Yeni Başlayanlar İçin SHINee

Yaklaşık dört yıl kadar önce giderek hareketlenmeye başlayan Kpop piyasası yepyeni bir grupla tanıştı. Beş adet gencecik çocuktan oluşan bu grup daha ilk performanslarını sergilerken bile kalabalıktan coşkulu bir tezahürat almayı başarmıştı. İngilizce’de parlamak anlamına gelen shine fiilinin sonuna gelen ee eki kelimeye parıldayan kişi anlamını katıyordu. Bu SHINee’nin spot ışıkları altında parlayacak kariyerinin başlangıcı oldu.

SM Entertainment bugüne kadar çıkardığı tüm grupları büyük kitlelere sevdirebilmiş bir şirket. Eğer Kore popunu seviyorsanız, kuşkusuz şirketten çıkan gruplar bunu en iyi yansıtacak kişiler olacaktır. Zira Kpop, Pop müziğin anavatanı olarak kabul edebileceğimiz Amerika’ya öykünür belki ama Koreli olduğunu, Asyalı yönünü de unutmaz. SM’den çıkan gruplar bu anlamda olmaları gereken hizadadır.

SHINee de benim için en özel yere sahip bir kaç gruptan biri hatta müzikal anlamda dinlediğim en iyi grup olduğunu düşünüyorum. Bunu emin olun belli gruplara hapsolmayan, gerçekten Kpop’u takip eden biri olarak söylüyorum. Böyle düşünme nedenlerimi öğrenmek için hikayenin başına dönmek gerekiyor. İşte ben de uzun süredir SHINee’ye olan sevgimin hakkını veren bir yazı yazmak istiyordum, yeni albüm gelmeden bugüne dek SHINee hangi yollardan geçmiş bir bakalım. Grup üyelerine yavaştan ısınarak mı başlasak?

Onew 

Grubun yaşça en büyük üyesi ve lideridir. Kadife sesiyle şarkılara yadsınamayacak bir güzellik katan Onew, sadece şarkı söyleme konusunda değil tüm SHINee üyeleri gibi dans etme konusunda da iddialı. Bunun haricinde şarkı sözü de yazıyor, sunuculuk da yapıyor, müzikallerde de rol alıyor. Dizilerde ufak rollerde görünmüşlüğü de vardır. Kısacası on parmağında on marifet.

Onew en çok tavuk aşkıyla ve sakarlıklarıyla tanınan bir üye. Sahnede yuvarlanan bir şey görürseniz bilin ki o Onew’dir.

Jonghyun

Grubun güçlü sesi Jonghyun kesinlikle şarkı söylemek için doğmuş diyebiliriz. Üstelik benim çok sevdiğim Juliette, Obsession (itinayla tıklayınız) gibi şarkıların sözleri de ona aittir yani o alanda da iddialıdır. Yeni albümde de yine Minho ve Onew ile beraber söz yazımına katkıda bulunduğunu duyduk. Danstan hiç bahsetmiyorum zira ona yazının ilerleyen bölümlerinde geleceğiz.

Jonghyun eğlenceli bir kişilik olmasının yanında romantiktir de. Köpeklere de ayrı bir düşkünlüğü vardır. Grubun açık açık ünlü biriyle ilişki yaşamış (Bkz:Shin Se Kyung) tek üyesidir. Neyse ki(!) ayrıldılar:P

Key

Grubun güzel sesli bir diğer üyesi Key, ballad da söyleyebilir rap de. Hayranları tarafından diva olarak bilinir, bunda moda merakı, lafı gediğine koymaları, beklenmedik manyaklıkları ve kız gruplarına zaafı gibi pek çok şeyin etkisi vardır. Dans konusunda başarısının lafını bile etmiyorum (ki aslında etmiş oluyorum).

