmayın.

Benim düşüncelerime gelirsek izleme sebeplerimden ilki Mizushima Hiro’ydu itiraf ediyorum utanarak. Tabi onun haricinde de dizi tanıdık yüzlerle dolu. Hele Hana Kimi’yi izleyenler hiç yabancılık çekmeyecekler çünkü pek çok bildik yüz var ordan. Misal orda tam bir şebek olan Oscar, burda çapkın ve gayet “taş” bir uşağı canlandırıyor. İzlemesi zevkli, Japon dizileri hem süre olarak kısa hem de bölüm olarak az olduklarından hiç sıkılmadan izlemiştim, belki en üst sıralarda değil kişisel listemde ama dorama severler için kesinlikle izlenesi bir dizi olduğunu rahatça söyleyebilirim. Oldukça güldüren yerler var, entrika var, heyecan var, aşk var, bolca sadakat var, var da var. Tekrar hatırlatayım ki bu bir Japon dizisi o yüzden manga havasında karakterlere ve sıradışı olaylara da hazır olun 🙂 Dizinin soundtrack’i de tam ağzıma layık parçalarla doludur, özellikle pek sevgili Hiro’muzun kahramanlık yaptığı, lady’sini savunduğu sahnelerde çalan aşağıdaki parçayı ayrı severim(aşağıya eklenmiştir). İzlemek isteyenler için şurda Türkçe’si, şurda İngilizcesi mevcut, ancak görüntü kalitesi konusunda söz veremiycem.

Hana Yori Dango ve Boys Over Flowers

Bu iki dizi aynı mangadan uyarlanmıştır, ilki 2 sezonluk ve bir de filmi bulunan Japon versiyonu, 2. ise tek sezonluk Kore versiyonudur. İkisini de izleyeli çok uzun zaman oldu, o yüzden çok istesem de bir türlü yazasım gelmedi. Bir de 2 arkadaşım ikisini karşılaştıran çok güzel yazılar yazınca, bu dizilerle ilgili yorum yapma arzumu onların yazıları sayesinde tatmin ettim. Bu yazının sonunda linkleri bulabilirsiniz.

 

Dizilere dönersek önce Kore versiyonunu izlememe rağmen sonradan izlediğim Japon versiyonunu (ki daha önce çekilmiştir Kore versiyonundan) daha çok beğenmiştim. Şu aralar ablama izletirken tekrar izliyor ve bu kararımdan emin oluyorum. Neden daha çok beğendiğime gelirsek kısaca Japon v.da karakter işlenişi daha başarılı, burdaki esas oğlan Domyouji’nin aşkı daha inandırıcı geldi bana. Yani Japon versiyonundaki çift bana daha inandırıcı geldi, onları birbirine daha çok yakıştırdım ve rollerini daha iyi oynadıklarına inanıyorum. Zaten onları ne kadar beğendiğimi şu yazıda dile getirmiştim.  Koredeki özellikle esas kız beni kendisinden öyle bir iğrendirmişti ki bir daha onun oynadığı bir diziyi izlemem çok zor.

Diziyi izlemeyen kaldığını sanmasam da kısaca konusuna değineyim. Eitoku Gakuen Japonya’nın en pahalı okuludur. Makino da fakir olduğu halde zorla da olsa burda okuyan bir kızımızdır. Bu okulun sahibinin oğlunun da aralarında olduğu 4 kişilik bir grup vardır ki düşmanımın başına. F4 (Flower Four) olarak geçen bu grup okulda dehşet saçmaktadır. Onların genelde keyfi olarak yani sebepsizce Kırmızı Uyarı verdiği öğrenciler tüm okul tarafından aşağılanmakta, öğrenciye zulmedilmekte ve öğrenci geri çekilene kadar işkence sürmektedir. Grubun elebaşı olan Domyouji ise hepsinden de gaddar, önüne gelene sebepsizce saldırmaktan zevk alan biridir. Kendi halinde takılmaya karar veren Makino maalesef ki kırmızı uyarıyı alan ilk kız olmayı başarır, olaylar gelişir.

Şahsen izlediğim Japon dizileri içinde rahatlıkla ilk 3e girebilecek bu doramayı şiddetle tavsiye etsem de Kore versiyonu da geçen yıl çok başarılı olmuş ve tutmuştur. Kore bana daha çok hitap ediyor diyorsanız, o versiyonu da izlemelisiniz. İki diziyle ilgili ayrıntılı bilgi için Darkangel ve Mavi‘nin yazılarını mutlaka okuyun.

Kurosagi

Yamapi ve Maki’yi pek çoğumuz Nobuta Wo Produce dizisinde izlemiştik. İşte bu ikilinin bir araya geldiği bir başka dizi de Kurosagi’dir. Yani kadro sağlam öncelikle. 11 bölümlük bu dizinin bir de sonradan çekilen filmi vardır. Bahsettiğim film special havasında değil ve yeni olaylar anlatılıyor, belirteyim. Konudan bahsedelim hemen, dizi en kısa haliyle dolandırıcıları dolandırmayı kendine misyon edinmiş bir dolandırıcının hikayesi. Daha açarsak, efendim dizimiz der ki üç çeşit dolandırıcı vardır, insanları parası için dolandıran Shirosagi, duygularıyla oynarak kandıran ve karşı cinsi hedef alan Akasagi ve son olarak bu iki tür dolandırıcıyı dolandıran yani bir tür Robin Hood olan Kurosagi.

burda akira gibi şeker bir yamapi bekleyenler, avcunu yalar 🙂

İşte baş karakterimiz de genç kızların sevgilisi Yamapi tarafından canlandırılan Kurosagidir. Tabi bunu yapmasının bir sebebi vardır, zira dolandırılan babası, annesi ve kardeşini öldürmüş bir nevi üçüncü sayfa haberi yaratmıştır, yani yine bir intikam vakası diyebiliriz. Kurosagi bu dolandırıcılar hakkındaki bilgileri de shirosagilerin babası Katsuragi’den alır. Tabi bir de esas kızımız vardır ki kendisini her daşın altından çıkan Horikita Maki canlandırıyor. Yoshikawa adlı kızımız Kurosagi ile önce amcasının dolandırılması vesilesiyle tanışır, savcı olma hayalleri kuran biri olarak yaptıklarını tasvip etmememektedir. Bir süre sonra da tesadüfen yan dairesine kiracısı olarak taşınır,olaylar gelişir. Dizinin her bölümünde yeni bir av bulur Kurosagi, çeşitli yöntemlerle ve türlü çeşit kılıkta onları dolandırır. Dizide aşk da var ama sonuca bağlanıyor mu yoksa Japonların bayıldığı gibi bir şeyler yarım mı bırakılıyor bilemiycem. Şunu diyebilirim ki eğer “sonuca” değil “sürece” bakanlardansanız, izleyin çünkü keyif alacaksınız ama sonunun bağlanması benim için daha önemli diyorsanız hiç bulaşmayın, benden tavsiye. Aşağıya dizinin açılış jeneriğini ekliyorum, parça Yamapi tarafından seslendirilmiştir, ekleyelim.