Key grubun en sosyal ve diğer idollerle en rahat arkadaşlık kuran üyelerindendir. Hatta kendisi gibi 91’li idollerden oluşan ve bizzat kendisinin kurduğu bir “91liner” grubu da vardır- yine divalık yapmış yani. Grupta kimler yok ki, 2AM’den Jinwoon, FT Island’dan Jaejin, Beast’ten Dongwoon, MBLAQ’ten Mir, Infinite’ten Woohyun, After School’dan Nana, Miss A’den Min ve Kara’dan Nicole. Key an itibariyle ilk müzikalinde de rol almaktadır.

Minho

Grubun bariton sesli rapperı Minho, ayrıca uzun boyu sayesinde en erkeksi görünen üyedir. Bu sayede modellik de yapmıştır. Ayrıca sunuculuk konusunda da grubun en çok tercih edilenlerindendir. Bu yüzden grubun en çok TV’de salınanlarından olmuştur (Oh My School ve Dream Team şahsi favorilerim).

Minho aynı zamanda Super Junior’dan Eunhyuk ve Donghae ile yakın dosttur, bu yüzden bazı hayranlar ona “hyungwhore” gibi bir lakap da bulmuştur ki itiraz edemiycim.

Taemin

Grubun en çok ilgi çeken üyelerinden olan Minnie aynı zamanda maknaedir. Grubun baş dansçısı olduğundan onsuz bir SHINee düşünülemez diyebiliriz. Ayrıca ses anlamında çok sıkı çalışmaktadır ve giderek abilerine yetişmektedir. Bunu Immortal Song 2 programında da kanıtlamıştır. Aslında SHINee’yi yakından izleyen bilir ki Taemin sesini geçen yıl Jong ameliyat olduğunda onun kısımlarını söyleyerek zaten kanıtlamıştı.

Taemin’in de ufak çapta oyunculuk maceraları olmuştur. Görünüş olarak kıza benzetilmesine karşın Taemin bazen abilerinden daha bile erkeksi olabiliyor. Bence dünyanın en sevimli insanıdır. Şu yazımda da belirtmiştim zaten. Aynı zamanda çok da utangaçtır.

Şimdi daha ağır mevzulara geçiyoruz. Üyeleri tanıdığımıza göre bilgisayarlarınızın(!) sesini açın ve SHINee ile müzik yolculuğuna hazırlanın.

SHINee’nin Müzik Sahnesine Çıkışı ve İlk Albüm The SHINee World

SHINee 25 Mayıs 2008’de Replay (tıklayınca video açılıyor, valla bak) adlı smooth diyebileceğimiz, altyapısı sağlam, vokalleri başarılı, koreografisi keyifli bir parça ile piyasaya şu performans ile adım attı. Çıkış parçası olarak çok hareketli ve gaz bir parça seçmemelerine karşın, grup kısa süre içinde sağlam bir hayran kitlesi kazandı. Replay belki sonra gelenler kadar hareketli değildi ama dile dolanma potansiyeli tartışılmazdı. Sadece Noona Nomu Yeppo sözü bile parçanın sevilmesi için yeterliydi.  Tabi ki sadece yaşça büyükler değil, her yaştan insan grubun hayranı oldu. Bu hayran topluluğunun resmi adı, grubun ilk albümüyle aynıydı, The SHINee World ya da daha çok tercih edilen kısaltılmış versiyonuyla Shawol.

Replay mini albümünün ardından grup o yaz ilk ödüllerini aldı ve ilk büyük çapta konserlerini verdi. Grup 2008 yazının sonlarına doğru ilk albümlerini de çıkardı. The SHINee World adlı bu albümden gelen ilk single ise Love Like Oxygen oldu. 80’ler popuna selam çakan, grubun kendi deyimiyle Michael Jackson tarzına yakın bu parça da kısa zamanda sevilen SHINee eserleri arasında yerini aldı. Benim de sevdiğim SHINee şarkılarından olan bu parçanın koreografisi de izlemeye değerdir, her SHINee koreografisinin olduğu gibi. Bu yüzden videonun dans versiyonunu da izleyin derim.

Ardından grup kariyerlerinin daha başında olmasına karşın bir kaç önemli ödül daha aldı. Ekim ayında The SHINee World albümünün Amigo adlı yeni bir versiyonu çıktı ve albüme adını veren parça çıkış parçası olarak kullanıldı. Amigo kelimesinin bildiğimiz Amigo anlamına gönderme yapmasının dışında aslen “Bir güzelliğe aşık olduğunuzda kalbiniz sızlar” gibi çevirebileceğim bir Kore deyiminin kısaltılmış versiyonu olduğu bilgisini de araya sıkıştıralım. Altta grubun Tokyo’daki şahane Amigo performansını izleyebilirsiniz.

Kasım ayında düzenlenen MNet Asya Müzik Ödülleri’nde SHINee 2AM, 2PM ve U-KISS gibi diğer grupları sollayarak “En İyi Yeni Erkek Grubu” ödülünü aldı. Golden Disk Müzik Ödülleri’nden de eli boş dönmedi. Bu ödül törenindeki performanslarını da alttan izlemeyi ihmal etmeyin.

SHINee’ye bu kadar ödül kazandıran ilk albümlerini biraz daha derinine inceleyip, bir kaç şarkı tavsiye etmem gerekirse daha önce adı geçen single’ları es geçerek şu şarkıları söyleyebilirim. Albümden hareketli olarak The SHINee World kesinlikle dinlenmelidir. Graze benim bayıldığım bir parçadır ve Romantic de en şukela SHINee balladlarındandır. Repackaged versiyonunda Forever or Never vardır ki, dinlememesi yazık olur. Aslında tüm albümü gözünüz kapalı dinleyebilirsiniz ki ben yarısını tavsiye ettim zaten:P

Romeo ve 2009, Year of Us Dönemi

2009’u da ödüllerle açan grup Seul Müzik Ödülleri’nde yine “En İyi Yeni Grup” ödülünü kucakladı. Grup 2009 yılının 21 Mayıs’ında yani bir önceki albümlerinden 7 ay kadar sonra yeni bir mini albümle dönüş yapacağı açıklandı. Ancak Onew’in sağlık problemi nedeniyle albümün çıkışı 25 Mayıs’a ertelendi. SHINee bir yıl önce aynı tarihte resmi çıkışını yapmıştı (ki benim de doğumgünüm olur).

Romeo adlı bu mini albüm benim de konsept olarak en sevdiğim SHINee albümlerindendir. Albümden çıkan ilk parça sözleri Jonghyun’a ait olan Juliette‘dir. SHINee’nin hareketli parçaları içinde kuşkusuz en sevdiğim parçadır. Aynı zamanda Minho gibi ben de bu parçanın koreografisini çok keyifli buluyorum.

Romeo mini albümünden dinlemeniz için bir kaç tavsiye daha. Öncelikle slow kategorisine alabileceğimiz Hit Me dinlemeye değerdir. Senorita benim dansı, latin havası ile çok sevdiğim parçalardandır. Aşağıdan canlı performansını izleyebilirsiniz. (Canlı performans The SHINee World Tokyo’dan alınmıştır. Bu konser esnasında Jonghyun yeni bir ameliyat geçirdiği için dans edemiyordu. Bu yüzden grupla beraber dans edemiyor. Onun yerine şu anda EXO grubunda olan Lay dans ediyor.)

Grup 2009 Ekim’inde üçüncü mini albümleri Year Of Us çıktı. SM bu albümün grubun vokal yeteneklerini daha çok ortaya çıkaracağını açıkladı. Albümden seçilen çıkış parçası Ring Ding Dong olsa da, Jo Jo da tanıtımı yapılan parçalardan oldu. Ring Ding Dong SHINee’yi daha büyük kitlelere ulaştıran parçalardan oldu. Jo Jo da benim çok sevdiğim şarkılarından biridir. Albümden bunlar haricinde Y.O.U (Year Of Us) da kesinlikle tavsiye edeceğim parçalardandır (canlı performansı burada).

SHINee bu yıl da ödül törenlerinden eli boş dönmedi ve Golden Disk Ödülleri’nde Popülarite, Seul Müzik Ödülleri’nde Bonsang ödülünü aldı.

Lucifer Dönemi

Grup 2010 yılının Temmuz ayında Lucifer ile tekrar sahalara döndü ama ne dönmek, Lucifer dansı benim hala bir gün yapmak istediğim ve çok zor bulduğum bir danstır, ne dediğimi anlamak için şu videoyu izleyin. Bu parça anında dile dolanması ve büyüleyen dansıyla hemen patladı. Üstelik SHINee hit olma potansiyeli taşıyan bir kaç gaz parçanın arkasına da saklanmadığından yeni albümde çok daha fazlası olduğunu biliyorduk. Zaten bana göre SHINee sevmeyen birinin sevmeme nedeni genelde sadece çıkış parçalarını dinlemesinden kaynaklanıyor. SHINee’nin her hangi bir albümünü baştan sona dinleyen veya canlı performansını izleyen birinin uzun süre bu gruptan uzak kalabileceğine inanmıyorum. Özellikle kanında az da olsa pop sevgisi dolaşıyorsa… Üstteki Lucifer dans versiyonu hatta konserler ve tüm parçaların dans versiyonları bir şeyi daha anlatıyor. SHINee beş üyesinin beşi de dans edebilen bir grup ki bence beş kişilik bir grupta herkes gerçekten iyi dans etmeli çünkü az olduklarından beceremeyip, saçmalayanlar göze batıyor. SHINee’den başka bu özelliğe sahip bir gruba rastlamadım.

Albümün ikinci versiyonu da Hello adlı dünyanın en şirin parçasının ve bir kaç yeni parçanın daha eklenmesiyle Ekim ayında geldi. Grup ikinci albüm tanıtımları haricinde SM Town konserine katıldı ve bunun haricinde pek çok konser de verdi. En önemlisi ilk bağımsız ve büyük çapta SHINee konseri olan SHINee The 1st Concert “SHINee World” Aralık ayında başladı. İlk konser 24.000 kadar Shawol’un katılımıyla Tokyo’da gerçekleşti. Bunun ardından SHINee 2011 için Japonya’da albüm çıkaracağını ve Japonya çalışmalarına ağırlık vereceğini açıkladı.

Lucifer albümüne dönüp bir kaç tavsiye verelim yine. Üstte bahsettiklerim dışında hareketli olarak Up & Down, Ready or Not dinlenmeli. A Yo da çok iyi bir parçadır, buyrun burda da canlı performansı. Slowlardan Quasimodo, Obsession güzeldir. Electric Heart ve Love Pain de güzel, hepsi güzel ulan tüm albümü dinleyin.

SHINee’nin Japonya Çıkışı ve The First

SHINee yeni yıla Seul konseriyle başladı ve ardından Tayvan, Çin, Singapur ve Japonya’da konserler vermeye devam etti. Bu arada grubun Japonya çıkışının yakında gerçekleşeceği açıklandı. Çıkış gerçekleşene dek grup şirketten diğer gruplarla SM Town konserleri vermeye devam etti, bu konserler Kore dışında Paris, Tokyo ve New York’ta da düzenlendi.

SHINee Replay’in Japonca versiyonuyla ve şu video ile Mayıs ayında Japonya çıkışını gerçekleştirdi. Single ilk hafta 91.000’in üzerinde sattı. Haziran ayında da 100.000’i geçtiği için altın plak şeklinde adlandırılmaya hak kazandı.

SHINee Haziran ayında Londra Abbey Road Stüdyolarında sadece 130 kişinin katıldığı özel bir resepsiyonla Japonca albümlerini tanıttı ve ardından Japonya’nın pek çok şehrinde konserler verdi.

Ağustos’ta ise Juliette’in Japonca versiyonu geldi- bu arada SHINee’nin en sevdiğim saçları da bu videodadır, Onew dışında (Favori Onew saçım alttaki fotoda diyerek gereksiz bir bilgi vereyim). Buradan da canlı performansını izleyebilirsiniz. Ekim’de ise Lucifer Japon versiyonu geldi şu video ile. Lucifer ile beraber SHINee Japonya’da bir ilke imza attı ve Oricon listesinde üç single’ı birden çıktığı hafta ilk üçe sokmayı başaran ilk yabancı sanatçı ünvanını kazandı.
Ekim’de grup Londra’daki Kore Film Festivali’nin açılış grubu olarak davet edildi. Oradaki performans haricinde SHINee in London adlı bir konser de düzenlediler ki bu performansın biletleri rekor sürede tükendi. SHINee Londra’da  konser düzenleyen ilk Koreli grup olma şansına da erişti.

Aralık’ta ise sonunda ilk Japonca albüm geldi, The First. Albümdeki yedi şarkı daha önce çıkmış Korece şarkıların Japonca versiyonlarıyken, beş tane de tamamen yeni Japonca şarkı vardı. Bu beş şarkı Better, To Your Heart, Always Love, Start ve Seesaw. Bir de bonus olarak Stranger var.

Bunun haricinde SHINee’den Onew, Key ve Taemin Barselona’ya bir seyahat gerçekleştirdi ve grup bir seyahat rehberi yazan ilk Koreli grup oldu, rehberin adı ise Son of the Sun idi. Fotoğraflardan birini görmek için aşağıya bakmanız yeterli.

SHINee’nin bu Nisan ayı itibariyle Japonya turuna çıkacağı da duyuruldu, grup yedi şehirde konserler düzenleyecek.

Ve Sherlock Geliyor!

2012 yılı itibariyle grubun dönüşünün yakında gerçekleşeceği duyuruldu. Bundan da önce grup Şubat başında bir konser albümü çıkardı, albüm solo performansları da içeriyordu.

SHINee’nin bir buçuk yıl sonra Kore çıkışı gerçekleşeceği için hayranları çok heyecanlı ve grubun ilk tanıtım fotoğraf ve videoları yayınlandı, şarkıyı dinlemek için ise üç günümüz kaldı. Tüm bu güncel haberleri şuradan takip edebilirsiniz. Ben albüm çıkınca zaten özel bir Sherlock yazısı yazacağımdan derinlemesine giremiyorum.

Favori SHINee Performanslarım

Zaten yazı boyunca çoğu şarkının canlı performansını paylaştım ve zaten genelde o hallerini dinlemeyi yeğliyorum. Ancak bazı performansları da var ki benim için biraz daha ayrı bir yere sahipler. İlk olarak orkestra eşliğinde canlı Graze performansı vardır ki şahanedir. Onew katılamasa da şahanedir. Buyrunuz aşağıdan izleyebilirsiniz.

Üstteki parçanın dansını merak ediyorsanız şu videoya alıyorum sizi.

Onew’siz performans içime sinmediğinden size bir de In My Room veriyorum, yine orkestra eşliğinde söylenmiştir ve de çok içli bir şarkıdır.

Tabi ki Lucifer‘ın konser versiyonunu unutmamak gerek. Oldukça güçlü bir performanstır, remix versiyonunun hafiften rock’a selam çaktığı yerler, seyircilerin katılımı ve SHINee üyelerinin sahne karizması bir araya gelince böyle güzel bir performans çıkmış ortaya.

Yine slowlara dönersek, Quasimodo performansını vermek gerekir. Ben anlatmıyorum artık, siz izleyin ve kararı kendiniz verin.

Bunlar haricinde beğendiğim pek çok performansı yazıda paylaştım. Umarım bu grubu bir kaç kişiye de olsa sevdirmeyi başarabilirim ama çok da sevmeyin çünkü şu yazıda da ilan ettiğim gibi hepsi benim (Tamam ShinMin ortak, kızma hemen, senin de).

Sherlock için heyecanlı bekleyiş sürüyor, o yazıya dek becerebilirsem bir de mim cevaplayacağım.

Sevgiler.

Kimbap’ın Haremi

Aslında yazdan beri aynen bu başlıkta bir yazı taslağımda duruyor. Kaderin bir cilvesiyle bir türlü yazamadığım yazı mim olarak kucağıma düşüverdi. Önce gacım Oyuncuşi, ardından Bu‘cum sonra da La Fea mimleyince en sonunda yazayım dedim. Mimin konusu açık, imkanınız olsa bir harem çatısı altında toplayıp, dışarı salmayacağınız 10 güzelliği açıklamak. Ancak malum benim harem kontenjanım sınırsız olduğundan toparlamak hayli zor olacak. 10 kişiyle sınırlamak nedir yahu? Yetkililerden açıklama bekliyorum. Neyse zaten kontenjanı pek sallamadığımı az sonra göreceksiniz.

İki yıl önce bu yazının önce Japon sonra Kore versiyonunu yazmıştım aslında. Şu yazı ile yakın zaman önce Hong Kong versiyonunu da yazdığımı varsayıyorum. Ancak malum iki yıl geçti, listeye yeni isimler eklendi, yelpaze genişledi. 10 kişi kuralını yıkmamaya çalışacağım ama kategorilere ayırarak yapabilirim ancak. Yazıya geçmeden yasal uyarımı yapayım çarpıntı ve burun kanaması gibi yan etkiler olabilir. Buyrunuz eğlence başlasın.

Koreli Oyuncular Koğuşu

Evet gözdelerimi koğuşlarda tutuyorum. Önce oyuncularla başlayalım bakalım.

1. Won Bin

Uzaktan beğenirdim ama o Madeo’yu izlemedim mi, orada film koptu. Çok iyi bir oyuncu olmasının, seçici karakterinin yanında, güzel cemali rüyalarıma girer oldu. İnsan değil bu, sanki bir melek diye türküler yakar oldum. İki yıl önceki listemde de vardı kendileri yalnız büyük bir çıkış yaşamış o günden sonra.

2. Kim Nam Gil

İsmi her türlü espriye müsait bu güzel adamın nesinden bahsetsem, Bidam hallerinden mi, No Regret’teki aşık hallerinden mi yoksa Portrait of a Beauty’deki şirinliğinden mi? Bu blogdan askere gözyaşlarıyla uğurladım, sırf onun hatrına Bad Guy izledim, bölüm bölüm bloga yazmaya bile kalktım. İki yıl yolunu gözledim ve yakında dönüyor kendileri. Geçen asker yeşili bir zarfta tüfekli fotosunu göndermiş. Bir de kasede şarkı doldurmuş, ağladım.

3. Yoo Ah In

Ahhhhh In demek istiyorum. Bu kepçe kulaklıyı ilk Antique Bakery’de izlesem de asıl ilgimi çekmesi Sungkyunkwan Scandal ile oldu. O asi hallerine kurban oldum, saçlarını savuruşuna, dudağını büzüşüne bayıldım. Kalbimden koca bir köşe verdim. Sarangne oppa dedim, alınyazımsın dedim.

4. So Ji Sub

İki yıl önce bir numaramdı, şimdi düşüş yaşamış. Bunun nedeni Jisub’ın şu iki yılda pek gözüme ilişen bir projede yer almaması sanırım ama bu onun taş gibi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

5. Hyun Bin

İki yıl önce de listeme almışım, şimdi de vazgeçemiyorum kendisinden. Askere göndereli şaka maka bir yıl olmuş. Daha önce listeme almamın sebebi My Name is Kim Sam Soon idi, şimdi ise Secret Garden ile yüreklerimizde yer ettiğinden listedeki yerini de koruyor kısmetlim, kıymetlimisss.

Şimdi Koreli oyuncularımız bu kadar aslında bir Jung Woo Sung, Park Shi Hoo, Joo Won ya da Gong Yoo da eklemek isterdim ama malum 5 kişi. Son 5 hakkımı da Japonlarım için kullanıyorum.

Japon Oyuncular Koğuşu

1. Kimura Takuya

Ahh o yok mudur o? Serseri hallerine, çapkın bakışlarına, tatlı gülümsemesine kurban olduğum. Pride dizisinde hayallerimin erkeğini oynayan bu güzellik aynı zamanda Hero dizisinin tuhaf zeka küpü olarak da kalbimi çalmıştır. 2046‘daki hallerinden bahsetmiyorum bile. Seni seviyorum KimuTaku.

2. Odagiri Joe

Önceki listemde de vardı, yeri sağlamlaştı bu güzelliğin. Japonya’nın Johnny Depp’i coolluğun kitabını yazan şahane adam. Garip saçların için berberin, salkım saçak kıyafetlerin için son ütücün olurum.

3. Tamaki Hiroshi

İlk olarak Heavenly Forest adlı tatlı filmin tatlı çocuğu olarak tanıdık. Nodame‘de bir de baktık sert, karizmatik, yerine göre tuhaf ve komik bir orkestra şefi de olabiliyormuş, Love Shuffle’da ise yolunu kaybetmiş, kafası karışık bir adam. Ancak o benim için hala en çok Chiaki Senpai. Seviyoruz.

4. Okada Masaki

Hana Kimi‘de adının Sekime olduğunu söylemekten yorulmuştun, onlar öğrenemedi belki ama ben öğrendim. Yan rollerden baş rollere geçişini yaptığı için mutlu olduğum bir güzelliktir kendisi ve acı bir şekilde, gerçekten de güzeldir.

5. Mukai Osamu

Mei Chan’da beyaz saçlı uşağım, Atashinchi’de asi adamım, Hotaru’da sadece Hotaru’nun değil benim de aklımı karıştıran adam oldun. Daha izleyemesem de Paradise Kiss’de en sevdiğim anime karakterlerinden Joji’ye can vermiştir, saçları mavi olmasa da ben nasıl canlandırdığını merak ediyorum.

Bu listede olmasını istediğim ama kişi sınırlaması yüzünden yer bulamayanlar da var. Mesela Oguri Shun, Matsuyama Kenichi, Sen Mitsuji(zaten model olduğundan oyunculara ekleyemezdim ama içim gitti yani) ve tabi ki Takeshi Kaneshiro. Takeshi’yi daha önce iki listeye eklediğimden artık burada olmasın dedim.

Popçular Koğuşu

Burda bitti sandınız değil mi? Eğlence yeni başlıyor. Ayrı kategori olduğundan bir 10 kişi de burada eklemekte sakınca görmüyorum. İki yıl önce Kpop’a çok bulaşmamıştım belki ama artık uzuuun bir liste de onlar için var.

1. Eunhyuk

Hyukkie’m, Monkey D. Eunhyuk’um, Anchovy’mdir kendisi. Beni çok güldürmesi ilk kalbimi çalan şey oldu. İlk bakışta güzel bir adam olduğu düşünülmez belki ama herkesin fark edemediği karizmatik ve yakışıklı bir yönü vardır. Üstelik benim gibi başarılı erkeklerden etkilenen biri için dansını izlemek (hele MJ dansını ondan güzel yapan yok) ya da spor yapışını izlemek yeterli oluyor.

2. Donghae

Aslında isteğim Eunhyuk ile aynı sıraya koymaktı ama sanırım maymunum balığımdan çok ufak bir farkla önde. Donghae ise dünyanın en güzel, en tatlı yüzlerinden birine sahip, böyle karamela sepeti gibi bir insan kendisi. O şarkı söylesin ben dinleyeyim, ya da o meleksi gülümseyişinden yollasın yeter.

3. SHINee

Hepsi. Şimdi ben Jonghyun’un şahane ses+vücut kombinasyonundan mı bahsedeyim, selvi boylum, cool çocuğum Minho’yu mu anlatayım, kıvrak dansçım, billur seslim, çatlak Key’den mi bahsedeyim, sözlükte şirin kelimesinin karşısına resminin konması gereken Taemin’den mi bahsedeyim ya da kadife sesli, sakar ve şapşal Onew’den mi? Alın size koca grup işte. Şaka bir yana hepsini çok seviyorum ama aşık olunacak erkekten çok, evde beslenecek erkek kategorisindeler benim için.

4. Junhyung

B2ST’in karizmatik, duruşunu bozmayan rapperı. Yamuk gülümsemesini, cool hallerini seviyorum. Goo Hara ile beraber olmasını ise hiç ama hiç sevmiyorum. Bu şirinler listesindeki cool adam ihtiyacını karşılayan, 10 barnağında 10 marifet biridir kendileri.

5. Jonghun

FT Island lideri, gitarıyla döktüren, hem karizmatik hem sevimli olabilen az sayıda insandan biri. Hongki’nin zamanında paylaştığı ucubik fotoğrafına rağmen ben onu sevmekten vazcaymadım.

6. Yoochun

JYJ’in güzel sesi, Sungkyunkwan’dan önce müzik hayatı dolayısıyla uzaktan tanırdım, o da DBSK’yi sevdiğimden. SKKS’de diğer karakterler kadar da sevmemiştim başta ama bir gün kendime Youtube’da bir ayar çekip, Yoochun videolarına boğulunca anladım. Bu çocuk şebeğin teki ve ben şabalak adamları seviyorum.

7. Lee Joon

MBLAQ’in olmazsa olmazı. Yeri gelir çocuksu hareketleri ve saçmalıklarıyla altınıza işetir, yeri gelir sahnede üstünü parçalar, ağzınız açık kalır. Aynı gruptan Mir ve Seungho’ya da bayılsam da Joon her zaman bir tık üstte sanırım.

8. Dujun

B2ST’in lideri. Şarkıların pes bölümlerinde karizmatik sesiyle bir döktürür aman sabahlar olmasın. Kpop aleminin en sevimli liderlerinden. Grup arkadaşı Hyunseung’un Trouble Maker parçasına kendince kattığı yorum, bu da var da görmeye değerdir. Şebekleri sevdiğimi söylemiş miydim?

9. GD

Bigbang’den favorim. Muhtemelen bu listeyi geçen yıl yapsam kendine daha üstlerde yer bulacaktı ama GD sevenler, yani rakibeler birden çoğalınca ben güvenli sulara çekildim. Yetenekli, hem sempatik, hem yakışıklı doğrusu çok mert bir delikanlıdır.

10. Chansung

2PM’den Wooyoung da aklımı karıştırmadı diyemem ama yok yahu yakışıklı erkek dedin mi ben Chansung derim. Kaslı vücuduna, sesine, şaşkın suratına, goril hallerine yandığım.

Topçular Koğuşu

Şimdi geliyoruz Koreli futbolculara… ahaha şaka şaka, henüz o kadar(!) çıldırmadım.

Bu listeye girmesi gereken daha çok insan var ama şu sınır yok mu belimizi büktü azizim. Gerçi ben kota mota dinlemeden kıvrak bir kategori bahanesiyle sayıyı yirmiye çıkardım çaktırmayın. Bir de gelecek listemde olması beklenenler için bakınız alttaki resim.

Bu mim şimdiden şahane yazılar yazacaklarından ve ağzımızın suyunu akıtacaklarından emin olduğum Suspus‘um ve Helin‘ime gitsin.